TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - HAYIR BEY ::.

cilt: 17; sayfa: 50
[HAYIR BEY - Seyyid Muhammed es-Seyyid]


görevlendirildi. Padişahın Mısır’dan ayrılmasından dört gün sonra da (13 Eylül 1517) Kal‘atülcebel’e çıkıp Mısır eyaletini idare etmeye başladı.

Hayır Bey’in Mısır idaresinde karşı karşıya kaldığı ilk meseleler devlet merkezi, Mısır’da bulunan Osmanlı beyleriyle askerleri ve eyaletin mahallî kuvvetleri (memlükler ve şeyhülaraplar) arasındaki münasebetleri düzenlemek oldu. Mısır’ın muhafazasıyla görevli Osmanlı askerleriyle memlükleri birlikte istihdam etmeye ve memlüklerle şeyhülarapların devlete itaatini sağlamaya çalışan Hayır Bey, muhafızlarla memlükleri isyan halinde bulunan Arap şeyhleri üzerine gönderdi. Ayrıca Mısır’ın zaptından sonra gizlenen memlükler için çıkarılan umumi aftan istifade ederek ortaya çıkıp itaat gösterenlere askerî kabiliyet ve maharetlerine göre ulûfe ve cerâye, yaşlılarına da tekaüt ulûfesi bağladı. Mısır’ın durumunu iyi bilen Memlük emîrlerinden kethüdâ, devâtdâr, mîrâhur, mihmandar vb. idarî ve askerî yardımcılar seçti. Bu arada padişahın emirlerinin Mısır’da icrasına nezaret eden ve Hayır Bey’in davranışlarını gözeten Osmanlı beyleri gizli veya açık devlet merkezine raporlar gönderiyorlardı. Hayır Bey de Mısır eyaletinin bazı meselelerini ve Osmanlı beyleriyle askerleri arasındaki durumu merkeze bildiriyordu. Hayır Bey ve maiyeti, Mısır’daki Osmanlı beyleriyle âhenk içinde oldukları halde muhafazada görevli askerlerle sık sık ihtilâfa düşüyorlardı. Yavuz Sultan Selim, Arap şeyhlerinin memlüklerden ayrı bir güce sahip olduklarını gördüğü için bunların birçoğunu yerlerinde bırakmış ve şeyhlerin durumunu iyi bilen Hayır Bey’e de şeyhlerin itaatini sağlayıcı tedbirler almasını tavsiye etmişti.

Mısır’ın zaptından sonra Yavuz Sultan Selim, Mısır’da Osmanlı nizamının kısa sürede kurulamayacağını anladığından eyaletin eski teşkilâtının ıslahını, eyalete uygun olanlarının bırakılmasını, Memlük saltanatına mahsus olanlarının ise ya düzeltilmesi ya da kaldırılmasını emretmişti. Bu emir uyarınca Hayır Bey Mısır’ın mahallî olan teşkilâtını büyük kısmıyla koruma, itaat eden Memlük idarecilerinden faydalanma ve bazı hizmetleri birleştirme veya değişik adlar altında yeniden düzenleme yolunu takip etti.

Halk arasında “melikü’l-ümerâ” unvanıyla tanınan Hayır Bey, özellikle merkezden bir ferman gelmesi veya bir Osmanlı beyinin teklifte bulunması halinde yahut Mısır’ın mühim bir meselesi çıktığı zaman kethüdâsını, devâtdârını, kādılkudâtları ve Osmanlı beylerini büyük divan toplantısı için davet ederdi. Buraya müzakere konusu olan meselelerle ilgili tüccar, mübâşir veya diğer idareciler de çağrılırdı. Hayır Bey, gerektiği zaman bazı Memlük idarecileriyle Osmanlı emîr ve askerlerini ayrı ayrı toplardı. Şehir halkının davalarını halletmek için her cumartesi, maiyetinde kādılkudâtlar olduğu halde Kahire’nin bir meydanında divan akdeder, subaşı (vâli’l-Kāhire) vasıtasıyla kendisine arzedilen meseleleri karara bağlardı.

Osmanlı idaresinin Mısır’da ilk yerleşme safhası sayılan Hayır Bey’in beylerbeyiliğinde Memlükler’e ait birçok teşkilât aynen veya bazı düzeltmelerle devam etmişse de Mısır’da Osmanlı kurumlarının yavaş yavaş bu dönemde devreye konulduğu görülmektedir. Memlük teşkilâtında yerleşmiş olan adaletsizlikleri kaldırmak, Mısır’ın malî ve adlî müesseselerini ıslah etmek üzere 927’de (1521) bir Osmanlı defterdarı ve Hanefî kadısı tayin edilmiş, müstevfi’l-emvâl ve kādılkudâtlar da onlara yardım etmekle görevlendirilmişti. Buna rağmen Mısır’da Osmanlı idaresi, Vezîriâzam İbrâhim Paşa’nın Kahire’ye gelerek Mısır Kanunnâmesi’ni çıkarmasına kadar istikrarsızlığını sürdürmüştür.

Şam Beylerbeyi Canbirdi Gazâlî’nin isyanı sırasındaki tutumundan da anlaşılacağı üzere Yavuz Sultan Selim’in ölümü ve yerine Kanûnî Sultan Süleyman’ın geçişinden sonra da devlete karşı sadakatini sürdüren Hayır Bey’in saltanat merkeziyle sıkı münasebetleri vardı. Her yıl başında Mısır beylerbeyiliği tasdik edilir, bu hususa ve adaletle idare etmesine dair bir fermanla bir hil‘at ve bazı atıyyeler gönderilirdi. Diğer taraftan Hayır Bey, İstanbul’a her yıl değerli hediyelerle birlikte Mısır haracından bir miktarını “pîşkeş” olarak takdim eder, seferler dolayısıyla emredilen barut ve erzakı hazırlayıp gönderir, bazan da asker yollardı.

Beş yıl üç ay kadar beylerbeyilik yaptıktan sonra 14 Zilkade 928’de (5 Ekim 1522) vefat eden Hayır Bey Kahire’de yaptırdığı caminin civarına defnedildi. İbn İyâs’a göre sert ve inatçı bir yapıya sahip, sultanlığa lâyık “muhteşem bir hâkim” idi ve memleketin bütün işlerine vâkıftı; içkiye düşkün olup müzik dinlemeyi severdi. Ölümünden sonra yapılan sayımda 600.000 altın, sayısız atlarla daha birçok mal varlığının bulunduğu tesbit edilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA:

TSMA, nr. E 5594, 5807, 6479, 7670; nr. D 10588; İbn İyâs, BedâǿiǾu’z-zühûr, V, 22-45, 69, 125, 210-485; Haydar Çelebi, Rûznâme (Feridun Bey, Münşeât içinde), I, 445, 454-455; İbn Zünbül, Ġazavâtü’s-Sulŧân Selîm Ħân maǾa Ķānśû el-Ġavrî Sulŧânü Mıśr ve aǾmâlihâ, Kahire 1278, s. 113-117; Diyarbekrî, Nevâdirü’t-tevârîh, Millet Ktp., Ali Emîrî, Tarih, nr. 596, vr. 151b-353a; Rıdvanpaşazâde Abdullah, Târîh-i Mısr, Süleymaniye Ktp., Hamidiye, nr. 900, vr. 121a-b; Hoca Sâdeddin, Tâcü’t-tevârîh, II, 375; Süheylî, Târîh-i Mısri’l-cedîd, İstanbul 1142, vr. 17a, 40a, 54b; Selâhattin Tansel, Yavuz Sultan Selim, Ankara 1969, s. 197 vd.; Seyyid Muhammed es-Seyyid, XVI. Asırda Mısır Eyâleti, İstanbul 1990, s. 58-75.

Seyyid Muhammed es-Seyyid  


HAYIRLIOĞLU, Eyüp Sabri

(1884-1960)

Türkiye Cumhuriyeti’nin dördüncü Diyanet İşleri başkanı.

Konya’da doğdu. Hayırlızâde Mehmed Efendi’nin oğludur. İlk öğrenimini yaparken Kur’an’ı da hıfzetti. Ardından Konya Ziyâiye Medresesi’ne devam ederek Sivaslı Ali Kemâlî ve Yalvaçlı Ömer efendilerden ders görüp icâzet aldı. Daha sonra Konya’da yeni açılan Dârülfünûn-ı Osmânî’nin Hukuk Şubesi’ni birincilikle bitirdi (1911).

Yakın arkadaşı Mûsâ Kâzım Efendi ile birlikte gittiği İstanbul’da Dârülfünun’da müderris muavinliği imtihanını kazandı. Bir süre müderris muavinliği yaptıktan sonra istifa ederek memleketine döndü. Ardından Uşak Bidâyet Mahkemesi müddeiumumiliğine tayin edildi (1913). Altı yıl sürdürdüğü bu görevinden de ayrılarak Konya’da bir müddet avukatlık yaptı; Konya vilâyet ve belediye encümen üyeliklerinde bulundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi II. dönem (1923-1927) Konya mebusu seçilen



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir