TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - HUMBARACI AHMED PAŞA ::.

cilt: 18; sayfa: 353
[HUMBARACI AHMED PAŞA - Abdülkadir Özcan]


Ahmed Paşa hayatının son dönemlerini bu tür lâyihalar hazırlamakla geçirdi. Fakat vatanından uzakta yaşaması kendisine gittikçe ağır gelmeye başlamıştı. Nitekim bu husus kardeşine yazdığı mektuplarda görülmektedir. Niyeti Roma’ya gidip orada yaşamaktı. Bir ara Sicilyateyn ile anlaşarak Napoli gemilerinden biriyle kaçmaya yeltenmiş, ancak muvaffak olamamıştı. Bunun üzerine Fransa’ya başvurdu ve Hariciye nâzırına mektup yazdı. O sırada Fransa’nın İstanbul’daki elçisi olan Kastelan nâzırdan Ahmed Paşa’ya bir mektup aldı, durumu kendisine bildirmek için evine gittiğinde onu hasta buldu. Ahmed Paşa ertesi gün (23 Mayıs 1747) ölünce bu teşebbüs de yarım kaldı. Mezarı Galata Mevlevîhânesi hazîresindedir. Hazırladığı nizamnâme gereğince humbaracıbaşılığa evlâtlığı Mühtedi Süleyman Ağa tayin edilmiştir.

Humbaracı Ahmed Paşa, Doğu’da Fransa’nın nüfuzunu arttırmak için çalışan önemli kişilerden biridir. Gerçekten ülkesi lehine sarfettiği gayretlerin tesirleri uzun süre devam etmiştir. Onun Fransız politikasına yaptığı hizmetler, geleneksel Osmanlı-Fransız dostluğunu iki ülke yararına pekiştirmek ve Osmanlı Devleti’nde askerî yenilikler yaparak Rusya ile Avusturya’nın doğuda ilerlemesine engel olmak şeklinde özetlenebilir (Ahmed Refik, s. 134 vd.). Maceracı, gururlu ve geçimsiz bir kimse olduğu anlaşılan Ahmed Paşa, Fransa’ya düşman ülkelerin saflarında iken bile ülkesi aleyhinde bir söze tahammül edemezdi. Avusturya üniforması ile de Osmanlı kavuğu altında da milliyetini ve ırkını asla inkâr etmemiştir. Hükümete sunduğu raporların birer nüshasının Fransa’ya gönderilmesi casus olabileceği ihtimalini de akla getirmektedir. Hâtıraları Prince de Ligne tarafından Mémoire sur le Comte de Bonneval adıyla yayımlanmıştır (Paris 1817).

BİBLİYOGRAFYA:

Humbaracı Ahmed Paşa, İcmâlü’s-sefâin fî bihâri’l-âlem, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2062; a.mlf., Mülûk ve Milel-i Nasârâ’da Olan Havâdisin Takrîr-i İcmâli, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3889; a.mlf., Nemçe Çarı Memleketinin Ahvâline Dair Rapor, İÜ Ktp., TY, nr. 6102, 6946; BA, MD, nr. 136, s. 292; BA, Cevdet-Askerî, nr. 33101, 45137; BA, Cevdet-Hariciye, nr. 7897; Subhî, Târih, vr. 58a-59b; D’Ohsson, Tableau général, VII, 369; Hammer, HEO, XIV, 198, 293; Atâ Bey, Târih, I, 158; A. Vandal, Le Pacha Bonneval, Paris 1884; a.mlf., Une ambassade française en orient, Paris 1887; Mehmed Râif, Mir’ât-ı İstanbul, İstanbul 1314, s. 556; Ahmed Refik, Tesâvîr-i Ricâl, İstanbul 1331, s. 76 vd.; S. Gorceix, “Bonneval-Pacha et jeune rákoczi”, Mélanges Iorga, Paris 1933, s. 341-363; Türkiye Maarif Tarihi, I, 48-49; Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, s. 164; Uzunçarşılı, Kapukulu Ocakları, II, 118 vd.; a.mlf., Osmanlı Tarihi, IV/1, s. 322-325; Hayriye Miskioğlu, Humbaracı Ahmed Paşa (lisans tezi, 1948), İÜ Ed. Fak. Tarih Seminer Kitaplığı, nr. 431; H. G. Majer, “Bonneval”, Biographisches Lexikonzur Geschichte Südosteuropas, München 1974, I, 233-234; Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, İstanbul 1978, s. 66-68; Ahmet Halaçoğlu, Humbaracı Ocağı-Humbaracı Ahmed Paşa’nın Hayatı ve Islahatları (lisans tezi, 1982), İÜ Ed. Fak. Tarih Seminer Kitaplığı, nr. 3533; Kemâl Beydilli, Türk Bilim ve Matbaacılık Tarihinde Mühendishâne, Mühendishâne Matbaası ve Kütüphanesi: 1776-1826, İstanbul 1995, s. 23, 85; Mehmed Ârif, “Humbaracıbaşı Ahmed Paşa (Bonneval)”, TOEM, III/18 (1328), s. 1153-1157; IV/19 (1329), s. 1220-1224; IV/20 (1329), s. 1282-1286; Cavid Baysun, “Ahmed Paşa”, İA, I, 199; a.mlf., “Ahmed Paşa”, Küçük Türk-İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1974, I, 52-53; Münir Aktepe, “Topal Osman Paşa”, İA, XII/1, s. 440; H. Bowen, “Aĥmad Pasha Bonneval”, EI² (Fr.), I, 300-301.

Abdülkadir Özcan  


HUMBARAHANE KIŞLASI ve CAMİİ

İstanbul’da Haliç kıyısında XVIII. yüzyılın sonlarına ait kışla ve cami.

Beyoğlu ilçesine bağlı Hasköy’ün Halıcıoğlu semtinde bulunan yapılardan kışla III. Selim tarafından 1206 (1792) yılında, kışlanın avlusunun ortasında yer alan cami ise annesi Mihrişah Vâlide Sultan tarafından 1208’de (1794) inşa ettirilmiştir. Kışladan geriye kalan bazı küçük bölümlerle Halıcıoğlu veya Mihrişah Sultan Camii de denilen cami halen Kumbarahane caddesi üzerindedir. Kompleksin kuzeyinde Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun ile Mekteb-i Hendese, güneyinde Abdüsselâm Camii ve Kabristanı, doğusunda da Estepan Kilisesi bulunmaktaydı.

Kışla. Top döküm tesisleri, tâlim yerleri, çeşitli askerî amaçlarda kullanılmak üzere deri işlenen bir klorhâne, mutfak, ahırlar, hamam, mescidle meşruta odaları ve dükkânlardan oluşan Humbarahane Kışlası, büyük çaplı askerî binaların modern anlamdaki ilk örneği kabul edilmektedir. Faaliyete geçtiğinde güneydeki Hasköy tarafı humbaracılara, kuzeydeki Sütlüce tarafı ise lağımcılara ayrılmıştı. 1795’te Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun’un açılması üzerine buraya dahil edilen kışla binaları II. Mahmud döneminde yenilenmiş, 1848’de yanan Galata Sarayı’nın yerine Mekteb-i Tıbbiyye’ye verilmiştir. Böylece yapılış amacından uzaklaştırılan kışla, 1865’teki kolera salgınında yahudi hastaların bakımına tahsis edilmiş, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda dört yıl boyunca askerî hastahane olarak kullanılmıştır. Daha önce 1850 ve 1861’de elden geçirilen binalar II. Abdülhamid zamanında esaslı bir onarım görmüş, Cumhuriyet dönemine kadar yine Mühendishâne binası ile birlikte Topçu ve İstihkâm Okulu, Cumhuriyet’in ilânından sonra ise önce Yedek Subay Okulu, arkasından 1941 yılına kadar topçu subayları için meslek tatbikat okulu işlevlerini yürütmüştür. 1971-1974 yılları arasında sürdürülen Haliç Köprüsü inşaatı sırasında kışlanın büyük kısmı tamamen tahrip olmuş, geriye sadece özgün hali bozulmuş bazı yapı parçaları kalmıştır.

III. Selim ve II. Mahmud zamanlarına ait binalar arasında itinalı yapım tarzı ve tekniğiyle dikkati çeken kışla, dönemin mimari anlayışına uygun biçimde empire üslûbunda inşa edilmiştir. Sedat Hakkı Eldem’in tesbitlerinden kenarlarının yaklaşık 130 m. uzunluğunda olduğu anlaşılan kare planlı asıl kışla binası büyük bir avlu etrafına dizilmiş iki katlı koğuşlardan meydana geliyordu ve cephelerinin ortasında birer kapı ile üzerlerinde özel odalar bulunuyordu. Bunlar yanlarda ve arkada küçük, ön cephede büyük birer köşk şeklinde ve komutanlık odaları ile hünkâr kasrı halinde düzenlenmişti. Batı cephesinin ortasındaki cümle kapısının üstünde yer alan, ikinci katı ahşap hünkâr kasrının kubbesi önceleri camininkiyle uyum sağlayacak şekilde ahşaptan yapılmıştı; XIX. yüzyıldaki tamirlerde ise yüksek kırma çatıya dönüştürülmüştür. Kapının önündeki sütunlar üzerine oturtularak dışa taşkın bir biçimde ve âbidevî ölçülerde ele alınan kasır devrinin mimari özelliklerini taşımaktadır. II. Mahmud zamanında yenilenen kışlada yoğun bir bezeme uygulanmıştır. Temelinde düzgün



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir