TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KARAHANLILAR ::.

cilt: 24; sayfa: 411
[KARAHANLILAR - Abdülkerim Özaydın]


iyi davranması istenirdi (a.g.e., beyit nr. 1766, 2178-2180).

Karahanlı devlet teşkilâtında yer alan vezirlerin başkanlık ettiği büyük divanla ilgili mâlûmat yoktur. Ancak Sencer’in inşâ divanından çıkan bazı mektuplarda Batı Karahanlılar’ın meclis-i âlîsinden sıkça bahsedilmesi Karahanlılar’da da benzeri bir divanın bulunduğunu göstermektedir (Genç, Karahanlı Devlet Teşkilâtı, s. 255). Karahanlılar’da büyük divana bağlı olarak çalışan diğer divanların bulunup bulunmadığı konusunda da yeterli bilgi yoktur. Bununla beraber müstevfînin yerine ağıçı (hazinedar), tuğraînin yerine bitigci denilmesi, ılımga ve tamgaçı (mühürdâr) gibi görevlilerden söz edilmesi dikkate alınarak bu teşkilâtın mevcut olduğu söylenebilir.

Hükümdarın fermanlarına yarlık denir (Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, III, 42) ve bunlar hükümdarın damgasını taşırdı (a.g.e., III, 353). Uygur harfleriyle yazılan fermanları kaleme alan kâtiplere ılımga adı verilirdi (a.g.e., I, 143; kâtiplerin taşıması gereken vasıflar için bk. Genç, Karahanlı Devlet Teşkilâtı, s. 259 vd.). Hazineye ağı kaznakı ve kaznak, daha sonraları hazine ve kenc, hazinedara ise ağıçı denildiği ve XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren malî işlerle uğraşanlar için müstevfî ve âmil unvanlarının kullanıldığı anlaşılmaktadır (a.g.e., s. 263).

Karahanlı hükümdarları bizzat mezâlim mahkemelerine başkanlık ettikleri gibi kendilerine vekâlet etmek üzere bir kadıyı da görevlendirebilirlerdi. Meselâ Tamgaç Buğra Han İbrâhim b. Nasr, Kadı Ebû Nasr Mansûr b. Ahmed b. İsmâil’i Semerkant ve civarına sâhibü’l-mezâlim tayin etmişti (a.g.e., s. 266; Muhammed Khadr, JA, CCLV [1967], s. 320). Şer‘î davalara ise kādılkudâtın nâibi durumundaki kadılar bakardı. Batı Karahanlı Hükümdarı Ahmed b. Hızır Han, kadı ve fakihlerden oluşan bir mahkeme heyeti tarafından zındıklıkla suçlanarak yargılanmış ve ölüm cezasına çarptırılmıştı (İbnü’l-Esîr, X, 243-244).

Karahanlı Devleti eski Türk idarî geleneğine uygun olarak ikili teşkilât esasına göre idare edilirdi. Doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılan devletin doğu kısmı doğrudan büyük hakan, batı tarafı ise onu metbû tanıyan bir hânedan mensubu tarafından yönetilirdi. Meselâ Ebû Nasr Ahmed b. Ali büyük hakan olarak iktidarı elinde bulunduruyor, kardeşi Nasr b. Ali de ona tâbi olarak başta Mâverâünnehir olmak üzere Fergana’dan itibaren devletin batıdaki topraklarını idare ediyordu. Bu durum devletin ikiye ayrıldığı 1041-1042 yıllarına kadar sürmüştür (Genç, Karahanlı Devlet Teşkilâtı, s. 269). Vilâyetler ise hânedan mensupları, nâibler ve valiler tarafından yönetilirdi. Meselâ İlig Han Nasr, Semerkant’ın idaresini kardeşi Câfer Tegin’e verirken Buhara’ya da bir vali tayin etmişti (a.g.e., s. 270).

Diğer Türk devletlerinde olduğu gibi askerî karaktere sahip olan Karahanlılar da ordu saray muhafızları, hassa ordusu, hânedan mensuplarıyla vali ve diğer devlet adamlarına bağlı güçler, Çiğil, Karluk gibi devlete tâbi Türk kabilelerine mensup kuvvetlerden teşekkül ediyordu. Yatgak ve turgak denilen saray muhafızları hükümdarı ve sarayı gece-gündüz korumakla görevliydi. Gulâmlar küçük yaşta satın alınarak yetiştirilirdi. Gulâmlardan oluşan muhafızlara bir subaşı kumanda ederdi (a.g.e., s. 288). Ölen hükümdarın ve devlet adamlarının gulâmları yeni hükümdarın hizmetine girerdi (a.g.e., s. 290). Hükümdarın şahsına bağlı ücretli askerlerden meydana gelen hassa ordusu hakkında yeterli bilgi yoktur. Ancak Arslan Han Muhammed b. Süleyman’ın 12.000 Türk köleden oluşan ordusu bulunduğu bilinmektedir (Bündârî, s. 239). Ordunun maaşı ve savaş araç gereçleriyle ilgilenen askerlerin kayıtlarını tutan bir divan teşkilâtının (Dîvân-ı Arz, Dîvânü’l-ceyş) mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Askerlerin adları ve istihkakları Ay bitiği denilen (Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, I, 40) bir deftere kaydedilirdi. Özellikle Batı Karahanlılar’da hassa askerlerinin iktâ sahibi olduğu söylenebilir (Genç, Karahanlı Devlet Teşkilâtı, s. 293). Hükümdarın belli bölge ve vilâyetleri yönetmek üzere görevlendirdiği hânedan mensuplarının ve valilerin de kendilerine bağlı askerî birlikleri bulunmaktaydı.

Karahanlı ordusunda başta Çiğiller olmak üzere muhtelif Türk kavimlerine mensup kuvvetler vardı. Çiğiller’in kumandanları Karahanlılar’la Selçuklular arasındaki siyasî ilişkilerde önemli rol oynamışlar, aynı şekilde Karluklar da XII. yüzyıla kadar Karahanlı ordusunda hizmet etmişlerdir. Ali Tegin’in Buhara yakınlarındaki Harluhordu denilen askerî karargâhı Karluklar’ın Karahanlı ordusuna hizmet ettiklerini göstermektedir (İA, VI, 259). Ugraklar’ın Uygurlar’la yapılan savaşlarda Karahanlı ordusunda görev yaptıkları (Dîvân-ı lugāti’t-Türk Tercümesi, III, 183), Basmil ve Çomullar’ın da orduda görev aldıkları bilinmektedir (Genç, Karahanlı Devlet Teşkilâtı, s. 296).

Hunlar’dan beri uygulandığı bilinen onlu sistemin Karahanlı ordusunda da tatbik edildiği söylenebilir. En küçük askerî birliğe otag, kumandanına otagbaşı denilirdi. Otagbaşının emrinde yaklaşık on kişinin bulunduğu tahmin edilmektedir. Daha sonra sırasıyla yaklaşık elli kişiden oluşan hayl (hil de denilen takım) ve onotag denilen askerî birlikler geliyordu. Onotağın yaklaşık 100 kişiden oluştuğu tahmin edilmektedir (a.g.e., s. 317). Her ordunun başındaki kumandan subaşı unvanıyla anılırdı. Yûsuf Has Hâcib’in, “On iki binlik ordu büyük bir kuvvet” ve, “Dört bin asker tam bir ordudur” şeklindeki ifadelerinden (Kutadgu Bilig, beyit nr. 2334, 2335) bu orduların 4000-12.000 kişilik askerî birliklerden meydana geldiği tahmin edilebilir.

BİBLİYOGRAFYA:

Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, I, 14, 28, 30, 32, 40, 61, 63, 92, 101, 108, 142-143, 255, 271, 376, 408, 410, 441; III, 42, 77, 157, 170, 183, 353; ayrıca bk. İndeks.; Ahmet Caferoğlu, Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, İstanbul 1968, s. 92, 161; Nerşahî, Târîħu Buħârâ (trc. Emîn Abdülmecîd Bedevî - Nasrullah Mübeşşir et-Tırâzî), Kahire 1385/1965, s. 29-30, 48-49, 57, 76-77, 147-148; ayrıca bk. İndeks; Ĥudûdü’l-Ǿâlem (Minorsky), s. 95-97; ayrıca bk. İndeks; Gerdîzî, Zeynü’l-aħbâr (nşr. Abdülhay Habîbî), Tahran 1347 hş., s. 187-188, 201-202, 260; Muhammed b. Hüseyin el-Beyhakī, Târîħ (nşr. Kāsım Ganî - Ali Ekber Feyyâz), Tahran 1375, s. 68-69, 77, 84, 91, 197-199, 215, 220, 233, 283, 325, 331, 338, 409, 509, 526-530, 547, 551, 673, 677; Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig (trc. Reşid Rahmeti Arat), Ankara 1974, beyit nr. 720, 740-741, 1036, 1766, 2178, 2180-2183, 2193, 2334-2335, 2731; ayrıca bk. türlü beyitler; Nizâmülmülk, Siyâsetnâme (Köymen), s. 122-124; ayrıca bk. İndeks; Rûzrâverî, Źeylü Tecâribi’l-ümem (nşr. H. F. Amedroz), Oxford 1921, III, 374; Mücmelü’t-tevârîħ ve’l-ķıśaś (nşr. Muhammed Ramazânî), Tahran 1318 hş., s. 421; Nizâmî-i Arûzî, Çehâr Maķāle (nşr. Muhammed Kazvînî), Leyden-London 1910, s. 28, 46; ayrıca bk. İndeks; Sem‘ânî, el-Ensâb, X, 458-459; Ahbârü’d-devleti’s-Selcûkıyye (Lugal), s. 37, 44-45, 54, 63; Yâkūt, MuǾcemü’l-büldân (Cündî), I, 419-423, 564-566; III, 279-283; ayrıca bk. İndeks; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, IX, 100, 108, 300, 462; X, 120, 243-244, 350; XI, 82-84; ayrıca bk. İndeks; Muhammed b. Ahmed en-Nesevî, Sîret-i Celâleddîn-i Mingburnî (trc. Anonim, nşr. Müctebâ Mînovî), Tahran 1344 hş./1965, s. 60; Bündârî, Zübdetü’n-Nusra (Burslan), bk. İndeks; Cûzcânî, Ŧabaķāt-ı Nâśırî, I, 245, 252, 307; Cüveynî, Târîh-i Cihângüşâ (Öztürk), II, 297, 301-302, 305-307, 331-334; Müneccimbaşı, Sahâifü’l-ahbâr, II, 514-519; Ahmed el-Menînî, el-Feŧhu’l-vehbî Ǿalâ Târîħi Ebî Naśr el-ǾUtbî, Kahire 1286, II, 26 vd., 76 vd. 128 vd.; S.-L. Poole, Catalogue of Oriental Coins in the British Museum, London 1876-89, III, 120-126; IX, 193-197; Ahmed Tevhîd,



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir