TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KEYKUBAD II ::.

cilt: 25; sayfa: 360
[KEYKUBAD II - Faruk Sümer]


prenses olduğu için Keykubad’ı veliaht ilân etmiş ve emîrlerle devlet ricâlinin biatını almıştı. Fakat onun ölümünden (644/1246) sonra devlet adamları siyasî geleneğe uyarak büyük şehzade II. İzzeddin Keykâvus’u tahta çıkardılar. Aynı yıl Güyük Han’ın cülûs merasimine katılmak için İzzeddin Keykâvus’u temsilen Moğolistan’a giden ortanca şehzade IV. Kılıcarslan büyük kağanın verdiği bir yarlıkla döndü. Bu yarlıkta İzzeddin Keykâvus ile veziri Şemseddin Muhammed İsfahânî’nin azledildiği ve sultanlığa Kılıcarslan’ın getirildiği bildiriliyordu. Fakat Celâleddin Karatay üç kardeşi birden tahta çıkararak (Rebîülevvel 647 / Haziran-Temmuz 1249) muhtemel bir buhranı önledi; böylece hem Moğollar tatmin edilmiş hem de Selçuklu Devleti’nin itibarı korunmuş oldu. Beş yıl (647-652/1249-1254) süren bu ortak saltanat döneminde yaş sırasıyla üç sultanın da adı hutbede okunuyor, sikke, kitâbe ve belgelere yazılıyordu; bazan da büyük sultan sıfatıyla sadece II. İzzeddin Keykâvus zikrediliyordu.

652 (1254) yılında Mengü Han’ın toplantıya çağırdığı kurultaya katılmak için yola çıkan II. İzzeddin Keykâvus Sivas’a geldiğinde Celâleddin Karatay’ın ölüm haberini aldı ve kapıldığı büyük üzüntü sebebiyle Moğolistan’a gitmekten vazgeçip yerine küçük kardeşi II. Alâeddin Keykubad’ı göndermeye karar verdi, bu durumu bir mektupla Mengü Han’a bildirdi. II. Alâeddin Keykubad’ın maiyetinde Seyfeddin Torumtay, Şücâeddin Abdurrahman ve Lala Bedreddin Muslih gibi kumandan ve devlet adamları da vardı; bu kişiler, babası tarafından veliaht ilân edilmesinden dolayı sultanlığın yalnız Alâeddin Keykubad’ın hakkı olduğunu açıkça söylüyorlardı. Bunlar, Moğollar’ın para ve mala karşı duydukları zaafı çok iyi bildikleri için Selçuklu tahtının sadece II. Alâeddin Keykubad’a tevcih edileceğinden ve kendilerine de önemli mevkiler verileceğinden emindiler; çünkü yanlarında çok kıymetli hediyeler götürüyorlar, bu sebeple de korkmadan konuşuyorlardı. Bu sözlerinden dolayı onlardan hiçbiri Keykubad’a refakat etmekten alıkonulmadı ve hepsi bu şekilde Erzurum’a vardı. İbn Bîbî, Alâeddin Keykubad ve maiyetindekilerin Erzurum’da bir gece kalarak yemek yiyip içki içtiklerini, sonra da uyumak için odalarına çekildiklerini, fakat sabahleyin Keykubad’ın ölü bulunduğunu, ölüm sebebinin araştırıldığını, ancak anlaşılmadığını ve bunun üzerine birtakım dedikoduların çıktığını kaydeder (el-Evâmirü’l-ǾAlâǿiyye, s. 630). Aksarâyî ise Keykubad’ın sadece kendisinin sultan olarak döneceğinden kaygılanan ağabeyleri Keykâvus ve Kılıcarslan tarafından Lala Muslih vasıtasıyla öldürtüldüğünü söyler (Müsâmeretü’l-aħbâr, s. 39). Fakat diğer sultanların kaygıları olsaydı kardeşlerini göndermezler veya yoldan geri çevirerek gitmesine izin vermezlerdi; bu sebeple adı geçen tarihçilerin zehirlenme iddiası, Keykubad’ın âni ölümü yüzünden çıkmış gerçek dışı bir rivayet gibi görünmektedir. Niğdeli Kadı Ahmed, II. Alâeddin Keykubad’ın Erzurum’da annesi Gürcü Hatun’un yanına defnedildiğini yazmaktadır (el-Veledü’ş-şefîk, s. 298). Sultanın hastalanarak öldüğü ve naaşının Erzincan’a götürülüp orada toprağa verildiği de rivayet edilir. Keykubad’ın maiyetinde bulunanlardan çoğu Moğolistan’a varıp Mengü Han’ın katına çıkmışlar ve sundukları değerli armağanlardan dolayı istedikleri mevkilere ulaşmışlardır.

BİBLİYOGRAFYA:

Ebü’l-Ferec, Târih, II, 545-546; a.mlf., Târîħu muħtaśari’d-düvel (nşr. Antûn Sâlihânî el-Yesûî), Beyrut 1890, s. 255, 263-264; İbn Bîbî, el-Evâmirü’l-ǾAlâǿiyye, s. 607 vd., 629-631; Aksarâyî, Müsâmeretü’l-aħbâr, s. 36-39; Bedreddin el-Aynî, Ǿİķdü’l-cümân, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 2391, XIX, 377-382; Niğdeli Kadı Ahmed, el-Veledü’ş-şefîk, Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 4519, s. 298; Târîh-i Âl-i Selçuk (nşr. ve trc. Feridun Nafiz Uzluk), Ankara 1952, s. 33; S. de Saint-Quentin, Histoire des Tartares (nşr. J. Richard), Paris 1965, s. 82; Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi, İstanbul 1971, s. 467, 472-474, 490; a.mlf., “Keykubad II.”, İA, VI, 661-662; Cl. Cahen, Osmanlılar’dan Önce Anadolu’da Türkler (trc. Yıldız Moran), İstanbul 1979, s. 265-270; a.mlf., “Kaykāǿūs”, EI² (İng.), IV, 813-814.

Faruk Sümer  


KEYKUBAD III

(ö. 702/1302 [?])

Anadolu Selçuklu sultanı (1298-1302).

Anadolu Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykâvus’un torunu, Ferâmurz’un oğludur. Hayatının 697 (1298) yılından önceki dönemi hakkında bilgi bulunmamaktadır. Anadolu’daki Moğol kuvvetleri kumandanı Tayci (Tayşi) oğlu Baltu, İlhanlı Hakanı Gāzân Han’dan huzuruna gelmesi için birkaç defa yarlık almış olmasına rağmen hükümdarının bu buyruğunu yerine getirmedi, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Mesud’un da gitmesine engel oldu. Bunun üzerine Gāzân Han Baltu’nun üzerine üç tümenlik bir ordu gönderdi. Beylerbeyi Kutluğ Şah’ın kumandasındaki bu ordu Kırşehir yöresindeki Malya ovasında Baltu ile karşılaştı. Yenilgiye uğrayan Baltu kaçmaya çalışırken yakalandı; Tebriz’e götürülerek orada oğlu ile birlikte öldürüldü (25 Zilkade 696 / 14 Eylül 1297). II. Mesud, Baltu’nun yenilmesi üzerine Kutluğ Şah’ın yanına gidip onun delâletiyle Gāzân Han’ın huzuruna çıktı ve buyruğunu yerine getirememesinin sebeplerini anlattı. Gösterdiği mazeretler Gāzân Han’ı tatmin etmediği için onu hükümdarlıktan azledip Hemedan’da oturmaya mecbur tuttu ve yerine yeğeni Alâeddin Keykubad’ı tayin etti (697/1298). Mevlevî kaynakları, bu tayinde Ulu Ârif Çelebi ile yine Mevlevî olan Atabeg Mecdüddin’in rolü üzerinde durmakta ve Sultan Alâeddin’in bundan dolayı Sultan Veled, Ulu Ârif Çelebi ve diğer Mevlevî büyüklerine teşekkürlerini bildirdiğini kaydetmektedir (Eflâkî, II, 846-849). Bu tayinin ardından Şemsedin Lâkuşî Anadolu vezirliğine, Moğol emîrlerinden Bocukur vergi tahsilinin icrasına, Bayıncar da Anadolu’daki Moğol ordusunun başkumandanlığına getirildi. Bayıncar’ın başkumandanlığa tayini, Baltu’nun isyanında gösterdiği sadakat ve yararlıktan dolayı bu görevin kendisine verilmesini bekleyen Emîr Sülemiş’i kızdırdı ve bu yüzden 698 (1299) kışında isyan etti. Sülemiş, Selçuklular’ı Kösedağ’da bozguna uğratarak vergiye bağlayan Moğol Kumandanı Baycu Noyan’ın torunu idi. Anadolu’daki Moğol kumandanlarından Hıtaylı Taştimur, Celâyir Tayboğa’nın kardeşi İkbal ile diğer bazıları da Sülemiş’in yanında yer aldılar. Sülemiş, emrindeki askerle Bayıncar ve Bocukur’a hücum ederek onları öldürdü. Bunlardan Bayıncar, Gāzân Han’ın eski ve sadık emîrlerindendi. Aynı zamanda Cengiz Han’ın kumandanlarından Sübedey Bahadur’la akrabalığı vardı. Sülemiş Tokat yöresindeki Kazova’da oturarak etrafına çok sayıda asker topladı; birçok kimseye sancak vererek onları beylik mevkiine yükseltti. Karamanlılar’dan 10.000 atlı ile yardıma gelme sözü aldı. Gāzân Han, Sülemiş’in isyanının bastırılmasına yine Kutluğ Şah’ı memur etti. Erzincan Akşehri’nin bulunduğu ovada savaş vuku bulacağı sırada Sülemiş’in emrindeki Moğol askerlerinin çoğu Kutluğ Şah’ın tarafına geçti (4 Receb 698 / 7 Nisan 1299). Tamamı veya bir rivayete göre büyük bir kısmı Karamanlılar’dan olan Sülemiş’in ordusundaki Türkmenler de bu durum karşısında savaş meydanından uzaklaşıp dağlara çekildiler. Memlük ülkesine kaçan Sülemiş orada



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir