TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KARAÇELEBİZÂDE ABDÜLAZİZ EFENDİ ::.

cilt: 24; sayfa: 383
[KARAÇELEBİZÂDE ABDÜLAZİZ EFENDİ - Nevzat Kaya]


rağbet gören, ancak konularının dağınıklığı sebebiyle rahatça kullanılamayan el-Eşbâh ve’n-nežâǿir adlı eseri yeniden düzenlenmiş, lüzumlu görülen yerleri açıklanmıştır. 11. Risâle fî ķavli’l-Beyżâvî “enne’l-muǾtebere taħśîśu hâźe’l-ĥükm” (Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 1046/14, vr. 132-139).

Abdülaziz Efendi’nin ayrıca Ĥilyetü’l-enbiyâǿ, el-Kâfî, Kitâbü’l-Elġāz fi’l-fıķhi’l-Ĥanefî adlı eserleriyle Aħlâķ-ı Muĥsinî tercümesi, bir divanı ve Risâle-i Kalemiyye adlı kitabının bulunduğu belirtilir. Fetvalarının Fetâvâ adıyla toplandığı da bilinmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

BA, KK, nr. 258, s. 57; Mecdî, Şekāik Tercümesi, s. 391; Atâî, Hadâiku’l-hakāik fî tekmileti’ş-Şekāik, İstanbul 1268, s. 416- 417; Kâtib Çelebi, Fezleke, II, 152; Naîmâ, Târih, III, 207; VI, 348; Uşşâkīzâde İbrâhim, Zeyl-i Şekāik (nşr. H. J. Kisling), Wiesbaden 1965, s. 243; Belîğ, Güldeste, s. 314-316; Şeyhî, Vekāyiu’l-fuzalâ, s. 252-254; Müstakimzâde, Devha-i Meşâyih-i Kibâr, Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi, nr. 251, vr. 21a-b; Ayıntâbî Mehmed Münîb, Zeyl-i Devhatü’l-meşâyih, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2441, vr. 22a-b; Hammer (Atâ Bey), IX, 190; Sicill-i Osmânî, III, 339; İlmiyye Salnâmesi, s. 461; Ahmed Refik [Altınay], Âlimler ve Sanatkârlar, İstanbul 1924, s. 151 vd.; Osmanlı Müellifleri, III, 121; Orhan F. Köprülü, “Şeyhülislam Kara Çelebizâde Abdülaziz Efendi ve Müftü Suyu”, TTK Belleten, XI/138 (1947), s. 137-145; F. Babinger, “Abdülaziz Efendi”, İA, I, 64; N. Göyünç, “Ķarā-Čelebi-Zāde”, EI² (İng.), IV, 573-574.

Nevzat Kaya  


KARAÇİ

Pakistan’ın en büyük şehri.

XVIII. yüzyılda Hint Okyanusu’nun Sind sahillerinde ve İndus deltasının kuzeybatısında küçük bir balıkçı köyü olarak kurulmuştur. Bilinen ilk ahalisi Belûçlar’ın Dodâî koluna mensup Kulaçiler’dir. Kaynaklara Caranjee, Crochey, Krotchey, Currachee ve Kurrache yazılışlarıyla geçen isminin bu kavmin adından alındığı sanılmaktadır. XVIII. yüzyılın sonlarına doğru 15.000 nüfuslu bir liman şehrine dönüşen Karaçi, Tâlpûr Emîri Feth Ali Han’ın 1795’te limanın ağzındaki Manora Burnu’na bir kale yaptırmasıyla daha fazla önem kazandı. 1839’da şehre İngilizler hâkim oldular ve kurdukları çeşitli tesislerle burayı sömürge ürünlerini İngiltere’ye gönderdikleri bölgenin en işlek limanı haline getirdiler. Mısır’da Süveyş Kanalı’nın deniz trafiğine açılmasıyla (1869) Karaçi’nin ticarî hayatında hissedilir bir canlanma başladı. 1878’de Mültan, Pencap ve Delhi demiryolu buraya ulaştı. XX. yüzyıla girildiğinde Hint Okyanusu’nun en önemli limanı Karaçi idi.

XX. yüzyılın ilk çeyreğinde Karaçi siyasî gelişmelerin merkezi oldu. Burada 8 Temmuz 1921’de Hindistan Hilâfet Kongresi toplandı; 25 Mart 1931’de Mahatma Gandi ile Hindistan genel valisi Lord Irwin buluşarak Hindistan’ın geleceğini tartıştılar; 24 Aralık 1943’te Hindistan Müslümanları Birliği tarihî toplantılarından birini yaptı. Yine Karaçi, II. Dünya Savaşı sırasında ve Pakistan ile Hindistan devletlerinin kuruluş öncesi günlerinde önemli gelişmelere sahne oldu. 11 Ağustos 1947 günü burası Pakistan Devleti’nin başşehri ilân edildi ve bu durumunu 1959’a kadar korudu. 11 Eylül 1948’de şehirde vefat eden Muhammed Ali Cinnah yine burada toprağa verildi ve üzerine şehrin merkezinde modern bir üslûp sergileyen bir anıt mezar yapıldı.

Karaçi, kuzeydeki Ravalpindi ve şimdiki başşehir İslâmâbâd’a rağmen ticaret, sanayi, finans ve kültür merkezi olma durumunu muhafaza etmekte ve millî-kolonyal-modern mimarisi, gecekondu semtleriyle ülkenin her bakımdan karakteristik özelliklerini taşımaktadır. Hızlı bir büyüme ve nüfus artışı görülen şehir Belûç, Patan, Sindli, Hindu ve Avrupalı yabancılardan oluşan karışık nüfus yapısıyla dikkat çeker. Pakistan’ın kuruluşundan sonra müslümanlar kalabalık bir şekilde buraya göç ederek şehri genişletmişlerdir. Nüfus sürekli olarak artmaktadır; 1891’de 98.000, 1921’de 202.000, 1941’de 359.000, 1961’de 2.134.870, 1981’de 5.100.000 ve 1998’de 9.800.000 iken 2000’de 10.000.000’u aşmış durumdadır. Özellikle petrokimya, demir çelik ve tekstil tesisleri bu şehirde toplanmıştır; bunların dışındaki başlıca sanayi dallarını metal eşya, kâğıt, mobilya, deri, kauçuk, elektrikli eşya ve dokumacılık teşkil eder. Peşâver ve İslâmâbâd’ı güneye bağlayan karayolunun son noktası Karaçi’dir. İran ile teması Zâhidân yolu sağlar. Burada denize ulaşan demiryolu sistemi Sind ve Pencap bölgelerinin can damarı durumundadır. Afganistan, Belûcistan, Pencap ve Sind’deki üretimlerin başlıca ihraç limanı olan Karaçi’de milletlerarası hava limanı da bulunmaktadır. Karaçi Üniversitesi 1950’de kurulmuştur.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir