TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - el-İNSÂF ::.

cilt: 22; sayfa: 320
[el-İNSÂF - Cüneyt Gökçe]


Batalyevsî’ye göre itikadî ve amelî konularda âlimler arasında ortaya çıkan değişik görüşler, nasların dil ve kullanım özellikleriyle bunların farklı yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Müellif, sekiz temel sebebe dayandırdığı bu hususların her birini eserde bölüm başlığı olarak ele almıştır. Bunun yanında her bölümü, İslâm hukukunun iki asıl kaynağını teşkil eden Kur’an ve Sünnet’in lafızları üzerinde usulcülerin yaptığı metodolojik tasniflere göre düzenlemiştir. el-İnśâf’ın birinci bölümünde, müşterek lafızların hangi mânaya delâlet ettiğini belirlemenin güçlüğünden kaynaklanan ihtilâflara temas edilmiştir. İkinci bölümde, bir lafzın taşıdığı esas anlam dışında kullanılıp kullanılmaması hususuna dikkat çekilerek konuyla ilgili olan hakikat, mecaz ve istiare gibi terimler incelenmiş, çeşitli örnekler verilerek bunların yorumlarından doğan görüş ayrılıkları belirtilmiştir. Eserin üçüncü bölümünde ifrad ve terkip metotlarından kaynaklanan ihtilâflar değerlendirilmiştir. Müellife göre ifrad, bir hususa dair nasların sadece bir kısmını ele alıp sonuca ulaşmak, terkip ise nasların tamamını göz önünde bulundurup ciddi bir incelemeye tâbi tutmaktır. Her iki metot hakkında kader meselesi gibi örneklere dayalı açıklamalar yaptıktan sonra işe ön yargıyla başlama ve konuyla ilgili delillerin tamamına vâkıf olmama gibi eksiklikler içeren ifrad metodu yerine terkip yönteminin kullanılmasını önermektedir. Dördüncü bölüm, İslâm hukukunun özellikle fer‘î meselelerine ait birçok ihtilâfın sebebini teşkil eden âmhâs konusuna ayrılmış, beşinci bölümde hadislerin sened, metin ve rivayetleri etrafında oluşan farklı görüşlere yer verilmiştir. Müellif, ele aldığı ihtilâflı konuların son üç bölümünü iki buçuk sayfa içinde özetleyerek altıncı bölümde ictihad ve kıyas konusundaki görüş ayrılıklarına, yedinci bölümde nesih tartışmalarına, sekizinci bölümde ezan, cenaze ve teşrîk tekbirleri, kırâat-i seb‘a gibi konulardaki ihtilâflara işaretle yetinmiştir.

el-İnśâf’ı önce Ahmed Ömer el-Mahmesânî yukarıda kaydedilen ilk isimle (Kahire 1319), daha sonra Muhammed Rıdvân ed-Dâye el-İnśâf bi-źikri esbâbi’l-ħilâf (Dımaşk 1973) ve el-İnśâf fi’t-tenbîh Ǿale’l-meǾânî ve’l-esbâbi’lletî evcebeti’l-iħtilâf beyne’l-müslimîn fî ârâǿihim (Dımaşk 1403/1983, 1407/1987) başlıkları altında yayımlamıştır. Eserin Ahmed Hasan Kühayl ve Hamza en-Neşretî tarafından et-Tenbîh Ǿale’l-esbâbi’l-letî evcebeti’l-iħtilâf beyne’l-müslimîn adıyla gerçekleştirilen neşrini (Kahire 1978) Muhammed Rıdvân ed-Dâye, el-İnśâf’ın daha önceki neşirlerinden yapılmış bir “intihal baskı” olarak nitelendirmiştir (el-İnśâf [nşr. M. Rıdvân ed-Dâye], neşredenin girişi, s. 5-8). Eserin üçüncü bölümünde ifrad ve terkip metotlarını açıklamak amacıyla incelenen kader bahsi, Bekir Topaloğlu tarafından dipnotlar ilâvesiyle tercüme edilerek Kelâm İlmi: Giriş adlı eserin sonunda yayımlanmıştır (İstanbul 1981, s. 283-293).

BİBLİYOGRAFYA:

Batalyevsî, el-İnśâf (nşr. Ahmed Ömer el-Mahmesânî), Kahire 1319; a.e. (nşr. M. Rıdvân ed-Dâye), Dımaşk 1407/1987, neşredenin girişi, s. 5-8; İbn Beşküvâl, eś-Śıla, I, 293; İbn Hallikân, Vefeyât, III, 96; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, XIX, 532; Süyûtî, Buġyetü’l-vuǾât, II, 56; Keşfü’ž-žunûn, I, 488; İbnü’l-İmâd, Şeźerât, IV, 65; Brockelmann, GAL Suppl., I, 758; Hasan Abdurrahman Alkam, el-Cevânibü’l-felsefiyye fî kitâbâti İbni’s-Sîd el-Baŧalyevsî, Amman 1408/1988, s. 41; Salvador Pena, “Al-Andalus en Ibn al-Sīd al-Baŧalyawsī”, Homenaje al Prof. Jacinto Bosch Vilá, Granada 1991, II, 950; Sâhib Ebû Cenâh, “İbnü’s-Sîd el-Baŧalyevsî”, el-Mevrid, VII/1, Bağdad 1977, s. 84; E. Lévi-Provençal, “Batalyûsî”, İA, II, 334; a.mlf., “al-Baŧalyawsī”, EI² (İng.), I, 1092.

Cüneyt Gökçe  


el-İNSÂF

(الإنصاف)

Kemâleddin el-Enbârî’nin (ö. 577/1181) Basra ve Kûfe dilcileri arasında tartışma konusu olan meselelere dair eseri.

Tam adı el-İnśâf fî mesâǿili’l-ħilâf beyne’n-naĥviyyîne’l-Baśriyyîn ve’l-Kûfiyyîn olup iki mektep arasında tartışma konusu olmuş gramer meselelerine dair en kapsamlı eserdir. Enbârî bu kitabını, Nizâmiye Medresesi’nde müderris iken talebelerinin Hanefîler’le Şâfiîler arasındaki ihtilâflı meseleleri inceleyen fıkıh kitapları tarzında bir eser yazmasını istemeleri üzerine kaleme almıştır. Müellifin Zeccâcî’nin el-Îżâĥ fî Ǿileli’n-naĥv’inden, Ebû Ali el-Fârisî’nin eserlerinden, Mekkî b. Ebû Tâlib’in Müşkilü iǾrâbi’l-Ķurǿân’ı ile hocası İbnü’ş-Şecerî’nin el-Emâlî’sinden büyük ölçüde yararlandığı anlaşılmaktadır (Cemîl Allûş, s. 288-291). Kitapta 121 mesele ele alınmıştır. Enbârî, bu eserinde yer vermediği ihtilâflı meselelerin bir kısmını da Esrârü’l-ǾArabiyye ile el-Beyân fî ġarîbi iǾrâbi’l-Ķurǿân adlı kitaplarında ele almıştır. Cemâleddin Hüseyin b. İyâz el-İnśâf’a el-İsǾâf fî mesâǿili’l-ħilâf adıyla bir zeyil yazmıştır.

Müellif, el-İnśâf’ta ele aldığı her meselede Kûfe ve Basra dil mekteplerinin konuyla ilgili görüşlerini zikrederek her iki mektebin delillerini sıralamış, zayıf bulduğu görüşü âyet, şiir ve bazan da hadislerden örnek göstererek reddetmiştir. Basra dil mektebine mensup olan Enbârî, yedi mesele (10, 18, 26, 70, 97, 101 ve 106. meseleler) dışında Basralılar’ın görüşünü doğru kabul etmiştir.

el-İnśâf W. Girgas (Petersburg 1873), Jaronier Kosut (Viyana 1878), Girgas ve Viktor Rosen (Petersburg 1878) tarafından parçalar halinde neşredilmiş, tamamını Gustav Weil Almanca notlar ilâve ederek yayımlamıştır (Leiden 1913). Eseri ayrıca Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd önce yalnız metin olarak (I-II, Kahire 1364/1945), ardından üzerine yazdığı el-İntiśâf mine’l-İnśâf adlı şerhiyle beraber (I-II, Kahire 1953) neşretmiş, bu neşrin basımı Kahire ve Beyrut’ta birçok defa tekrarlanmıştır. el-İnśâf son olarak Hasan Hamed tarafından yayımlanmıştır (I-II, Beyrut 1418/1998).

BİBLİYOGRAFYA:

Kemâleddin el-Enbârî, el-İnśâf fî mesâǿili’l-ħilâf beyne’n-naĥviyyîne’l-Baśriyyîn ve’l-Kûfiyyîn (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Kahire 1380/1961, I-II; a.e. (nşr. Hasan Hamed), Beyrut 1418/1998, I-II; ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 5-12; a.mlf., Esrârü’l-ǾArabiyye (nşr. Fahr Sâlih Kadâre), Beyrut 1415/1995, neşredenin girişi, s. 12-14; Ebü’l-Bekā el-Ukberî, et-Tebyîn Ǿan meźâhibi’n-naĥviyyîne’l-Baśriyyîn ve’l-Kûfiyyîn (nşr. Abdurrahmân b. Süleyman el-Useymîn), Beyrut 1406/1986, neşredenin girişi, s. 91-95; Saîd el-Efgānî, Min Târîħi’n-naĥv, Beyrut 1398/1978, s. 90-92, 150-177; Cemîl Allûş, İbnü’l-Enbârî ve cühûdühû fi’n-naĥv, Libya-Tunus 1981, s. 130-134, 235-291; Brockelmann, GAL (Ar.), V, 171-172; Muhammed Hayr el-Hulvânî, “Kitâbü’l-İnśâf ve’l-mesâǿili’l-ħilâfiyye”, MMLADm., XLVIII/1 (1973), s. 130-151; XLVIII/3 (1973), s. 622-644.

Hulûsi Kılıç  


İNSAN

(الإنسان)

Arapça ins kelimesinden türetilmiştir. “Beşer, insan topluluğu” anlamına gelen ins, daha ziyade insan türünü ifade etmekte olup bu türün erkek veya dişi her ferdine insî / enesî yahut insân denmektedir. Kelimenin aslının “unutmak” mânasındaki nesyden insiyân olduğu da ileri sürülmüştür. Böyle düşünenler İbn Abbas’a nisbet edilen, “İnsan ahdini unutması sebebiyle bu ismi almıştır” şeklindeki



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir