TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KEŞİŞ ::.

cilt: 25; sayfa: 324
[KEŞİŞ - Şinasi Gündüz]


sırasında keşişlik teşkilâtı yeniden gözden geçirilerek canlandırılmaya çalışıldı. XVIII. yüzyıl Aydınlanma döneminde keşişlik açısından gerileme yeniden başladı. Özellikle Fransız devriminden sonra manastırlar kapatıldı ve yakıldı. XIX ve XX. yüzyıllarda ise keşişlik teşkilâtı tekrar canlanmaya başladı.

Budizm’de keşişlik uygulamasının Buda tarafından başlatıldığı kabul edilir. Geleneksel inanca göre Buda tahtını terkedip münzevi zâhid olarak yaşadı ve etrafında birçok talebe toplandı. Buda sonrası dönemde keşişlik Budizm’in temel kurumu haline geldi; zira keşişler doğru inancın gerçek temsilcisi olarak kabul edildi. Başlangıçta Budist keşişler gezgin zâhid görünümündeydiler. Dilenme bu keşişlerin önemli özelliklerinden biriydi. Buda devrinde gezici keşişler ve yardım toplayıcıların bir araya geldiği bahçeler (aramalar) daha sonra manastır vihara halini aldı; mağaralardan oluşan basit ikamet yerleri de zamanla muhteşem mağara manastırlarına dönüştü, cemaat şeklinde bir arada yaşama yaygınlaştı (keşişlik kavramı ve uygulamaları hakkında İslâm’ın görüşü için bk. RUHBAN).

BİBLİYOGRAFYA:

Muhammed Hüseyn-i Tebrîzî, Burhân-ı ĶāŧıǾ (nşr. Muhammed Muîn), Tahran 1342 hş., III, 1657; Tâcü’l-Ǿarûs, “rhb” md.; E. R. Hardy, “Monasticism”, A Dictionary of Christian Ethics (ed. J. Macquarrie), London 1967, s. 216-217; M. Southwold, Buddhism in Life, Manchester 1983, s. 214-218; P. Harvey, An Introduction to Buddhism, Teaching, History and Practices, Cambridge 1990, s. 217-243; A. S. Atiya, A History of Eastern Christianity, New York 1991, s. 291-294; Documents of the Christian Church (ed. H. Bettenson), Oxford 1992, s. 116-132; O. Zöckler, “Asceticsm, Christian”, ERE, II, 73-80; F. Cabrol, “Monasticism”, a.e., VIII, 781-797; A. S. Geden, “Monasticism, Buddhist”, a.e., VIII, 797-802; a.mlf., “Monasticism, Hindu”, a.e., VIII, 802-805; G. Weckman, “Monasticism, An Overview”, ER, X, 35-41; M. Collcut, “Monasticism, Buddhist”, a.e., X, 41-44; B. McGinn, “Monasticism, Christian”, a.e., X, 44-50.

Şinasi Gündüz  


el-KEŞKÛL

(الكشكول)

Bahâeddin el-Âmilî’nin (ö. 1031/1622) güzel söz, şiir, nükte ve fıkraları topladığı antolojik eseri.

Farsça’da “dilenci; dilenci çantası, dağarcık, torba” gibi anlamlara gelen keşkûl kelimesi Arapça’da “mecmua, antoloji” mânasını ifade etmekte olup Âmilî’nin bu eseriyle özdeşleşmiştir. Telif tarzı itibariyle Türk edebiyatındaki cönkleri hatırlatan el-Keşkûl, müellifin hayatı boyunca okuduğu eserlerde karşılaştığı güzel ve ilginç parçaların düzensiz biçimde bir araya toplanmasıyla meydana gelmiştir. Âmilî, önsözünde gençlik yıllarında yazdığı el-Miħlât adlı kitabından sonra güzel ve parlak latifeler, büyüleyici şiirler, etkili öğütler, zarif fıkralar bulduğunu söylemekte, eseri bu kitabın devamı olarak telif ettiğini belirtmektedir. Ayrıca eserini düzeltme ve bölümlere ayırma fırsatı bulamadığını, çalışmasına, el-Miħlât’ın ismine uygun olsun diye onun Farsça karşılığı olan el-Keşkûl adını verdiğini ve ilkinde zikrettiği hiçbir şeyi burada tekrarlamadığını söylemektedir.

el-Keşkûl’de tefsirle ilgili açıklamalara, hadislere dair bilgilere, Arap grameri, lugatı ve belâgatına dair kısımlara, düşündürücü fıkralara, ilginç hikâye ve kıssalara, seçme şiirlere, Hz. Ali, Yunan filozofları, hükümdarlar ve bazı ünlülere ait hikmetli sözlere, vecize ve atasözlerine, gazel, methiye, fahriye ve mersiyelere, vasiyet, mektup ve hutbelere, tasavvuf, felsefe ve ahlâka, kelâm, tevhid ve ilâhiyyâta dair bilgilere, matematik ve matematikle ilgili lugazlara, cebir, geometri ve astronomi gibi müsbet ilimlere dair bahislere, müstehcen fıkra ve şiirlere, bazı meşhur âlimlerin vefat, bazı eserlerin yazılış tarihlerine, Hıristiyanlık’la ilgili konulara, Kur’an’daki kelime ve harf sayısına vb. hususlara dair bilgilere yer verilmiştir. Eseri iki cilt halinde neşreden Tâhir Ahmed ez-Zâvî (Kahire 1380/1961) her iki cildin sonuna koyduğu indekste bu konuları yetmiş iki başlık altında toplamıştır.

Âmilî’nin kendisine ve babasına ait önemli miktarda şiirle birlikte el-Keşkûl’de Arap edebiyatında asırlardan beri şöhret bulmuş çok sayıda kaside yer almaktadır. Eserdeki 220 Arap ve 126 İran şairine ait şiirler 5000 beyte ulaşmaktadır (Ömer Ferruh, II, 343). Müellif çeşitli konularda ve özellikle tefsire dair açıklamalarında kendi görüşlerine de yer vermiştir (el-Keşkûl, I, 240-241, 272). Beş cilt olarak hazırlanan eserin ciltlerinin başında ve sonunda müellife ait bazı risâleler de yer almaktadır. Tefsire dair açıklamaların birçoğu başta Zemahşerî’nin el-Keşşâf’ı ile onun bazı hâşiyelerinden, Fahreddin er-Râzî, Beyzâvî, Nîsâbûrî, İbn Cerîr et-Taberî’nin tefsirlerinden, ansiklopedik bilgilerin çoğu da Safedî’den nakledilmiştir. Arap edebiyatında bu tür eserlerin en iyi örneklerinden olan kitap, müellifin geniş kültürünü, ince zevkini gösterdiği gibi telif edildiği çağın edebiyat ve kültür seviyesine de ışık tutmaktadır.

Eser ilk defa Tahran’da yayımlanmış (1266), bunu Kahire, Bulak, Beyrut, Tahran, Kum ve Bombay’da yapılan baskılar takip etmiştir. Tahran ve Kum neşirlerinde yer alan bazı Farsça şiirler ve matematikle ilgili kısımlar Kahire, Bulak ve Beyrut baskılarında çıkarılmıştır. Kitabın Libya müftüsü Tâhir Ahmed ez-Zâvî tarafından yapılan neşri en mükemmel olanıdır (I-II, Kahire 1380/1961). Bunun sonunda (II, 429-502), Bulak baskısında (1288) olduğu gibi Âmilî’nin Vesîletü’l-fevz ve’l-emân fî medĥi śâĥibi’z-zamân adlı kasidesine Şeyh Ahmed el-Menînî’nin 1151’de (1738-39) yaptığı şerh de yer almaktadır.

el-Keşkûl adıyla telif edilen ilk eser, İbnü’l-Mutahhar el-Hillî’ye (ö. 726/1325; Haydar el-Abdelî ya da İbnü’l-Mü‘mer’e) nisbet edilen, Ehl-i sünnet-Şîa ihtilâfına dair el-Keşkûl fî mâ cerâ Ǿalâ (li-) âli’r-Resûl’dür (Necef 1372). Ancak edebî ve antolojik nitelikte ilk eser Âmilî’nin el-Keşkûl’üdür. Daha sonra el-Keşkûl veya MecmûǾa Keşkûliyye adıyla değişik konulardaki derlemeleri içeren doksana yakın eser kaleme alınmıştır. Bunların çoğu İranlı Şiî yazarlara aittir (Âgā Büzürg-i Tahrânî, XVIII, 70-83; XX, 99-101). Zeynüddin Muhammed b. Hasan el-Âmilî’nin Ravżatü’l-ħavâŧır ve nüzhetü’n-nevâžır’ı (Îżâĥu’l-meknûn, I, 594), Şeyh Ali Hâzin’in Müddetü’l-umûr’u, Muhammed b. Ali el-Bahrânî’nin CâmiǾu’ş-şetât’ı (Âgā Büzürg-i Tahrânî, XVIII, 79) ve İbn Usfûr el-Bahrânî’nin Enîsü’l-müsâfir ve celîsü’l-ĥâżır’ı (a.g.e., XVIII, 81) bunlardan bazılarıdır. İbrâhim b. Ali el-Âmilî el-Kef‘amî’nin (ö. 905/1500) kaleme aldığı MecmûǾu’l-ġarâǿib ve MevżûǾu’r-reġāǿib adlı eser de (a.g.e., XX, 56) el-Keşkûl tarzındadır.

BİBLİYOGRAFYA:

Bahâeddin el-Âmilî, el-Keşkûl (nşr. Tâhir Ahmed ez-Zâvî), Kahire 1380/1961, I-II; a.mlf., Ĥürmetü źebâǿiĥi Ehli’l-kitâb (nşr. Züheyr el-A‘racî), Beyrut 1410/1990, neşredenin girişi, s. 37, 38-39; Hür el-Âmilî, Emelü’l-Ǿâmil (nşr. Ahmed el-Hüseynî), Bağdad 1385/1965, I, 156; II, 85, 251, 337; Serkîs, MuǾcem, II, 1263; Îżâĥu’l-meknûn, I, 594; Brockelmann, GAL, II, 415; Suppl., II, 596; Abdülmecîd el-Hür, MeǾâlimü’l-edebi’l-ǾÂmilî, Beyrut 1402/1982, s. 282-283; C. Zeydân, Âdâb, II, 346-347; Âgā Büzürg-i Tahrânî, eź-ŹerîǾa ilâ teśânîfi’ş-ŞîǾa, Beyrut 1403/1983, XVIII, 70-83; XX, 56, 99-101, 232-233; Ömer Ferruh, MeǾâlimü’l-edebi’l-ǾArabî fi’l-Ǿaśri’l-ĥadîŝ,



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir