TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KANPÛR ::.

cilt: 24; sayfa: 314
[KANPÛR - Azmi Özcan]


Hindistan’ın sekizinci büyük şehridir ve özellikle çok sayıdaki tapınakları ve yakınında bulunan Bithur harabeleriyle Hindular için kutsal kabul edilen bir yerdir.

BİBLİYOGRAFYA:

A. Ward, Our Bones are Scattered, The Cawnpore Massacres and the Indian Mutiny of 1857, New York 1996, bk. İndeks; M. Yanuck, “The Kanpur Mosque Affair of 1913”, MW, LXIV (1974), s. 307-321; C. E. Bosworth, “Kānpur”, EI² (İng.), IV, 551; “Kanpur”, EBr., XII, 522.

Azmi Özcan  


KANSU GAVRİ

(ö. 922/1516)

Memlük sultanı (1501-1516).

Asıl ismi Cündeb, künyesi Ebü’n-Nasr olup Seyfeddin ve Kansu lakaplarıyla tanınır. Yanlışlıkla Afganistan’daki Gur bölgesine nisbetle Gûrî, fakat daha doğru ve yaygın olarak Mısır’daki Gavr askerî ocağına izâfetle Gavrî şeklinde bilinir. Kansu adı ise Türkçe’de “kanı saf” anlamına gelen kanısavdan bozmadır. Kendisini Çerkez diyarından getirip Sultan Kayıtbay’a satmış olan Baybardî’ye nisbetle “Kansu min Baybardî” ve Eşref Kayıtbay’a izâfetle Eşrefî şeklinde de anılır. Mısır’a gelmeden önceki hayatı hakkında çok az bilgi vardır. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte yetmiş sekiz yaşlarında öldüğüne göre 844’te (1440-41) doğmuş olduğu söylenebilir.

Kansu Gavri, Gavr askerî ocağında yetiştikten sonra önce sultanın câmedârı, ardından hasekiyyelerinden biri oldu. 886’da (1481) Yukarı Mısır’ın kâşifliğine getirildi, üç yıl sonra da emîrler zümresine girerek “onlar emîri” oldu. Memlük Sultanlığı’nın kuzey seferlerine katıldı, 1485-1491 Memlük-Osmanlı savaşları sırasında Memlükler’in eline düşen Tarsus’un nâibliğine tayin edildi (894/1489). Daha sonra Halep nâibliğinden hâcibü’l-hüccâblığa, ardından Malatya nâibliğine getirildi. 1496’da Kayıtbay ölünce Kahire’ye dönerek Nâsır Muhammed’in hizmetine girdi ve “mukaddemü’l-ulûf” pâyesine, arkasından da “re’sü nevbeti’n-nüvvâb”lığa yükseltildi. Canbolat el-Eşrefî zamanında (1500-1501) Şâm nâibi Kasru’nun isyanını bastırmak üzere Devâtdâr Tumanbay’ın kumandası altında sefere çıktı. Ancak Tumanbay, âsi Şam valisiyle birleşerek Canbolat’ı tahtından indirip kendini sultan ilân edince Gavri sırasıyla devâtdârlık, vezirlik ve üstâdüddârlık görevlerini üstlendi. Sultan Tumanbay emîrlerin kendi aleyhine döndüğünü görünce bir süre Kahire’de gizlendi. Tumanbay’a muhalif mukaddem emîrleri aralarından uygun birini sultan seçmek üzere toplandılar ve yaşı altmışı aşmış olan Kansu Gavri’yi uygun gördüler. Aslında emîrler onu, saltanat hırsının bulunmayışından ziyade yaşlılık ve zayıflığından yararlanarak dilediklerini yapabileceklerini sandıkları için seçmişlerdi. Böylece 1 Şevval 906’da (20 Nisan 1501) Abbâsî Halifesi Müstemsik-Billâh ve devlet ileri gelenleri tarafında kendisine biat edilen Gavri’ye el-Melikü’l-Eşref lakabı verildi.

Kansu Gavri, önce asayiş ve güvenliği sağlayıp iç meseleleri çözmeye çalıştı. Yaptığı ilk icraat, tekrar saltanatı ele geçirmeye çalışan selefi Tumanbay’ı ortadan kaldırmak ve ona tâbi olanları Yukarı Mısır’a sürdürmek oldu. Sadık emîrlerini devletin önemli makamlarına getirdi, bu arada kendisini tahttan indirmek isteyenleri bertaraf etti. Devlet kadrolarına yakınlarını tayin ederek mevkiini güvence altına almaya çalıştı. Haseki memlüklerini arttırıp sayılarını 1502-1516 yılları arasında 1200’e çıkardı. Bunlardan 400 köleyi ayırdı ve bu köleler onun adına nisbetle “el-memâlîkü’l-Eşrefiyye el-Gavriyye” diye anıldı.

O sırada Portekizliler’in doğu ticaret yolunu kesmelerinden dolayı Mısır önemli miktarda vergi geliri kaybına uğramış durumdaydı. Bu yüzden Gavri çeşitli zümrelerden, hatta nâib ve kâşiflerden tahsil edilen vergileri arttırırken tüccar, mukātaa sahipleri ve esnaftan alınan vergileri de bir yıl önceden toplattı. Müsâdere sistemini yaygın hale getirdi, ticarî mallara ağır vergiler koydurdu. Halkın malî yönden daha çok ezilmesine yol açan ayarı düşük sikkeler kestirip devlet hazinesini doldurmaya çalıştı. Onun bu uygulamaları çeşitli kesimlerce tepkiyle karşılandı. Mısır, Suriye ve Hicaz’da merkezî hükümete karşı isyanlar çıkarken Şam halkı da nâiblerine baş kaldırdı. Trablus nâibi Devletbay ile Halep nâibi Sıbay, bu olayları istismar ederek Sultan Gavri’yi devirmek için Kıyt er-Recebî’yi de yanlarına alıp birleştiler. Kansu Gavri, bu ittifakı önce Mısır’da ve ardından gittiği Şam’da dağıttı. Emîr Sıbay’a Şam nâibliğini vererek durumu lehine çevirmeyi başardı. Ancak 920 Rebîülevvelinde (Mayıs 1514) kuzeye gerçekleştirilen sefer sırasında Memlük askerlerinin Halep halkına yaptığı zulümler yüzünden Halep nâibiyle çatışmalar meydana geldi. Bu olayın, daha sonra Osmanlı padişahıyla ilişki kuran Halep nâibi Hayır Bey’e ve Halep halkına büyük tesiri olmuştur. Hicaz’a da aleyhine çıkan olayları bastırmak için birkaç sefer düzenleyen Kansu Gavri sonunda duruma hâkim oldu ve Mekke’ye Şerif Berekât’ı tayin etti.

Kansu Gavri döneminde Memlük Sultanlığı, Portekiz ve İspanya’nın saldırılarına uğrarken Safevî ve Osmanlı devletlerinin rekabetiyle de karşı karşıya kaldı. Memlük Sultanlığı’nın Hint ve Uzakdoğu ülkeleriyle ticarî, Abbâsî hilâfetinin merkezi ve Haremeyn’in hâmisi olarak da mânevî münasebeti vardı. Özellikle Portekizliler’in Kızıldeniz, Basra körfezi ve Hint denizindeki faaliyetleri, Memlükler’i zor durumda bıraktığı gibi mukaddes yerler de tehdit altına girmiş bulunuyordu. Ticarî menfaatleri sarsılan Venedik hükümeti, İslâm ülkelerinin hâmisi olarak Gavri’ye elçi gönderip Portekizliler’e karşı koymasını, Hindistan’daki müslüman hükümdarların onlarla ticaret yapmalarını engellemek için faaliyete geçmesini, Mısır limanlarında bulunan malların fiyatlarını indirmesini istemişti. Öte yandan Hindistan’daki müslüman devletler de Sultan Gavri’ye feryatnâmeler göndererek yardım istemeye başlamışlardı. Kansu Gavri, Portekizliler’in müslüman tüccar ve hacıların gemilerine saldırılarını durdurmak için papaya ve bazı Avrupa krallarına çağrıda bulunduysa da bundan bir sonuç çıkmadı. Portekizliler ise saldırılarını arttırmışlar, 1505’te Hint denizinde on yedi gemiyi birden batırmışlardı. 1502 yılından beri yavaş yavaş Hindistan sahillerine yerleşen Portekizliler’e karşı Memlük Sultanı Gavri, elli savaş gemisiyle birlikte Cidde nâibi Hüseyin el-Kürdî kumandasında Hindistan’a bir sefer düzenletti. Emîr Hüseyin de Mekke ve Medine’nin önemli ticaret limanı olan Cidde’nin savunması için sur ve burçlar yaptırdı; Kızıldeniz’e gizlice giren Portekiz gemilerini takipten sonra 1506’da Hindistan’a yöneldi. Bu arada Gavri, Portekizliler’i durdurmak için Avrupa’ya bir elçi daha gönderdi.

913’te (1507) Hint Okyanusu’na varan Memlük deniz kuvvetleri, Şaul Limanı önünde Portekizliler’le çarpışarak onları mağlûp ettilerse de artık Hindistan’a yerleşmiş olan Portekizliler’e ertesi yıl Diu Limanı’nda yenildiler. Hindistan hâkimlerinden Mahmud Şah, Kansu Gavri’ye, Portekizliler’in oradaki düşmanca



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir