TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - İBNÜ’l-ENBÂRÎ, Ebû Bekir ::.

cilt: 21; sayfa: 26
[İBNÜ’l-ENBÂRÎ, Ebû Bekir - Emin Işık]


Müellifin ayrıca eski Arap şiirinden seçerek meydana getirdiği Kitâbü’l-Câhiliyyât adlı bir antoloji ve şerhinin bulunduğu ve A‘şâ Meymûn b. Kays, Züheyr b. Ebû Sülmâ, Nâbiga ez-Zübyânî, Nâbiga el-Ca‘dî, Râilibil’in divanlarını derleyip şerhettiği kaydedilmektedir. Kaynaklarda İbnü’l-Enbârî’ye nisbet edilen Ħalķu’l-insân, Ħalķu’l-feres ve el-Emŝâl adlı eserler muhtemelen babası Kāsım el-Enbârî’ye aittir. Yine ona izâfe edilen ǾAcâǿibü Ǿulûmi’l-Ķurǿân ise (İskenderiye, Mektebetü’l-belediyye, nr. 3599) eserde geçen bazı isimlerden anlaşıldığına göre daha sonraki bir döneme aittir.

BİBLİYOGRAFYA:

Ebû Bekir İbnü’l-Enbârî, Îżâĥu’l-vaķf ve’l-ibtidâǿ (nşr. Muhyiddin Abdurrahman Ramazan), Dımaşk 1390/1971, I, 9-19; a.mlf., Şerĥu Ħuŧbeti ǾÂǿişe ümmi’l-müǿminîn fî ebîhâ (nşr. Selâhaddin el-Müneccid), Beyrut 1980, neşredenin girişi, s. 5-15; a.mlf., ez-Zâhir fî meǾânî kelimâti’n-nâs (nşr. Hâtim Sâlih ed-Dâmin), Bağdad 1399/1979, neşredenin girişi, I, 5-78; a.mlf., Kitâbü’l-Eżdâd (nşr. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Beyrut 1407/1987, neşredenin girişi, s. e-h; a.mlf., Şerĥu’l-Ķaśâǿidi’s-sebǾi’ŧ-ŧıvâli’l-Câhiliyyât (nşr. Abdüsselâm M. Hârun), Kahire 1382/1963, neşredenin girişi, s. 5-15; Hatîb, Târîħu Baġdâd, III, 181; Kemâleddin el-Enbârî, Nüzhetü’l-elibbâǿ (nşr. İbrâhim es-Sâmerrâî), Zerkā [Ürdün] 1405/1985, s. 197-204; Yâkūt, MuǾcemü’l-üdebâǿ, VI, 73; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, VIII, 118; İbnü’l-Kıftî, İnbâhü’r-ruvât, III, 201-208; İbn Hallikân, Vefeyât, III, 463; Zehebî, Teźkiretü’l-ĥuffâž, III, 57; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik, VII, 82-83; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, II, 230; Burhâneddin İbn Müflih, el-Maķśadü’l-erşed (nşr. Abdurrahman b. Süleyman el-Useymîn), Riyad 1410/1990, II, 488-489; Süyûtî, Buġyetü’l-vuǾât, II, 212-213; a.mlf., el-Eşbâh ve’n-nežâǿir, Beyrut 1984, IV, 122-123; Keşfü’ž-žunûn, I, 48, 116, 210, 722; II, 947, 1042, 1087, 1205, 1453, 1457, 1462, 1471, 1905; Ebü’l-Ferec Muâfâ b. Zekeriyyâ el-Cerîrî, el-Celîsü’ś-śâliĥ (nşr. Muhammed Mürsî el-Hûlî), Beyrut 1981, I, 82-84; Brockelmann, GAL, I, 119; Suppl., I, 182; Sezgin, GAS, VIII, 151-154; IX, 144-147; Ahmet İhsan Türek, Abû Bakr Muhammed İbn al-Anbârî, Hayatı, Kişiliği, Eserleri ve Kitab az-Zahir (doktora tezi, 1966), Atatürk Üniversitesi; Emin Işık, Ebû Bekr Muhammed İbnü’l-Enbârî ve Kitâbu Îdâhi’l-Vakfi ve’l-İbtidâ Adlı Eserinin Edisyon Kritiği (öğretim üyeliği tezi, 1973), İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü; Cemîl İbrâhim Alveş, İbnü’l-Enbârî ve cühûdühû fi’n-naĥv, Beyrut 1977; Ali Muhammed Nûr el-Medenî, Ebû Bekr İbnü’l-Enbârî: ĥayâtühû ve cühûdühü’l-luġaviyye, Riyad 1400; C. Zeydân, Âdâb, II, 211; Rudolf Zilheim, el-Emŝâlü’l-ǾArabiyyetü’l-ķadîme (trc. Ramazan Abdüttevvâb), Beyrut 1984, s. 176-181; Âzertâş Âzernûş, “İbnü’l-Enbârî”, DMBİ, III, 46-49.

Emin Işık  


İBNÜ’l-ENBÂRÎ, Kemâleddin

(bk. ENBÂRÎ, Kemâleddin).  


İBNÜ’l-ESÎR, İzzeddin

(عزّ الدبن ابن الأثير)

Ebü’l-Hasen İzzüddîn Alî b. Muhammed b. Muhammed eş-Şeybânî el-Cezerî (ö. 630/1233)

el-Kâmil ve Üsdü’l-ġābe adlı eserleriyle tanınan tarihçi, edip ve muhaddis.

4 Cemâziyelevvel 555’te (12 Mayıs 1160) Cizre’de (Cezîre-i İbn Ömer) doğdu; bundan dolayı Cezerî nisbesiyle, babasının Esîrüddin lakabını taşımasından dolayı da İbnü’l-Esîr künyesiyle anılır. İlk İslâm fetihleri sırasında Irak’a yerleşen ve IV. (X.) yüzyılda Şehrizor’da yaşarken Büveyhî Hükümdarı Adudüddevle’nin baskısıyla Cizre’ye giden Bekir b. Vâil kabilesinin Şeybânoğulları kolundan bir aileye mensuptur. İbnü’l-Esîr’in yazdıklarından, babasının Musul Atabegi İmâdüddin Zengî döneminde (1127-1146) Vezir Cemâleddin’in Cizre’deki nâibi, Mevdûd b. İmâdüddin Zengî devrinde ise (1149-1170) Cizre Dîvânü’l-harâcı’nın reisi olduğu, aynı zamanda ticaretle ve Kasruharb adlı köyü ile Akīme köyündeki çiftliğinde tarımla uğraştığı öğrenilmektedir (et-Târîħu’l-bâhir, s. 118, 147, 157). İbnü’l-Esîr babasının ölüm tarihi hakkında bilgi vermez; ancak onun 587’de (1191) hayatta olduğu anlaşılmaktadır (a.g.e., s. 186-187).

Ebü’l-Kerem Esîrüddin, üçü de ileride İbnü’l-Esîr lakabıyla ün kazanacak birer âlim olan oğulları Mecdüddin, İzzeddin ve Ziyâeddin’in öğrenimiyle yakından ilgilenerek onları en yetkili hocalara gönderdi. İzzeddin yirmi bir yaşında iken hacca gitti ve Haremeyn’de bazı âlimlerle görüşüp onlardan hadis öğrendi; dönüşünde de bir süre Bağdat’ta kalarak Şâfiî fakihi Şeyh Ebü’l-Kāsım Yaîş ile hadisçi İbn Sükeyne’nin derslerine devam etti. 579 (1183) yılında, babası Esîrüddin’in çocuklarının tahsilini düşünerek Cizre’den ayrılıp o devrin önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri olan Musul’a yerleşmesi üzerine Ebü’l-Fazl Abdullah et-Tûsî, Ebü’l-Ferec Yahyâ es-Sekafî, Ebû Mansûr Müslim es-Sîhî ve İbn Şebbe en-Nahvî el-Mukrî’nin öğrencisi oldu. Ayrıca hocaları arasında Ebû Muhammed Abdullah et-Tikrîtî, Ebü’l-Abbas Ahmed b. Efdalüzzaman, Cemâleddin Ebû Ali el-Hamevî, Ebü’l-Ferec Abdülmün‘im el-Harrânî, Ebû Hafs Ömer el-Bağdâdî, Abdülmuhsin el-Hatîb et-Tûsî ve Kadı İbn Ganâim el-Halebî de vardı. İbnü’l-Esîr, tahsil hayatının bu son yıllarında Musul atabeginin sözlü mesajlarını halifeye iletmek üzere birkaç defa Bağdat’a gidip geldi ve her seferinde hem Abdülmün‘im b. Küleyb gibi bilginlerden, hem de kütüphanelerdeki kıymetli kitaplardan ve temin edebildiği resmî belgelerden faydalandı. Bu arada yine atabegin elçisi sıfatıyla Dımaşk, Halep ve Kudüs’e gitti; sefâret görevini yerine getirmesinin yanında birçok fakih, kurrâ, muhaddis ve nahivciden de çeşitli bilgiler aldı.

Kudüs’ün fethinden sonra 584’te (1188) Dımaşk’ta Selâhaddîn-i Eyyûbî ile görüşen ve Hittîn Savaşı’nın cereyan ettiği alanı gezen İbnü’l-Esîr, aynı yıl hükümdarın Antakya Prinkepsliği’ne karşı düzenlediği sefere Musul askerlerinin yanında tarihçi olarak katıldı. Ardından Musul’a döndü ve ölümüne kadar hayatını Atabeg Bedreddin Lü’lü’ün himayesinde geçirdi. 603’te (1207) tekrar hacca, 626’da da (1229) Halep’e gitti. İbn Hallikân, İbnül Esîr’in bu Halep ziyaretinde el-Melikü’l-Azîz’in atabegi Şehâbeddin Tuğrul tarafından saygın bir misafir olarak ağırlandığını bizzat gördüğünü söyler ve onu mütevazi, ahlâk ve fazilet âbidesi bir âlim olarak tanıtır; kendisinin de onun ilminden istifade ettiğini belirtir (Vefeyât, III, 349). İbnü’l-Esîr 627’de (1230) tekrar Dımaşk’a gitti; Müsnidüşşâm Kāsım b. Sasrâ ve Zeynülümenâ b. Asâkir’den semâ yoluyla hadis aldı; ertesi yıl Halep’e ve oradan da fazla gecikmeden Musul’a döndü. Ömrünün son yıllarında kendini hadis ilmine vakfederek ilerlemiş yaşına rağmen bu alanda öğrenci yetiştirip özellikle sahâbe biyografilerine ve hadis râvilerinin nisbelerine dair eserler verdi. İbnü’l-Esîr 25 Şâban 630’da (6 Haziran 1233) Musul’da vefat etti. Musul’daki kabrinin üzerinde bugün 1939’da yaptırılan büyük bir türbe bulunmaktadır.

el-Kâmil fi’t-târîħ adlı eseriyle haklı bir şöhrete kavuşan İbnü’l-Esîr aynı zamanda hadiste hâfızlık derecesine ulaşmış, usûl-i hadis, siyer, edebiyat, ensâb ve eyyâmü’l-Arab’da da üstat sayılmıştır; evi her zaman âlim ve ediplerle dolup taşardı. Hâfızası çok kuvvetli, zeki ve mütevazi bir insandı. Makam ve mevki sahibi olmayı istememiş, kendisine itibar gösteren Zengîler’in ve Eyyûbîler’in yaptıkları bütün teklifleri geri çevirmiştir. el-Kâmil’de, önemli mevkilere çıkmış nice devlet adamının hiç beklemediği anda nasıl perişan bir hale düştüğünü anlattıktan sonra geçimini sağlayacak geliri olan bir insanın resmî görev almamasını tavsiye eder. İbn Kesîr, onun Musul hükümdarlarına vezirlik yaptığını söylerse de (el-Bidâye, XIII, 139) bu doğru değildir.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir