TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - HÂVÎ ::.

cilt: 16; sayfa: 532
[HÂVÎ - İsmail Hakkı Özkan]


şekillerde sıralanmış ilk otuz iki zamanın ardından bir fer‘ usulü ile bunu takip eden bir nîm-hafif usulünün birleşmesinden oluştuğu görülür. 64/4’lük ikinci ve 64/2’lik üçüncü mertebeleri kullanılmıştır. Daha çok kullanılan 64/2’lik mertebesine “ağır hâvî” adı verilmiştir. Usulün eski yapısı, özellikle üçüncü mertebede bazı vuruşların velvelelendirilmesiyle zaman içinde birtakım değişikliklere uğramıştır.

Hâvî usulü peşrevlerde ve I. bestelerde kullanılmıştır. Bu usul ile ölçülmüş I. bestelerin her hânesi birer usuldür. Hânenin ilk otuz iki zamanında mısra, bunu takip eden otuz iki zamanda, yani fer‘ usulünün başından itibaren ise terennüm kısmı başlar. Terennüm sonunda mısra tekrarı yoktur.

BİBLİYOGRAFYA:

Ezgi, Türk Musikisi, II, 165-171; Özkan, TMNU, s. 681-682; Rauf Yekta, Türk Musikisi, s. 131-132; Sadeddin Heper, “Türk Musikisinde Usuller -4-”, MM, sy. 347 (1978), s. 14-15.

İsmail Hakkı Özkan  


el-HÂVÎ

(الحاوي)

Ebû Bekir er-Râzî’nin (ö. 313/925) tıbba dair eseri.

Tam adı Kitâbü’l-Ĥâvî fi’ŧ-ŧıb’dır. Zengin muhtevasıyla Râzî’nin bütün tıbbî tecrübe ve birikimini ihtiva ettiği için müellifin olgunluk döneminin ürünü olduğu kanaatini veren, nazarî incelemeler ve klinik gözlemler hakkında tutulmuş, fakat yeterince gözden geçirilip sistemleştirilememiş notlardan oluşur. Bu sebeple klasik kaynaklarda, eserin Râzî’nin ölümünden sonra talebeleri tarafından derlendiği kaydedilmektedir. Nitekim İbn Ebû Usaybia, ünlü vezir Ebü’l-Fazl İbnü’l-Amîd’in Râzî’nin kız kardeşinden eserin müsveddelerini satın aldığını, müellifin talebelerinden bir komisyon oluşturarak bu notları tasnif ettirdiğini belirtmektedir (ǾUyûnü’l-enbâǿ, s. 420).

İbnü’n-Nedîm, el-Ĥâvî’nin el-CâmiǾu’l-ĥâśır li-śınâǾati’ŧ-ŧıb adıyla da anıldığını, eserin on iki cilt (kısım) olduğunu kaydetmekte ve planını vermektedir (el-Fihrist, s. 357; krş. İbnü’l-Kıftî, s. 178, 180). Râzî’nin eserleri hakkında bir katalog hazırlamış olan Bîrûnî, onun el-CâmiǾu’l-kebîr adlı eserinin el-Ĥâvî adıyla da tanındığını, notlar halinde kaleme alınan kitabın eksik olduğunu kaydetmektedir (bk. Mahmûd Necmâbâdî, s. 10). İbn Ebû Usaybia ise el-Ĥâvî’yi Râzî’nin en önemli ve en hacimli tıp eseri olarak zikretmekte, bunun, kadîm tıp literatüründen kendi zamanına kadar oluşup gelişen tıp birikimini kapsadığını, ancak tamamlanmasına müellifin ömrünün kâfi gelmediğini bildirmektedir. İbn Ebû Usaybia, el-Ĥâvî’den başka Kitâbü’l-CâmiǾ (Ĥâśıru śınâǾati’ŧ-ŧıb) adıyla on iki ciltlik bir eseri daha tanıtmakta ve bunun el-Fihrist’tekine benzer bir planını vermektedir. Onun vardığı sonuca göre el-Ĥâvî ile el-CâmiǾ planları aynı olmadığı, dolayısıyla iki farklı eser olduğu halde sonradan karıştırılmıştır (ǾUyûnü’l-enbâǿ, s. 421, 423-424). Müellifin kendisi ise yalnızca el-CâmiǾu’l-kebîr’den söz etmekte; o döneme kadar böyle bir tıp kitabı yazılmadığını, bu eseri yazmak için on beş yıl geceli gündüzlü çalıştığını, hatta bu yüzden gözlerinin görmez, ellerinin tutmaz olduğunu söylemektedir (Resâǿil felsefiyye, s. 109-110). Modern araştırmacılar tarafından da zaman zaman paylaşılan bu iki eserin aynı olduğu kanaatini Râzî tıbbının uzmanı olan E. Zekî İskender sarsmıştır. İskender’e göre el-CâmiǾ on iki cilt olup günümüze yalnızca iki cildi ulaşmıştır (Oxford Bodleian Library, Or., nr. 561). el-Ĥâvî ise Râzî’nin bitiremediği, ancak ölümünden sonra talebelerince derlenen ve yirmi beş ciltten oluşan bir eserdir. Nitekim el-Ĥâvî’nin yirmi beş ciltlik Latince baskıları elimizdedir ve iki eserin muhtevaları kesinlikle birbirinden farklıdır (el-Meşriķ, XLIV [1960], s. 475). Zekî İskender bu hükme, Londra Wellcome Historical Medical Library’deki yazmalar koleksiyonunda yer alan (Or., nr. 123) bir Kitâbü’l-Ĥâvî fi’ŧ-ŧıb yazmasının henüz neşredilmemiş ilk dört cildini inceledikten sonra varmıştır. Unvan sayfasında adının el-Ĥâvî olduğu açıkça belirtilen söz konusu yazmanın I. cildi “Fî Usûli’t-tıbbiyye”, II. cildi “el-Edviyetü’l-müfrede”, III. cildi “el-Edviyetü’l-mürekkebe”, IV. cildi ise “el-Emrâz ve ilâcâtühâ” başlığını taşımaktadır (A Catalogue of Arabic Manuscripts, s. 1-2). Eserin Madrid Escurial Library’de bulunan yazma nüshasına (nr. 806) dayanılarak Haydarâbâd’da yapılan yegâne Arapça baskısının I. cildi doğrudan doğruya “Fî Emrâzi’r-re’s” başlığı ile başlamakta ve bu çerçevede beyinle ilgili fizyolojik ve psikolojik ârazlar ele alınmaktadır (el-Ĥâvî fi’ŧ-ŧıb, I, 1-2). Haydarâbâd neşrine esas olan nüshanın Wellcome Historical Medical Library yazmasını takip edip etmediğinin anlaşılması yahut el-Ĥâvî’nin genel planının çıkarılması, ancak bütün dünya kütüphanelerindeki Arapça ve Latince nüshaların karşılaştırmalı bir neşriyle mümkün olacaktır.

el-Ĥâvî’nin İslâm tıp tarihindeki en erken değerlendirilişine, Ali b. Abbas el-Mecûsî’nin (ö. 384/994 [?]) Kâmilü’ś-śınâǾa (el-Kitâbü’l-Melekî) adıyla meşhur tıp kitabının girişinde rastlanmaktadır. Bu değerlendirmeye göre Râzî’nin el-Ĥâvî’si çeşitli hastalıklara ve belirtilerine, ilâçla



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir