TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KÂMRÂN MİRZA ::.

cilt: 24; sayfa: 287
[KÂMRÂN MİRZA - Enver Konukçu]


932’de (1526) Panipat Savaşı’nın ardından üvey kardeşi Hümâyun Hint fetihlerine katılmış ve Agra’ya kadar olan yerleri babası adına ele geçirmişti. Bâbür, Hümâyun’un bu zaferleri sırasında Hindistan’dan alınan ganimetin bir bölümünü Kâmrân Mirza’ya gönderdi. Ayrıca Belh ve Hisar’dan tahsis ettiği toprakları da ona ihsan etti.

Bâbür’ün vefatı (937/1530) ve yerine Hümâyun’un geçmesinden sonra kardeşler arasındaki anlaşmazlık su yüzüne çıktı. Hümâyun, Afganlılar’ın yanı sıra kardeşleriyle de uğraşmak zorunda kaldı. Lahor Kalesi’ne giden Kâmrân Mirza, Safevîler’den Şah I. Tahmasb’ın Kandehar’ı boşaltması üzerine burayı ele geçirdi (1532). Ancak Afganlı Şîr Han’ın Kuzey Hindistan’a hâkim olması üzerine Kâbil’e çekildi. Bir ara Sind yöresine gitti. Ardından gizlice tekrar Kâbil’e döndü ve bir baskınla Hümâyun’un oğlu Ekber’i maiyetiyle birlikte ele geçirdi. Kâmrân Mirza’nın bu arada kardeşi Hindal Mirza ile de arası açıldı. Girdikleri çarpışmada Hindal yaralanarak ölünce ağabeyi Hümâyun’un intikamından çekinerek Afganlılar’dan Şîr Han’ın oğlu Selim Han’a sığınmak istedi, ondan yüz bulamayınca eşkıyalıklarıyla tanınan Kokharlar’ın (Khokar) yanına giti. Ancak Kokhar reisi tarafından Hümâyun’a teslim edildi. Afganlılar ile bir olup Hindal’ı öldürmekle suçlanarak gözleri oyuldu. Böylece devlet işlerinden elini çekmek zorunda kaldı.

Argunlu Hükümdarı Şah Hasan’ın kızı olan hanımı Mâh Çiçek Begüm ile 961 (1554) yılında hacca giden Kâmrân Mirza Zilhicce 964’te (Ekim 1557) Mekke’de vefat etti; birkaç ay sonra da hanımı öldü. Kâmrân Mirza’nın kendisi gibi şair olan oğlu Ebü’l-Kāsım, Ekber tarafından tehlikeli bir rakip olarak görüldüğünden 964’te (1557) Gevâliyâr’a sürüldü, birkaç yıl sonra da öldürüldü.

Kâmrân Mirza, Bâbürlü edebiyatının ilk temsilcilerinden olup vasat bir şair olarak kabul edilir. Hâfız-ı Şîrâzî’nin tesirinde kalmış, şiirlerinde genellikle aşka, zaman zaman da hikemî ve dinî-tasavvufî unsurlara yer vermiştir. Kâmrân Mirza’nın Türkçe ve Farsça şiirlerini içeren divanının Bankipûr Şarkiyat Kütüphanesi (nr. 105) ve Kalküta nüshaları bilinmektedir. Kalküta nüshası 1912’de Bankipûr Şarkiyat Kütüphanesi’ndeki nüshadan istinsah edilmiştir. Eser Ali Alpaslan ve Kemal Eraslan tarafından yayımlanmıştır (“Kâmrân Mirzâ Divânı I”, TDED, XXIII, [1981], S. 37-137; XXVI [1993], s. 11-78). Farsça divanının tek nüshası Patna’da Hudâbahş Kütüphanesi’nde (The Oriental Public Library) bulunmaktadır (nşr. M. Mahfûzü’l-Hak, Kalküta 1929). Mevlevî Abdülvelî’nin Türkçe ve Farsça şiirlerinden yaptığı seçmeler Bombay’da yayımlanmıştır (1914).

BİBLİYOGRAFYA:

Bâbür, Vekāyi‘ (Arat), s. 262, 272, 278, 294, 332, 347, 374, 393, 395-397, 405-407, 435; Gülbeden Begüm, Hümâyunnâme (trc. Abdürrab Yelgar - Eymen Manyas), Ankara 1944, s. 121-124, 160-170, 181-187, 200-216; Yusuf Hikmet Bayur, Hindistan Tarihi, Ankara 1947, II, 35-41, 44-50, 52, 58-60, 63, 68, 227; J. Allan v.dğr., The Cambridge Shorter History of India, New Delhi 1969, s. 350-353; H. F. Hoffmann, Turkish Literature, Utrecht 1969, III/1-6, s. 11-18; H. Beveridge, “Kāmrān Mīrzā”, EI² (İng.), IV, 523.

Enver konukçu  


KĀMUS

(bk. LUGAT).  


KĀMÛS-ı FELSEFE

(bk. MUFASSAL KĀMÛS-ı FELSEFE).  


KĀMUS TERCÜMESİ

Fîrûzâbâdî’nin el-Ķāmûsü’l-muĥîŧ adlı Arapça sözlüğünün Mütercim Âsım Efendi (ö. 1819) tarafından el-Okyânûsü’l-basît adıyla yapılan tercümesinin diğer adı

(bk. el-KĀMÛSÜ’l-MUHÎT).  


KĀMÛS-ı TÜRKÎ

(قاموس تركى)

Şemseddin Sâmi (ö. 1904) tarafından yazılan muhteva olarak en zengin ilk Türkçe sözlük

(bk. ŞEMSEDDİN SÂMİ).  


KĀMÛSÜ’l-A‘LÂM

(قاموس الأعلام)

Şemseddin Sâmi’nin (ö. 1904) biyografi, tarih ve coğrafya ansiklopedisi

(bk. ŞEMSEDDİN SÂMİ).  


el-KĀMÛSÜ’l-MUHÎT

(القاموس المحيط)

Fîrûzâbâdî’nin (ö. 817/1415) Arapça’dan Arapça’ya sözlüğü.

Tam adı el-Ķāmûsü’l-muĥîŧ ve’l-ķabesü’l-vasîŧu el-câmiǾ limâ źehebe min luġati’l-ǾArab şemâŧîŧ’tir. Fîrûzâbâdî, altmış cilt tutacağını tahmin ettiği el-LâmiǾu’l-muǾlemü’l-Ǿucâbu el-câmiǾ beyne’l-Muĥkem ve’l-ǾUbâb adıyla bir sözlük yazmaya başlamış ve yaklaşık beş cildini kaleme almıştı. Daha sonra bunun pek kullanışlı olmayacağını dikkate alarak düşüncesinden vazgeçmiş ve iki ciltlik muhtasar bir sözlük hazırlamıştır. Kāmûs (okyanus) kelimesi eserin şöhret bulmasından sonra “sözlük” anlamında da kullanılır olmuştur. Fîrûzâbâdî eserine bu adı vermekle Arap dilinin bütün kelimelerini kapsadığını iddia etmişse de Cevherî’nin eś-Śıĥâĥ’ında yer alan 40.000 kelimeye 20.000 daha ekleyerek kelime sayısını 60.000’e çıkarmakla birlikte daha önce yazılan 80.000 kelimelik Lisânü’l-ǾArab’ın gerisinde kalmıştır. Fîrûzâbâdî eserin önsözünde Cevherî’nin Arapça kelimelerin en azından yarısını ihmal ettiğini, bunları kendisinin tamamladığını söyler. Halbuki Cevherî mukaddimesinde, Buhârî’nin hadis ilminde yaptığı gibi sadece kendisine göre sahih olan, yani yaygın biçimde kullanılan kelimelere yer verdiğini açıkça ifade etmiştir.

813 (1410) yılında tamamlanan el-Ķāmûsü’l-muĥîŧ’te kelimeler Cevherî ekolüne göre dizilmiştir. Şairlere kafiye, nâsirlere seci bulma kolaylığı sağlayan bu sistemde son harfi aynı olan kelimeler bir araya toplanır. Kelime köklerinin esas alındığı dizimde kökün son harfi “bab”, ilk harfi ise “fasıl” adıyla ve alfabetik sıraya göre dizilir. Ortada kalan harfler de alfabetik sırayı takip eder. Türemiş kelimeler ilgili köklerin altında açıklanır. Fîrûzâbâdî Arap sözlükçülüğünde ilk defa bazı kısaltmalar kullanmıştır: “ج” çoğul, “ع” yer adı, “د” şehir adı, “ة” köy adı, “م” mâruf gibi. el-Ķāmûsü’l-muĥîŧ, çok beğenilip kullanılmış olmakla birlikte mukaddimede açıklanan ilkelere tam uyulmaması, iç düzeninde belli bir sistemin bulunmaması, bazan tanımların anlaşılamayacak derecede kısa ve muğlak olması, birçok durumda kelimenin eş anlamlısının veya karşıtının zikredilmesiyle yetinilmesi, sözlükle doğrudan ilgili olmayan tıbbî bilgilere ve özel isim açıklamalarına



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir