TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - İBNÜ’ş-ŞÂT ::.

cilt: 21; sayfa: 216
[İBNÜ’ş-ŞÂT - H. Mehmet Günay]


şehrine göç etmişlerdir. Uzun boylu olduğu için “Şât” lakabıyla anılan dedesine nisbetle İbnü’ş-Şât diye tanındı. İbn Ebü’r-Rebî‘, Ebü’l-Abbas İbnü’l-Gammâz, Ebû Bekir İbn Fâris, Ebü’l-Kāsım İbnü’l-Berrâ ve Ebû Muhammed İbn Ebü’d-Dünyâ gibi âlimlerden ders ve icâzet aldı. Arap dili, fıkıh ve aklî ilimlerde temayüz etti. Özellikle hesap ve ferâiz sahalarında otorite oldu. Ebû Zekeriyyâ İbn Hüzeyl, İbn Cüzey, Şerîf el-Gırnâtî, Ebû Ali Hasan b. Yûsuf el-Hüseynî es-Sebtî, Ebü’l-Hasan İbnü’l-Ceyyâb, Ebü’l-Kāsım İbn Selmûn ve Ebû Bekir İbn Şibreyn’in de aralarında bulunduğu birçok talebe yetiştirdi. Devrin Nâsrî sultanlarından birine biat etmek üzere Gırnata’ya (Granada) giden Sebte temsilcilerinin arasında yer alan İbnü’ş-Şât orada kaldığı kısa süre zarfında da bazı dersler verdi. 723 (1323) yılının sonuna doğru Sebte’de vefat etti.

Eserleri. 1. İdrârü’ş-şurûķ Ǿalâ en-vâǾi’l-furûķ. Karâfî’nin kısaca el-Furûķ adıyla bilinen Envârü’l-burûķ fî envâǾi’l-furûķ’unun şerhidir. Bazı biyografi yazarlarının İbnü’ş-Şât’a nisbet ettiği Envârü’l-burûķ fî teǾaķķubi mesâǿili’l-ķavâǾid ve’l-furûķ adlı kitap da bu olmalıdır. Muhammed Ali b. Hüseyin el-Mekkî Tehźîbü’l-Furûķ’unda, el-Furûķ okunurken İbnü’ş-Şât’ın müellifle ihtilâfa düştüğü hususlardaki tenkitlerinin dikkate alınması gerektiğini söyler. Eserin iki ayrı baskısı yapılmıştır (I-IV, Tunus 1302, el-Furûķ ile birlikte; I-IV, Kahire 1344-1346, el-Furûķ ve Muhammed Ali b. Hüseyin el-Mekkî’nin Tehźîbü’l-Furûķ’u ile birlikte; Beyrut, ts. [Dârü’l-ma‘rife]). 2. Bernâmecü İbn Ebi’r-RebîǾ. İbnü’ş-Şât’ın hocası İbn Ebü’r-Rebî‘in on iki şeyhinin biyografisi ve okuyup icâzet aldığı çeşitli ilimlere dair otuz beş kitapla ilgili bilgileri ihtiva eder. İbnü’ş-Şât, eserin mukaddimesinde hocasını bir bernâmec hazırlama külfetinden kurtarmak için bu çalışmayı ondan aldığı bilgilere dayanarak kendisinin yaptığını belirtmektedir. İbn Ebü’r-Rebî‘in vefatından önce 25 Zilkade 683 (2 Şubat 1285) tarihinde tamamlanan eseri Abdülazîz el-Ehvânî yayımlamış ve Pedro Chalmeta Fransızca’ya çevirmiştir (bk. bibl.). Kaynaklarda Fehrese diye anılan eserin bu kitap veya bir sonraki eser olması muhtemeldir. 3. el-İşrâf Ǿalâ aǾle’ş-şeref fi’t-taǾrîf bi-ricâli (senedi)’l-Buħârî min ŧarîķi’ş-Şerîf Ebî ǾAlî b. Ebi’ş-Şeref. 690 (1291) yılında kaleme alınan bu kitap, yedi tabaka halinde düzenlenmiş olup Şerîf Ebû Ali İbn Ebü’ş-Şeref’ten Buhârî’ye kadar uzanan zincirde yer alan Endülüslü râvileri kaydetmektedir (Escurial Library, nr. 1732/2, 1785/2). 4. Ġunyetü’r-râǿiż fî Ǿilmi’l-ferâǿiż (Tuĥfetü’r-râǿiż fî Ǿilmi’l-ferâǿiż). Kalesâdî tarafından bir şerhi yapılan eserin günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir. Müellifin ayrıca Taĥrîrü’l-cevâb fî tevfîri’ŝ-ŝevâb adlı bir eseri kaynaklarda zikredilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

İbnü’ş-Şât, Naśśu Bernâmeci İbn Ebi’r-RebîǾ (nşr. Abdülazîz el-Ehvânî, MMMA [Kahire] içinde), I/2 (1375/1955), s. 252-271; a.e.: Le Barnāmağ d’Ibn Abīl-RabīǾ (trc. Pedro Chalmeta, Arabica içinde), XV, Leiden 1968, s. 183-208; İbnü’l-Hatîb, el-İĥâŧa, IV, 259-262; İbn Ferhûn, ed-Dîbâcü’l-müźheb, II, 152-153; İbnü’l-Kādî, Dürretü’l-ĥicâl, III, 270-271; Makkarî, Nefĥu’ŧ-ŧîb, II, 694; V, 232, 247, 468, 515; el-Ĥulelü’s-sündüsiyye, I, 656; Serkîs, MuǾcem, I, 132-133; H. Derenbourg, Les manuscrits arabes de l’Escurial, Paris 1928, III, 244-245, 282; Mahlûf, Şeceretü’n-nûr, I, 217; Brockelmann, GAL, II, 340; Suppl., II, 374; Lutfî Abdülbedî‘, Fihrisü’l-maħŧûŧâti’l-muśavvere: et-Târîħ, Kahire 1956, II, 46; Abdüsselâm b. Abdülkādir İbn Sûde, Delîlü müǿerriħi’l-Maġribi’l-aķśâ, Dârülbeyzâ 1965, II, 309; Abdullah Kennûn, en-Nübûġu’l-Maġribî fi’l-edebi’l-ǾArabî, Beyrut 1395/1975, I, 218; Hacvî, el-Fikrü’s-sâmî, II, 239; Abdülhay el-Kettânî, Fihrisü’l-fehâris, II, 1089-1090; Sâlihiyye, el-MuǾcemü’ş-şâmil, III, 343-344; Abdülazîz el-Ehvânî, “Kütübü Berâmici’l-Ǿulemâǿ fi’l-Endelüs”, MMMA (Kahire), I/1 (1374/1955), s. 112-113.

H. Mehmet Günay  


İBNÜ’ş-ŞÂTIR

(ابن الشاطر)

Ebü’l-Hasen Alâüddîn Alî b. İbrâhîm b. Muhammed eş-Şâtır ed-Dımaşkī (ö. 777/1375)

İslâm astronomisinin en büyük simalarından biri.

705 yılının Şâban ayında (Mart 1306) Dımaşk’ta doğdu. Altı yaşında iken babasını kaybetmesi üzerine bakımını akrabaları üstlendi ve babasının amca oğlu olan Ali b. İbrâhim b. Şâtır kendisine fildişi kakmacılığı sanatını öğretti; bundan dolayı Mutaam (kakmacı) lakabıyla da anılır. Kaynaklar, astronomi ve matematik hakkındaki ilk bilgilerini ve bu ilimlere olan sevgisini de aynı kişiden aldığını yazmaktadır. Yetiştiği bölgenin âlimlerinden de faydalanma imkânı bulan İbnü’ş-Şâtır, on yaşlarında iken astronomi alanında derinleşmek amacıyla Mısır’a gitti; Kahire ve İskenderiye’de özellikle sferik astronomi üzerine yazılmış eserleri okudu. Bir ara Halep’te de bulunduktan sonra Dımaşk’a bir astronomi âlimi olarak döndü ve Emeviyye Camii’nin muvakkitliğine tayin edildi. Daha sonra bu şehirde vefat etti.

İbnü’ş-Şâtır muvakkitlik görevi yanında önemli gözlemler yapmış, zîcler hazırlamış, güneş saatleriyle usturlaplar imal etmiş ve ilm-i mîkāt alanında uzmanlaşmıştır. Onun, kendisinden biraz önce gelen çağdaşları İbnü’s-Serrâc, İbnü’l-Gazûlî ve Muhammed b. Ahmed el-Mizzî’nin usturlap ve rubu‘ tahtası hakkında yürüttükleri ilmî geleneği daha ileri götürerek sürdürdüğü görülür. Astronomiye olan en önemli katkısı ise Batlamyus sistemine köklü değişikliler getirmesi ve yine arzı merkez kabul etmekle birlikte Copernicus’ten bir asır önce onunkilerle aynı gezegen modellerini geliştirmesidir.

İbnü’ş-Şâtır’ın bugüne ulaşmayan Nihâyetü’l-ġāyât fi’l-aǾmâli’l-felekiyyât adındaki ilk zîci Batlamyus’un gezegen teorisini esas alıyordu. Ancak daha sonra yazdığı TaǾlîķu’l-erśâd adlı yine günümüze kadar gelmeyen eserinde yeni bir gezegen teorisi geliştirmiş ve ortaya yeni araştırma metotlarıyla gözlemlerinden çıkardığı yeni parametreler koymuştur. Nihâyetü’s-sûl fî taśĥîĥi’l-uśûl adlı eserinde ise bu teorinin ilmî gerekçelerini ayrıntılı biçimde açıklamıştır. Gezegen astronomisi üzerine daha sonra kaleme aldığı, Zîcü İbni’ş-Şâŧır da denilen ez-Zîcü’l-cedîd’de de kendi teori ve bulgularına dayanarak yeni bir astronomi cetveli düzenlemiştir. Bu zîcin mukaddimesinde Mecrîtî, Ebü’l-Velîd el-Mağribî, İbnü’l-Heysem, Nasîrüddîn-i Tûsî, Müeyyedüddin el-Urdî, Kutbüddîn-i Şîrâzî, İbn Şükr el-Mağribî gibi astronomların Batlamyus’un gezegen modeli hakkında şüpheler belirttiklerini, ancak bu haklı eleştirilerine karşılık alternatif modeller geliştirmekte zorlandıklarını, bu işe kendisinin teşebbüs edip TaǾlîķu’l-erśâd ve Nihâyetü’s-sûl adlı eserlerinde ortaya yeni bir teori koyduğunu, bu teorinin ışığı altında yeni bir astronomi cetveli hazırladığını yazmaktadır (King, XII, 358).

Onun gezegen teorisinin özünü, Batlamyus sistemindeki “eksantrik deferent” ve “equant”ı kaldırıp ikinci bir episikl eklemesi oluşturur. Bununla, dairevî bir yörünge üzerinde yeknesak gezegen hareketlerinin meydana getirdiği estetik âhenk fikrini daha çok uyandıran bir gezegen teorisi kurmayı amaçlamıştır. Güneş sistemine ilâve edilen episikl, ölçü



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir