TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - İBN RIDVÂN, Ebü’l-Kāsım ::.

cilt: 20; sayfa: 253
[İBN RIDVÂN, Ebü’l-Kāsım - Osman Çetin]


 


İBN RIDVÂN, Ebü’l-Kāsım

(أبو القاسم ابن رضوان)

Ebü’l-Kāsım Abdullāh b. Yûsuf b. Rıdvân b. Yûsuf en-Neccârî el-Hazrecî (ö. 783/1381)

Devlet adamı, fakih, hatip, kadı ve tarihçi.

718’de (1318) Mâleka’da (Malaga) doğdu. Aslen ensardan Benî Neccâr’a mensuptur. Babası Yûsuf fakih olup Dîvânü’l-cünd reisliğine getirilmişti. Mâleka ve Gırnata’da (Granada) tahsil gören İbn Rıdvân’ın hocaları arasında Mâleka Kadısı Ebû Bekir Muhammed b. Ubeydullah b. Mansûr, Ebû Muhammed Abdülmüheymin b. Muhammed, Ebû Abdullah Muhammed b. Abdüsselâm el-Hevvârî, Ebû Abdullah el-Âbilî gibi âlimler vardır. Gençliğinde Nasrîler devletindeki iç kavgaları, Merînîler’le Nasrîler arasındaki mücadeleleri yakından müşahede etti. Henüz yirmi üç yaşında iken İspanyollar ile yapılan ve büyük bir yenilgiyle sonuçlanan Tarif Seferi’ne (Riosalado) katıldı (741/1340). Bu yenilginin tesiri ve hocası Ebü’l-Kāsım İbn Cüzeyy’in aynı savaşta şehid düşmesinin üzüntüsüyle Endülüs’ten ayrılarak Sebte’ye (Ceuta) gitti ve orada Merînîler’in hizmetine girdi. Merînî sarayında büyük itibar kazanarak imam-hatiplik, kadılık ve müşavirlik hizmetlerinde bulundu. Kâtiplik görevini yürüttü ve sonunda “alâme (tevkī‘) divanı”nın başına getirildi. Kendisine “sâhibü’l-alâmeti’l-aliyye ve’l-kalemi’l-a‘lâ, reîsü sâhibi’l-kalemi’l-a‘lâ ve’l-alâme, reîsü’l-küttâb” gibi unvanlar verildi. Saray hayatı, İbn Rıdvân’ın vezirler ve diğer devlet adamları ile birlikte olmasına imkân verdi. Ayrıca İbn Haldûn, Lisânüddin İbnü’l-Hatîb ve İbn Merzûk el-Hatîb gibi Mağrib’in büyük âlimleriyle görüştü, onlarla fikir alışverişinde bulundu. Bu ilişkiler kendisine devlet yönetimi ve halkın durumu hakkında bilgi ve tecrübe kazandırdı. 783’te (1381) Enfâ’da (Dârülbeyzâ) veya Azemmûr’da (Ezemmûr) vefat etti. Ölüm tarihi 784 (1382) olarak da kaydedilir.

Eserleri. İbn Rıdvân’ın günümüze ulaşan tek eseri eş-Şühübü’l-lâmiǾa fi’s-siyâseti’n-nâfiǾa’dır. Merînî Hükümdarı Ebû Sâlim İbrâhim b. Ebü’l-Hasan el-Merînî’nin isteği üzerine, Merînî Devleti’nin içinde bulunduğu siyasî krize çözüm bulmak ve hükümdara yol göstermek amacıyla “nasîhatü’l-mülûk” (siyâsetnâme) tarzında yazılan eser, Merînîler’in son devri için önemli bir kaynak olma özelliğine sahiptir. Yirmi beş bölümden (babdan) meydana gelen eserin ilk dokuz bölümünde Ebû Sâlim el-Merînî’ye nasihatte bulunularak adaletin önemi, hilmin fazileti ve halka baskı yapılmaması gibi konular üzerinde durulmaktadır. Diğer bölümlerde ise hükümdarın çevresi, ordu ile halkın durumu, bunların devlet yönetimindeki yeri ve hükümdarın bunlarla olan müna-sebeti hakkında bilgi verilmektedir. Endülüs, Şark ve Mağrib ülkelerinden örnekler verilerek özellikle vergi memurlarının halka zulmetmelerinin yasaklanması hususuna dikkat çekilmektedir. İbn Rıdvân eserini yazarken daha çok İslâm kaynaklarına dayanmakla birlikte eski Yunan ve Fars kaynaklarına da başvurmuş, Aristo’nun ve İbnü’l-Mukaffa‘ın eserlerinden istifade etmiş, ayrıca Endülüs’te Benî Ahmer, Fas’ta Merînî saraylarında elde ettiği tecrübelerinden büyük ölçüde faydalanmıştır. Böylece siyasî ve içtimaî konularda teorik olduğu kadar pratik değerlendirmelere de gidebilmiştir. Endülüs ve Mağrib devletleri, bilhassa Merînî Devleti’nin siyasî, iktisadî ve içtimaî tarihini aydınlatan önemli bilgiler ihtiva eden eser Ali Sâmî en-Neşşâr tarafından yayımlanmıştır (Dârülbeyzâ 1404/1984).

Kadı ve muhaddis İbnü’l-Ezrak el-Gırnâtî (ö. 896/1491), BedâǿiǾu’s-silk fî ŧa-bâǿiǾi’l-mülk adlı eserinde İbn Rıdvân’ın kitabından yararlandığını açıkça belirtmiştir. İbn Haldûn ise Benî Ahmer ve Merînî saraylarında İbn Rıdvân’la olan beraberliklerine, aralarındaki dostluğa ve çeşitli ilimlerdeki maharetinden, hat, belâgat, şiir ve hitabetteki başarılarından övgüyle söz etmesine rağmen (et-TaǾrîf, s. 42) bu eserden faydalandığını söylememiştir. Ali Sâmî en-Neşşâr, Muķaddime ile eş-Şühübü’l-lâmiǾa arasındaki muhteva benzerliğine ve İbn Haldûn’un bazı konuları tahlil ederken bunları İbn Rıdvân’ın eserindeki fasıllarla irtibatlandırmasına dikkat çekerek onun bu kitaptan istifade ettiğini kaydeder (eş-Şühübü’l-lâmiǾa, neşredenin girişi, s. 24-28).

İbn Rıdvân’ın ayrıca MecmûǾa mine’l-eşǾâr, MecmûǾa mine’r-resâǿil ve Fihrist adlı eserleri bulunduğu belirtilmektedir. Çeşitli konularda yazdığı şiirlerinden bazı parçalar İbnü’l-Hatib’in el-İhâta, İbnü’l-Ahmer’in Neŝîrü’l-cümân ve Makkarî’nin Nefĥu’ŧ-ŧîb’i gibi muhtelif eserlerin içinde günümüze intikal etmişse de diğer eserler zamanımıza ulaşma-mıştır (a.g.e., neşredenin girişi, s. 30-31).

BİBLİYOGRAFYA:

İbn Rıdvân, eş-Şühübü’l-lâmiǾa fi’s-siyâseti’n-nâfiǾa (nşr. Ali Sâmi en-Neşşâr), Dârülbeyzâ 1404/1984, neşredenin girişi, s. 3-39; İbnü’l-Hatîb, el-İĥâŧa, IV, 443-456; İbn Haldûn, et-TaǾrîf bi’bn Ħaldûn, Beyrut 1979, s. 42 vd.; Makkarî, Nefĥu’ŧ-ŧîb, V, 45, 249, 502, 503, 531; VI, 43, 44, 107, 122, 123; Selâvî, el-İstiķśâ, IV, 39-40; Abdülhay el-Kettânî, Fihrisü’l-fehâris, I, 331; Brockelmann, GAL, I, 606; Suppl., I, 837; Ziriklî, el-AǾlâm (Fethullah), IV, 147-148; Abdülmecîd es-Sagīr, “Ebü’l-Ķāsım İbn Rıđvân: eş-Şühübü’l-lâmiǾa fi’s-siyâseti’n-nâfiǾa”, el-Kitâbü’l-Maġribî, sy. 3, Rabat 1985, s. 67-72; Abdülkādir Zimâme, “Ebü’l-Ķāsım İbn Rıđvân: eş-Şühübü’l-lâmiǾa fi’s-siyâseti’n-nâfiǾa”, a.e., sy. 3 (1985), s. 72-75; a.mlf., “eş-Şühübü’l-lâmiǾa fi’s-siyâseti’n-nâfiǾa li-Ebi’l-Ķāsım b. Rıđvân”, ǾÂlemü’l-kütüb, VI/1, Riyad 1985, s. 110-113; Mehdî Selemâsî, “İbn Rıđvân”, DMBİ, III, 594-595.

Osman Çetin  


İBN RÛH

(ابن روح)

(ö. 326/938)

Onikinci İmam Muhammed el-Mehdî’nin gaybete girişinden sonra ona vekâlet eden dört sefirin üçüncüsü

(bk. SEFİR).  


İBN RÜSTE

(ابن رستة)

Ebû Alî Ahmed b. Ömer b. Rüste (ö. 300/913’ten sonra)

el-AǾlâķu’n-nefîse adlı eseriyle tanınan coğrafyacı ve astronom.

Aslen İsfahanlı olup hayatı hakkında çok az bilgi vardır; bütün bilinenler 290 (903) yılında İsfahan’dan Hicaz’a gittiği ve el-AǾlâķu’n-nefîse adlı kitabın müellifi olduğudur. Arapça yazdığı eserin sadece VII. cildi ele geçmiştir ve bu tek cilt eserin tamamının büyüklüğü hakkında fikir vermeye yeterlidir. İbn Hurdâzbih, Ya‘kūbî, Mes‘ûdî ve İbnü’l-Fakīh gibi İbn Rüste de Irak okuluna mensup coğrafyacılardan biridir. Kitabında Kudâme b. Ca‘fer ve İbnü’l-Fakīh el-Hemedânî gibi Bağdat ve Irak yerine Mekke ve Hicaz’ı öncelikle ele almış, ötekilere sadece siyasî ve idarî açıdan önem vermiştir. Tanıtımları yine bölge usulüne göre planladığı, ancak Mekke ve Hicaz’ı birinci planda tutup diğer bölgeleri buraya olan yakınlıkları ölçüsünde değerlendirdiği görülür; yani daha İslâmcı bir görüşle çalışan coğrafyacılar grubundandır



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir