TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız
 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - KĀDÎ ABDÜLCEBBÂR ::.

cilt: 24; sayfa: 105
[KĀDÎ ABDÜLCEBBÂR - Metin Yurdagür]


yayımlanan Şerĥu’l-Uśûli’l-ħamse adlı eser etrafındaki tereddütleri “Les uŝūl Al-Ħamsa du Qādī ǾAbd al-Ğabbār et leurs commentaires” başlıklı makalesinde ele almaktadır (AI, XV [1979], s. 47-96). Judith K. Hecker, “Some Notes on Kitāb al-Tawlīd from the Mughnī of the Qādī ǾAbd al-Jabbār” başlıklı makalesinde (Jerusalem Studies in Arabic and Islam, II [1980], s. 281-319), el-Muġnî’nin IX. cildini teşkil eden “Kitâbü’t-Tevlîd”in neşrinde tesbit ettiği bazı yanlış okumalara yönelik tashih önerilerinde bulunmaktadır. Richard M. Frank, “The Autonomy of Human Agent in Teaching of ǾAbd al-Ğabbār” adlı makalesinde (Le Museon, XCV/3-4 [1982], s. 323-356) Kādî Abdülcebbâr’ın insan fiili ve irade hürriyeti anlayışını incelemektedir. E. J. Rosenthal, müellifin imâmet görüşünü “Abd al-Jabbār on the Imāmete” başlıklı makalesinde (Logos Islamikos: Studia Islamico in Honorem Georgii Michaelis Wickens, ed. R. M. Savory - D. A. Agius, Toronto 1984, s. 207-218), B. Abrahamov ise el-Muġnî’ye dayanarak onun ecel konusundaki görüşlerini “The Appoiented Time of Death (ağal) According to ǾAbd al-Ğabbār: Annotated Translation of Al-Mugnī vol. XI. pp. 3-26” (IOS, XIII [1993], s. 7-38), lutuf kavramı hakkındaki görüşlerini de “Abd al-Jabbār’s Theory of Divine Assistance (Lutf)” (Jerusalem Studies in Arabic and Islam, XVI [1993], s. 41-58) adlı makalelerinde ele almaktadır. Kādî Abdülcebbâr’ın i‘câzü’l-Kur’ân’a dair görüşlerini Yûsuf Rahmân, “The Miraculous Nature of Muslim Scripture: A Study of ‘Abd al-Jabbār’s I’cāz al-Qur’ān” başlıklı makalesinde incelemiştir (IS, XXXV/4 [1996], s. 409-424). Abdülcebbâr hakkında Türkiye’de gerçekleştirilen çalışmaların bir kısmı da şöyle sıralanabilir: Metin Bozkuş, Kādî Abdülcebbâr ve Tefsiri Tenzîhu’l-Kur’ân ani’l-Metâin Adlı Eserinin Tahlili (yüksek lisans tezi, 1990, EÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü); Mustafa Sabri Ak, Kādî Abdülcebbâr ve Mu‘tezile Tefsirindeki Yeri (yüksek lisans tezi, 1992, SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü); Orhan Şener Koloğlu, Kādî Abdülcebbâr’da Adalet Anlayışı (yüksek lisans tezi, 2000, UÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).

BİBLİYOGRAFYA:

Kādî Abdülcebbâr, el-Muġnî, I-XX, tür.yer.; a.mlf., Şerĥu’l-Uśûli’l-ħamse, neşredenin girişi, s. 13-36; a.mlf., Müteşâbihü’l-Ķurǿân (nşr. Adnân M. Zerzûr), Kahire 1969, neşredenin girişi, I, 7-68; Ebû Hayyân et-Tevhîdî, el-İmtâǾ ve’l-müǿânese (nşr. Ahmed Emîn - Ahmed ez-Zeyn), Kahire 1939, I, 141-142; Ebü’l-Hüseyin el-Basrî, el-MuǾtemed fî uśûli’l-fıķh (nşr. Muhammed Hamîdullah), Dımaşk 1384/1964, I, 7; Hatîb, Târîħu Baġdâd, XI, 113-115; Hâkim el-Cüşemî, Şerĥu’l-Ǿuyûn (nşr. Fuâd Seyyid, Fażlü’l-iǾtizâl ve Ŧabaķātü’l-MuǾtezile içinde), Tunus 1393/1974, s. 365-369, 382-391; Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, el-ǾAvâśım (nşr. Ammâr C. et-Tâlibî), Cezayir 1394/1974, s. 97; İbn Teymiyye, Muķaddime fî uśûli’t-tefsîr, Beyrut 1390, s. 34; a.mlf., er-Red Ǿale’l-manŧıķıyyîn (nşr. Refîk el-Acem), Beyrut 1993, I, 150; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, XVII, 244-245; a.mlf., Mîzânü’l-iǾtidâl, II, 533; Sübkî, Ŧabaķāt, V, 97; İsnevî, Ŧabaķātü’ş-ŞâfiǾiyye, I, 354; İbnü’l-Murtazâ, Ŧabaķātü’l-MuǾtezile, s. 112-113, 116-119; İbn Kādî Şühbe, Ŧabaķātü’ş-ŞâfiǾiyye, I, 183; İbn Hacer, Lisânü’l-Mîzân, III, 386-387; Süyûtî, Ŧabaķātü’l-müfessirîn (nşr. Ali M. Ömer), Kahire 1396/1976, s. 59; Keşfü’ž-žunûn, I, 165, 838; M. Steinschneider, Polemiche und apologetische literatür, Leipzig 1877, s. 114; Brockelmann, GAL Suppl., I, 344; Îżâĥu’l-meknûn, I, 329; Hediyyetü’l-Ǿârifîn, I, 498-499; Kehhâle, MuǾcemü’l-müǿellifîn, V, 78; Sezgin, GAS, I, 625-626; Resâǿilü’l-Ǿadl ve’t-tevĥîd (nşr. Muhammed Amâre), Kahire 1971, I, 161-253; Abdülvehhâb Hallâf, İslâm Hukuk Felsefesi: İlmü usûli’l-fıkh (trc. Hüseyin Atay), Ankara 1973, tercüme edenin girişi, s. 83; Abdülfettâh Lâşîn, Belâġatü’l-Ķurǿân fî âŝâri’l-Ķāđî ǾAbdilcebbâr ve eŝeruhû fi’d-dirâsâti’l-belâġa, Kahire 1978, s. 36-64, 815; Aħbâru eǿimmeti’z-Zeydiyye (nşr. W. Madelung), Beyrut 1987, s. 125; Mehmet Aydın, Müslümanların Hristiyanlara Karşı Yazdığı Reddiyeler ve Tartışma Konuları, Ankara 1998, s. 36; İsmail Cerrahoğlu, “Kadi Abdülcebbâr ve Tenzîhu’l-Kur’ân Ani’l-Matain Adlı Eseri”, AÜ İlâhiyat Fakültesi İslâm İlimleri Enstitüsü Dergisi, V, Ankara 1982, s. 55-61; Metin Yurdagür, “Son Dönem Mu’tezilesi’nin En Meşhur Kelâmcısı Kâdî Abdülcebbâr, Hayatı ve Eserleri”, MÜİFD, IV (1986), s. 117-136; S. M. Stern, “ǾAbd al-Djabbār b. Aĥmad”, EI² (İng.), I, 59-60; W. Madelung, “ǾAbd-al-Jabbār”, EIr., I, 116-118; Cengiz Kallek, “Ca‘fer b. Ahmed”, DİA, VI, 545-546; Ahmet Akgündüz, “Ebü’l-Hüseyin el-Basrî”, a.e., X, 326-328; Saîd Murâd, “İbn Metteveyh”, a.e., XX, 194; İlhan Kutluer, “İlhâd”, a.e., XXII, 94.

Metin Yurdagür  

KELÂM. Tefsir, hadis, fıkıh, kelâm ve dinler tarihi konularında çeşitli eserler telif eden Kādî Abdülcebbâr bunların içinde önceliği kelâm ilmine vermiş ve esas olarak bu ilimde temayüz etmiştir. Kādî Abdülcebbâr kendisinden önceki Mu‘tezile âlimlerinin görüşlerini derlemiş, bunları incelemiş ve içlerinden seçim yaparak mezhebi sistematik hale getirmiştir. Tercihlerinde daha çok Ebû Hâşim el-Cübbâî’nin fikirleri ağırlık kazanmış, bundan dolayı yeni görüşleriyle değil eklektik yaklaşımıyla dikkat çekmiştir. Kādî Abdülcebbâr meseleleri ele alırken önce karşıt görüşlere yer vermekte, Mecûsîlik, Brahmanizm, Yahudilik ve Hıristiyanlığa atıflarda bulunmakta, İslâm mezhepleri içinde Haşviyye, Cehmiyye, Sıfâtiyye, Mürcie, Mücbire gibi adlarla muhaliflerin görüşlerini ortaya koymakta, zaman zaman dayandıkları delilleri de zikrederek bunları hükümsüz kılmak için Mu‘tezile’nin görüşlerine temel teşkil eden aklî ve naklî delilleri sıralamaktadır. Daha sonra Mu‘tezile içindeki fikir ayrılıklarına temas etmekte, belli başlı görüşleri anlattıktan sonra kendi tercihinin doğruluğunu ispat etmeye çalışmaktadır. Kādî Abdülcebbâr, hocası Ebû Abdullah el-Basrî’nin vefatından sonra onun yerine geçmiş olup Mu‘tezilî çizgiyi sürdüren son temsilcidir. Onun ardından gelen Mu‘tezile âlimlerinde Zeydî veya İmâmî kimlik ağır basmaktadır.

Genelde Mu‘tezile inanç sisteminin beş esastan (usûl-i hamse*) oluştuğu kabul edilir. Kādî Abdülcebbâr, bu esasları kabul etmekle beraber eserlerinde icmâlî ve tafsîlî yaklaşımlarla farklı tasniflerde bulunur. Meselâ el-Muġnî’sinde mükellefin öğrenmesi vâcip olan dinî esasların tevhid ve adalet olmak üzere iki, el-Muħtaśar’da tevhid, adalet, nübüvvet ve şerâi‘ olmak üzere dört (I, 168), Şerĥu’l-Uśûli’l-ħamse’de ise tevhid, adalet, menzile beyne’l-menzileteyn, va‘d ve vaîd, emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker olmak üzere beş olduğunu kaydeder (s. 122-123). Temel ilkeleri iki olarak gösterdiği yerde usûl-i hamsenin diğer esaslarını adalet içinde, dört kabul ettiği yerde ise şerâi‘ içinde mütalaa eder. Bu arada diğer Mu‘tezile âlimlerinin aksine tevhidi adaletin önüne geçirmekte ve birinci esas olarak zikretmektedir (ayrıca bk. Şerĥu’l-Uśûli’l-ħamse, s. 149; el-Muħtaśar, I, 178).

Bilgi Teorisi. Kādî Abdülcebbâr, el-Muġnî’nin XII. cildini ayırdığı bilgi teorisini “nazar” ve “mârifet” kelimeleriyle ifade eder. İlmi “ele aldığı konuda bilenin nefsini mutmain kılan şey” diye tanımlar (XII, 13) ve onun itikad, akıl, ihâta, idrak, ispat gibi kavramlarla tanımlanmasının yanlış olduğunu söyler (a.g.e., XII, 16-22). İnsan bilgisini, duyu organları ile idrak edilen zaruri ve istidlâl yoluyla elde edilen müktesep kısımlarına ayırır (a.g.e., XII, 59-68). Aklın ontolojik bir varlığının bulunmadığını, dolayısıyla onun cevher, vasıta (alet), duyu, kuvve şeklinde adlandırılamayacağını söyler ve aklı “insanın düşünmesini sağlayan bilgilerin bütünü” şeklinde tanımlar (a.g.e., XI, 375). Akıl yürütme dinî yükümlülüğü olan bütün insanlar için gerekli olup bunun aksi olan taklid haramdır. İnsanlar vahiy gelmeden önce akılları ile hareket etmek, onunla iyiyi ve kötüyü belirlemek durumundaydılar.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir