TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KAYIŞZÂDE HÂFIZ OSMAN NÛRİ ::.

cilt: 25; sayfa: 80
[KAYIŞZÂDE HÂFIZ OSMAN NÛRİ - Muhittin Serin]


gösterilmiştir. İstanbul Özel Sabancı Koleksiyonu’nda mevcut, 17 × 11,5 cm. ebadında, her sayfada on üç satır bulunan, 1298’de (1881) tamamlanmış mushafın ketebe sayfasında hattatın yazdığı altmışıncı mushaf olduğu belirtilmiştir. Hasan Efendi tarafından zerenderzer tarzında tezhip edilmiştir. İstanbul Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı Ekrem Hakkı Ayverdi Hat Koleksiyonu’nda ise Kâbe minyatürlü, güzel nesih hatla, 1305’te (1888) tamamlanmış, 14 × 21 cm. ebadında, doksan sekiz varak, tezhipli bir Delâǿilü’l-ħayrât bulunmaktadır. Hasan Rızâ Efendi ile birlikte etrafı meâlli olarak yazılan ve 1296’da (1879) Osman Bey Matbaası’nda basılan ince nesih hatlı mushafla meâlin on beş cüzünü Hâfız Osman yazmıştır. Kayışzâde’nin hat sanatına kazandırdığı eserler yanında pek çok talebe yetiştirdiği bilinmekteyse de bunlardan yalnız Burdurlu Mustafa Efendi’nin adı bilinmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

Süleyman b. Ahmed, Mir’ât-ı Hattâtîn, Beyazıt Devlet Ktp., nr. 10338, vr. 18b, 34b; Karatay, Arapça Yazmalar, I, 411; a.mlf., İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Arapça Yazmalar Kataloğu, İstanbul 1951, I, 87; İbnülemin, Son Hattatlar, s. 252-256; Sabancı Koleksiyonu, İstanbul 1995, s. 132; Muhittin Serin, Kubbealtı Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu’ndan Seçme Eserler Sergisi Sadberk Hanım Müzesi, İstanbul 2000, s. 40; a.mlf., “ABD’deki El Yazma Eserler ve II. Abdülhamid Koleksiyonu”, Akademik Araştırmalar Dergisi, II/4-5, İstanbul 2000, s. 494; el-Ķāmûsü’l-İslâmî, V, 256; Uğur Derman, “Kayışzâde Hafız Osman”, TA, XXVI, 80.

Muhittin Serin  


KAYITBAY

(قايتباي)

Ebü’n-Nasr Seyfüddîn Hâdimü’l-Haremeyni’ş-şerîfeyn el-Melikü’l-Eşref Kāyıtbay ez-Zâhirî (ö. 901/1496)

Memlük sultanı (1468-1496).

Çerkez asıllı olup 826’da (1423) Kafkasya’da doğdu. On üç yaşında iken Mısır’a getirildi ve Sultan Barsbay tarafından satın alındı. Daha sonra Sultan Çakmak el-Melikü’z-Zâhir’in memlüklerinden oldu. Çakmak tarafından âzat edilerek hasekiler arasına alındı ve ardından devâdâr-ı sagīr tayin edildi. Hoşkadem zamanında (1461-1467) önce tablhâne emirliğine, daha sonra binbaşılık rütbesine yükseltildi. Tahtını ancak iki ay koruyabilen Yelbay döneminde sultanın muhafız birliklerinin kumandanlığına getirildi, tahta çıkmasında etkili olduğu Temürboğa onu atabeg yaptı. Bu sırada Hayırbay’ın neticesiz kalan isyanının bastırılmasında önemli rol oynadı. Ardından arkadaşlarının ısrarı üzerine orduda fazla taraftarı bulunmayan Temürboğa’nın yerine onun da rızâsı ile tahta oturdu (7 Receb 872 / 1 Şubat 1468).

Otuz yıla yakın bir müddet saltanat süren ve Burcî Memlükleri’nin en büyük sultanı sayılan Kayıtbay’ı uğraştıran en önemli mesele Osmanlılar’la mücadelesi oldu. Fâtih Sultan Mehmed’in hac güzergâhındaki su yollarının bakımı ve yeni havuzlar inşa etme teklifinin el-Melikü’l-Eşref Seyfeddin İnal tarafından reddedilmesi yüzünden başlayan gerginlik, Karamanoğulları ve Dulkadıroğulları’na bey tayini ve bu devletleri nüfuzları altına alma mücadelesiyle giderek dolaylı da olsa çatışmaya dönüşmüştü. Kayıtbay tahta çıktığında Osmanlılar’ın desteklediği Dulkadıroğulları Hükümdarı Şehsuvar Bey Memlükler’le savaş halindeydi. Bu sırada Memlükler de Osmanlılar’a karşı Karamanoğulları’nı destekliyordu. Osmanlılar’la ilişkileri düzeltmek isteyen Kayıtbay, Karamanoğulları’nı desteklemekten vazgeçti ve Fâtih’e bir elçi gönderip ondan Memlük kuvvetlerini yenilgiye uğratmış olan Şehsuvar Bey’e yardım etmemesini rica etti. Onun Karamanoğulları’na destek vermekten vazgeçmesinden memnun kalan ve Karaman seferine katılmadığı için de Şehsuvar Bey’e kızgın olan Fâtih bu teklifi kabul ederek askerî desteğini çekti. Devâdâr Yeşbek kumandasındaki Memlük kuvvetleri yalnız kalan Şehsuvar Bey’i önce Antep’te yendi ve onu Zamantı Kalesi’nde kuşattı. Bağlılık bildirip teslim olmak zorunda kalan Şehsuvar Bey Kahire’ye getirildi ve kendisine eman verilmiş olduğu halde idam edildi (877/1472).

Şehsuvar’ın yerine Kayıtbay, önceden beri desteklediği Şahbudak’ı ikinci defa Dulkadırlı Beyliği’nin başına getirmişti. Fâtih Sultan Mehmed ise Dulkadırlı Beyliği için Alâüddevle Bey’i destekledi. Osmanlı kuvvetlerinin yardımıyla Alâüddevle kardeşi Şahbudak’ı yenerek tahtı ele geçirdi (885/1480). Gerek bu gelişmeler gerek iki hükümdar arasında teâti edilen mektuplar ve elçi kabullerinde teşrifata aykırı davranışlar Memlükler’le Osmanlılar’ı savaşın eşiğine getirdiyse de Fâtih’in ölümü Osmanlı-Memlük savaşını bir süre erteledi.

Kayıtbay’ın diğer bir tehlikeli komşusu Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’dı. Ancak onun 1473’te Otlukbeli’nde Osmanlılar’a yenilmesi bu tehlikeyi azaltmıştı. Fakat Uzun Hasan’ın 882’de (1478) ölümünden sonra yerine geçen Yâkub Bey zamanında iki ülke arasında önemli bir savaş yapıldı. Yeşbek kumandasındaki Memlük ordusu, Hama nâibini öldürdükten sonra Akkoyunlu ülkesine kaçan Hama bedevîlerinin liderini takip ederek onun sığındığı Ruha şehrini kuşatmıştı. Ruha Valisi Bayındır, bu sırada âni bir saldırıya geçerek Yeşbek kumandasındaki Memlük kuvvetlerini hezimete uğrattı. Başta Emîr Yeşbek olmak üzere Memlük ordusu çok büyük kayıp verdi. Kayıtbay bunu sineye çekmek zorunda kaldı ve Akkoyunlular’dan intikam almak yerine barış yolunu tercih etti. Zira bu sırada Osmanlı tahtına geçmiş olan II. Bayezid’i önemli bir tehdit olarak görüyor ve başka bir cephe açmaktan çekiniyordu.

II. Bayezid’e karşı taht mücadelesi veren Cem Sultan’ı Kayıtbay’ın ülkesine kabul ederek ona yardımcı olması iki devleti savaşın eşiğine getirdi. Çok geçmeden aynı zamanda II. Bayezid’in kayınpederi olan Dulkadırlı Beyi Alâüddevle Memlükler’in elindeki Malatya’yı kuşattı ve Kayıtbay’ın kendisine karşı gönderdiği kuvvetleri bozguna uğrattı (889/1484). Kayıtbay, bu durum karşısında bir elçilik heyetiyle Bayezid’e barış teklifinde bulundu. Ancak elçileri Osmanlı başşehrinden elleri boş döndü. Osmanlı kuvvetleri daha onlar ülkelerine ulaşmadan sınırı geçerek Memlük topraklarına girdi (890/1485). Biri Tarsus ve Adana’yı işgal eden, diğeri Malatya önlerine gelen iki Osmanlı ordusuyla Memlük orduları arasında başlayan savaşlar, 895 (1490) yılına kadar sürdü. Bu savaşlar sırasında Adana ve Tarsus birkaç defa el değiştirdi. 8 Ramazan 893’te (16 Ağustos 1488) Adana civarındaki (Ağaçayırı) savaşı kazanan Memlükler şehri tekrar ellerine geçirdiler. Dulkadırlı Beyi Alâüddevle’nin Memlükler’e iltihakı onların işini kolaylaştırmış, Çukurova’da cereyan eden bu savaşlarda üstün gelen taraf genellikle Memlükler olmuştur.

Kayıtbay, 895’te (1490) Osmanlılar’la barış yapmak için yeni bir heyet gönderdiyse de bu yeni bir savaşa yol açtı. Kayıtbay, Emîr Özbek’e Osmanlı ülkesine saldırı emri verdi. Kayseri üzerine yürüyerek karşısına çıkan Osmanlı birliklerini mağlûp eden Özbek, Osmanlı kuvvetlerinin yaklaştığını duyunca muhasarayı kaldırdı.