TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - HÜSREV PAŞA, Deli ::.

cilt: 19; sayfa: 41
[HÜSREV PAŞA, Deli - Abdülkadir Özcan]


Kahireliler’in geceleri evlerinin ve dükkânlarının kapılarını açık bırakabildikleri belirtilmektedir (Âlî Mustafa, Hâlâtü’l-Kāhire, s. 159). Hadım Süleyman Paşa ikinci Mısır valiliği sırasında İstanbul’a gönderdiği raporlarda, Gucerât hâkimi Bahadır Han’ın bir kısmını emanet için, bir kısmını da askerî yardım talep etmek amacıyla Cidde’ye gönderdiği hazine ve hediyeleri konusunda onu suçlayıcı ifadelere yer vermiştir.

1537 yılı başlarında üçüncü defa Anadolu beylerbeyi olan Hüsrev Paşa ertesi yılın haziran ayında Rumeli beylerbeyiliğine terfi etti (Celâlzâde, Tabakātü’l-memâlik, vr. 297b) ve aynı yıl içinde Kanûnî’nin Boğdan seferine katıldı, 1539’da Castelnovo’nun alınmasında rol oynadı ve Budin’in savunmasında bulundu. Bu başarıları üzerine Kanûnî tarafından dördüncü vezir rütbesiyle Kubbealtı’na alındı (1541). 1543’te Estergon ve İstolni Belgrad seferlerine iştirak etti, fetihlerinde önemli rolü oldu. O sırada Hadım Süleyman Paşa vezîriâzam, Rüstem Paşa da ikinci vezirdi. Bir rivayete göre ikinci vezirlik makamında Hüsrev Paşa, üçüncü vezirlikte ise Rüstem Paşa bulunuyordu (Peçuylu İbrâhim, I, 29, 47). Öteden beri aralarının açık olduğu Süleyman Paşa’ya Rüstem Paşa’nın da entrikalarıyla bir divan toplantısında hançer çekecek kadar işi ileriye götüren Hüsrev Paşa 13 Ramazan 951 (28 Kasım 1544) tarihinde vezirlikten azledildi. Bu arada rakibi Süleyman Paşa da vezîriâzamlıktan alındı ve yerine Rüstem Paşa getirildi. Vezirlikten alınmasının verdiği üzüntü ve ümitsizlikle günlerce, bir rivayete göre on yedi gün (Lutfî, s. 434) yiyip içmekten kesilen Hüsrev Paşa bir süre sonra öldü. İstanbul Fatih Yenibahçe’deki muhteşem türbesinde medfundur.

Mimar Sinan’ın eseri olan Hüsrev Paşa’nın türbesi, o zamana kadar sadrazamlık makamına yükselmemiş vezir türbeleri arasında en süslüsü ve gösterişlisidir. 952 (1545) tarihli kitâbesinde, “Mezâr-ı Hüsrev Paşa rahmetullāhi aleyh” yazısından sonra, “Hak kıyâmette inâyet eylesin / Mustafâ ona şefâat eylesin // İşitenler dediler târîhini / Dâim Allāh ona rahmet eylesin” mısraları okunmaktadır (bk. HÜSREV PAŞA TÜRBESİ). Kaynaklarda korkusuz, pervasız oluşu yüzünden “Deli”, “Divane” diye anılan Hüsrev Paşa’nın türbesi civarında mektebi, çarşısı ve çeşmesi de vardır (Evliya Çelebi, I, 319). Ayrıca Mısır beylerbeyiliği zamanında Kahire’de geçit, sarnıç, çeşme ve mektep gibi tesisler, Diyarbekir beylerbeyiliği sırasında burada bir cami, medrese ve hanlar yaptırdığı bilinmektedir. Hüsrev Paşa’nın Halep’teki Hüsreviyye Camii ve Külliyesi de Mimar Sinan’ın eseridir. Oğlu Kurt Bey, şehzadeliğinde II. Selim’in nedimi olmuş ve bazı yerlerde sancak beyliği yapmıştır.

BİBLİYOGRAFYA:

TSMA, nr. E. 5221/4; Haydar Çelebi, Rûznâme (Feridun Bey, Münşeât içinde), I, 462, 472, 479, 498, 507, 543-544, 577, 579, 581, 583, 584; Matrakçı Nasuh, Sefer-i Irâkeyn, s. 238, 260; Ârifî Fethullah, Süleymannâme (nşr. Esin Atıl), New York 1986, s. 139, 183; Celâlzâde, Tabakātü’l-memâlik, vr. 162a, 163a, 216b, 297b, 304b, 307b, 310b, 332b, 366a, 368b, 369a; a.mlf., Selimnâme (nşr. Ahmet Uğur - Mustafa Çuhadar), Ankara 1990, s. 382, 401, 414, 441; Sâî, Tezkiretü’l-bünyân, s. 36, 44; Âlî Mustafa, Künhü’l-ahbâr, İÜ Ktp., TY, nr. 5959, tür.yer.; a.mlf., Hâlâtü’l-Kāhire mine’l-âdâti’z-zâhire: Muśŧafā ǾĀlī’s Description of Cairo of 1599 (nşr. ve trc. A. Tietze), Wien 1975, s. 71, 159; Peçuylu İbrâhim, Târih, I, 29, 47, 206, 219, 258; II, 20; Evliya Çelebi, Seyahatnâme, I, 319, 356-357; Hadîkatü’l-vüzerâ, s. 28; Hammer (Atâ Bey), IV, 193-194; V, 14, 70, 259; Lutfî, Târih (nşr. Âlî Bey), İstanbul 1341, s. 284, 331, 351, 358, 369, 433-434; Sicill-i Osmânî, II, 272; Danişmend, Kronoloji, II, 23, 27, 44, 65, 123, 165, 219, 222, 247-248, 310, 335; Gökbilgin, Edirne ve Paşa Livâsı, s. 72, 503; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, II, 274, 338, 549, 550; J. - L. Bacqué-Grammont, “Divane Hüsrev Paşa’nın Suî İstimâllerine Dair Bir Rapor”, Türkiye’nin Sosyal ve Ekonomik Tarihi: 1071-1920 (ed. Osman Okyar - Halil İnalcık), Ankara 1980, s. 75 vd.; a.mlf., “Notes et documents sur Dīvāne Hüsrev Paşa”, RO, XLI/1 (1979), s. 21-55; a.mlf., “Қћosrew Paѕћa”, EI² (Fr.), V, 36; Ahmet Mumcu, Osmanlı Devletinde Rüşvet, İstanbul 1985, s. 271; Enver Ziya Karal, Selim III’ün Hatt-ı Hümayunları: Nizam-ı Cedit 1789-1807, Ankara 1988, s. 108-109; Fevzi Kurtoğlu, “Hadım Süleyman Paşa’nın Mektupları ve Belgrad’ın Muhasara Planı”, TTK Belleten, IV/13 (1940), s. 59, 60, 61, 62, 63, 77, 80-82; Ara Altun, “Deliller Hanı”, DİA, IX, 140-141.

Abdülkadir Özcan  


HÜSREV PAŞA, Koca

(ö. 1855)

Osmanlı sadrazamı.

1756 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Asıl adı Mehmed Hüsrev olup Abaza asıllıdır. Küçük yaşta İstanbul’a getirilerek Çavuşbaşı Said Efendi’nin köleleri arasına alındı ve daha sonra Enderun’a kabul edildi. III. Selim’in tahta çıkışının (1789) ardından önce başçuhadar, Küçük Hüseyin Paşa’nın kaptan-ı deryâlığa tayini sırasında (1792) saraydan çıkarak onun mühürdarı ve bir süre sonra da kethüdâsı oldu. Küçük Hüseyin Paşa’nın yanında III. Selim devrinin ıslahat taraftarları arasında yer aldı. Bu sıfatı ona ileride II. Mahmud döneminde yeni orduyu kurmak üzere seraskerlik makamına getirilmesini de sağladı. Hüseyin Paşa’nın yanında iyi bir idareci olarak ön plana çıkamadı. Mısır’ı Fransızlar’ın elinden kurtarmak üzere harekete geçen donanma ile birlikte Mısır’a gitmesi (Mart 1801), hayatının dönüm noktasını teşkil etti. Kaptanıderyâ Küçük Hüseyin Paşa karaya çıkardığı 6000 kişilik kuvvetin başına onu getirdi. Hüsrev Ağa da bir miktar İngiliz askeriyle birlikte Reşîd’i ele geçirerek, Osmanlı-İngiliz kuvvetlerinin Mısır içlerine doğru ilerlemesini sağladı. Ayrıca ilerleyen orduya karşı saldırıya geçen General Belliard’ın kumandasındaki Fransız birliklerini esir aldı. Bu başarıları İstanbul’da takdir edilerek kendisine vezirlik rütbesiyle İzmit sancağı tevcih edildi. Çok geçmeden Mısır valiliğine getirildi (Eylül 1801).

Hüsrev Paşa, Fransız istilâsından kurtarılan Mısır’ın karışık durumu ile uğraşmak zorundaydı. Tahakkümlerini sürdürmek isteyen kölemen beylerini itaat altına almak için son savaşlar sırasında Rumeli’den Mısır’a getirilen ve çoğu Arnavut olan başı bozuk askerlerine güvenilemeyeceğini de biliyordu. Bu yüzden bir taraftan Kölemenler’le mücadele ederken bir taraftan da Nizâm-ı Cedîd askerinin kurulmasına çalıştı. İngilizler’le birlikte Fransızlar’a karşı savaşırken Avrupa askerî teşkilâtı ve harp usulleri hakkında bilgi edinme fırsatı bulmuştu. Fakat başı bozuk askerinin maaşını kesmesi onların isyanına sebep oldu (Mayıs 1802). Hüsrev Paşa, Nizâm-ı Cedîd askerine güvenerek âsilerin isteklerini kabul etmeyip onları topa tuttuysa da ertesi gün âsiler üzerine gönderdiği kuvvetler bozguna uğradı. Kaleyi ele geçiren âsiler valinin konağını ateşe verdiler. Güçlükle canını kurtarabilen



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir