TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - HAK DİNİ KUR’AN DİLİ ::.

cilt: 15; sayfa: 163
[HAK DİNİ KUR’AN DİLİ - Mustafa Bilgin]


yönelmekle ortaya çıkan Servet-i Fünûn edebiyatının izlerine de sıkça rastlanır. Müellifin, bazı İslâmî terim ve kavramların açıklamasını yaparken Fransızca’daki karşılıklarını Türkçe telaffuzlarıyla göstermesi bunun bir örneğidir.

Eserin meâl ve tefsir bölümlerinde kullanılan dil ve üslûplar arasında önemli bir farklılık dikkati çeker. Tefsir bölümlerinde Türk dilinin gramer kurallarını gözeten bir dil ve zevkli bir üslûp hâkim olduğu halde meâl bölümlerinde tam tersi bir dil ve üslûp kullanıldığı görülür. Meâl çevirilerinde âyetin metindeki cümle yapısına ve ifade tarzına aynen sadık kalınmış, bir bakıma cümlelerin orijinal kalıbı değiştirilmeksizin sadece Arapça kelimelerin yerine Türkçe karşılıkları konulmuştur. Türk dilinin gramer ve üslûp özelliklerine aykırı düşen bu ifade şekli müellifin sağlığında da tenkit edilmiştir. Her iki kısımda farklı üslûpların tercih edilmesi bunun maksatlı bir kullanım olduğunu düşündürür ve müellifin, Kur’an’ı lâyık olduğu güzellikte tercüme etmenin imkânsız olduğu yönündeki inancına bağlı kalarak metne sadakati ön planda tuttuğuna işaret eder. O sıralarda yoğun bir sadeleştirme faaliyetinin yürütüldüğü, bu arada Kur’an, ezan ve kāmet üzerindeki denemelerle ibadet dilinin de Türkçeleştirilmeye çalışıldığı (1932) dikkate alınırsa müellifin, tercümesinin bu tür faaliyetlerde malzeme yapılmasına engel olmak amacıyla Türkçe’nin gramerine aykırı düşecek bir üslûpla çeviri yapmayı tercih ettiği söylenebilir. Nitekim eserine seçtiği isimde de bu arka plan hissedilir. Fransız filozofu Auguste Comte’un Türkiye’deki sadık takipçileri olan, pozitivist ve materyalist görüşleri savunarak İslâm aleyhtarı yayınlar yapan ve dine “bâtıl inançlar” gözüyle bakan Abdullah Cevdet ve Kılıçzâde Hakkı gibi kimselere karşı eserin isminde İslâm’ın “hak dini” olduğu vurgulanmış, ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi yolundaki denemelere karşı da Arapça’nın “Kur’an dili” olduğu vurgulanmış tır.

Hak Dini Kur’an Dili, Türkiye Diyanet İşleri Riyâseti tarafından 1935-1939 yılları arasında İstanbul’da Ebüzziya Matbaası’nda dokuz cilt halinde bastırılarak neşredilmiş, eserin bu baskısından ofset olarak ikinci (İstanbul 1960) ve üçüncü (İstanbul 1971) baskıları yapılmıştır. Üçüncü baskı esas alınarak Suat Yıldırım başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan bir fihrist esere X. cilt olarak ilâve edilmiştir (İstanbul 1982). Türk dilindeki hızlı değişim, eseri kısa sürede yeni nesillerin başvurabileceği bir tefsir olmaktan çıkardığı için, ilk baskısından yarım asır kadar sonra birkaç koldan sadeleştirilmesi çalışmalarına başlanmıştır. Tefsirin bugün üç ayrı heyet tarafından sadeleştirilmiş üç ayrı baskısı mevcuttur (I-X, İstanbul 1992; I-IX, İstanbul 1993 [Şûrâ-Çelik Ortak Yayını]; I-IX, İstanbul 1993 [Yenda Yayın Dağıtım]).

BİBLİYOGRAFYA:

Elmalılı, Hak Dini, I-IX; Lisânü’l-ǾArab, X, 221-222; Tehânevî, Keşşâf, I, 13-14; Tirmizî, “Fiten”, 7; Nesâî, “Taĥrîm”, 6; Zemahşerî, el-Keşşâf (Kahire), I, 620-621; III, 28; Fahreddin er-Râzî, Mefâtîĥu’l-ġayb, III, 89; IV, 162; V, 80; XI, 235; XVIII, 230; XXIII, 87-88; Kurtubî, el-CâmiǾ, XII, 111; Keşfü’ž-žunûn, I, 44-45; Adıvar, İlim ve Din, I, 147; Eşref Edib [Fergan], Mehmed Akif: Hayatı, Eserleri, İstanbul 1962, s. 200-203; Bilmen, Tefsir Tarihi, II, 785-793; Fahri Gökcan, Commentaire du Coran par Elmalılı (doktora tezi, 1970), Université de Paris, Faculte des Lettres et Sciences Humaines; İsmet Ersöz, Hak Dini Kur’ân Dili’nde Hadis İsti‘mâl Tarzı (yüksek lisans tezi, 1976), Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; a.mlf., Elmalılı Mehmed Hamdi Yazır ve Hak Dini Kur’an Dili (doktora tezi, 1986), SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; İbrahim Gürses, Elmalılı Tefsirinde Psikoloji Konuları (yüksek lisans tezi, 1990), UÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Elmalılı Muhammed Hamdi Sempozyumu, 4-6 Eylül 1991, Ankara 1993; Alaattin Dikmen, Elmalılı Tefsirindeki Sosyolojik Yaklaşımlar (yüksek lisans tezi, 1995), UÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Nurettin Başyiğit, Elmalılı’da İlmî Tefsir (yüksek lisans tezi, 1996), UÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Fahri Kutluay, “Aydınlatılan İki Mühim Sır: Mehmed Âkif Mısır’a Niçin Gitmiş ve Hazırladığı Kur’ân-ı Kerîm’in Tercemesini Buraya Niçin Getirmemiş”, SR, IV/99 (1951), s. 374-376.

Mustafa Bilgin  


HAKĀİKIYYE

(الحقائقيّة)

Kurucusu bilinmeyen ve Kerrâmiyye’nin kollarından kabul edilen bir fırka

(bk. KERRÂMİYYE).  


HAKĀİKU’t-TEFSÎR

(حقائق التفسير)

Muhammed b. Hüseyin es-Sülemî’nin (ö. 412/1021) tasavvufî tefsiri.

Mutasavvıfların Kur’an âyetleri üzerindeki yorumlarını derleyen ilk kapsamlı çalışmadır. Eserde, bazı müfrit sûfîle rin Kur’an’ın zâhirî mânaları ile Ehl-i sünnet’in itikad ve uygulamalarına ters düşen aşırı görüş ve tutumlarını hatırlatan cüretli te’villere sapmadan Kur’an’ın işârî ve bâtınî anlamlarına ağırlık verilmiştir. Mukaddimede belirttiğine göre müellif, zâhirî ilimlerle uğraşanların kıraat, tefsir, müşkil, ahkâm, i‘rab, lugat, mücmel, müfesser, nâsih, mensuh gibi tefsir konularında yetişmiş olmalarına karşılık bunlardan hiçbirinin, bir kısım âyetlerin yorumuyla ilgili olarak Ebü’l-Abbas b. Atâ ve Ca‘fer es-Sâdık’a nisbet edilen bazı açıklamalar dışında Allah’ın hitabının “hakikat ehlinin lisanında” ne anlama geldiğini araştırıp ortaya koyma zahmetine katlanmadıklarını tesbit etmiştir. Kendisi, söz konusu tefsirlerde beğendiği açıklamalar yanında tasavvuf ileri gelenlerinin tefsire dair görüşlerini de topladıktan sonra bütün bu birikimi sûrelere göre düzenlemiş ve tefsirini yazmaya karar vermiştir. Böylece Sülemî, eserde kendi görüşlerini belirtmekten ziyade önceki mutasavvıfların âyetlere dair yorum ve açıklamalarını aktarır. Esasen her sûrenin tefsirine “sûre hakkında söylenenler” ifadesiyle başlaması onun sadece bir derleme işi yaptığına işaret etmektedir. Bu bakımdan eser rivayet metodu ile yazılan tefsirleri hatırlatır. Kitapta genellikle sûfî literatüründeki yorumlar esas alınmakla birlikte zaman zaman zâhirî mânaya da yer verilmiş, hatta birçok âyette önce zâhirî anlam ortaya konduktan sonra bâtınî mânaya geçilmiş, bazı âyetlerde de sadece zâhirî mâna ile yetinilmiştir.

Sülemî, Hz. Peygember’in hadisleriyle Hz. Ali, Abdullah b. Abbas gibi bazı sahâbîlere isnad edilen rivayetler yanında başta Ca‘fer es-Sâdık, Abdullah b. Mübârek, Zünnûn el-Mısrî, Sehl b. Abdullah et-Tüsterî, Ebû Saîd el-Harrâz, Cüneyd-i Bağdâdî, Ebü’l-Abbas b. Atâ, Ebû Bekir el-Vâsıtî, Hallâc-ı Mansûr, Ebü’l-Hüseyin en-Nûrî ve Ebû Bekir eş-Şiblî gibi tanınmış simalar olmak üzere isimlerini zikrederek yetmiş dört sûfîden görüşler aktarmıştır (Ateş, Sülemî ve Tasavvufî Tefsiri, s. 76-95). Ĥaķāǿiķu’t-tefsîr’in hemen her sayfasında Cüneyd, Sehl ve Vâsıtî’nin görüşlerine yer verilmiştir. Özellikle Serrâc’ın el-LümaǾı ve Kelâbâzî’nin et-TaǾarruf’u gibi klasik kaynaklardan geniş bilgilerin yer aldığı eser, erken dönem işârî tefsir anlayışının gelişmesini göstermesi bakımından da önemlidir (Böwering, s. 42, 52, 55). Nitekim Massignon eseri, ilk sûfîlik tarihinin özelliklerinin anlaşılmasına yardım edecek önemli



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir