TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - HAFSA er-REKÛNİYYE ::.

cilt: 15; sayfa: 122
[HAFSA er-REKÛNİYYE - İsmail Durmuş]


Requena’yı (Rekûniye, Rukûne, Erkûn) vermiştir. Ebû Saîd Osman’ın Hafsa’ya duyduğu ilgiye karşılık görmediği Hafsa’nın onun için yazdığı bazı şiirlerden anlaşılmaktadır. Hafsa’nın eldeki şiirlerinin çoğunun Ebû Ca‘fer için yazılmış olması ve özellikle Ebû Ca‘fer’in, rakibi olan Ebû Saîd tarafından önce hapse atılıp ardından aç bırakılarak ölüme terkedilmesi karşısında hüzün dolu şiir ve mersiyeler kaleme alması onu sevdiğini göstermektedir. Hafsa, Ebû Ca‘fer’in hayatının acıklı bir şekilde sona ermesi üzerine inzivaya çekilmiş, büyük bir hayal kırıklığı içinde acısını şiirlerine gömmüş, ancak şiirlerinin çoğunu validen çekindiği için neşretmemiştir. Bununla birlikte diğer şiirleri arasında yer yer bu tür mersiye parçalarına rastlanmaktadır (M. Müntasır er-Reysûnî, s. 119-131). Daha sonra teselliyi zühdde bulan ve şiir söylemeyi terkeden Hafsa Gırnata’dan ayrılarak Merakeş’e gitmiş, burada vefatına kadar Muvahhid sultanları ve Abdülmü’min’in oğulları Ya‘kūb (Mansûr) ile Yûsuf zamanlarında sarayda prenseslerin eğitim ve öğretimiyle meşgul olmuştur.

Çağının en üstün kadın şairi kabul edilen Hafsa’nın (a.g.e., s. 119) şiirleri sadece tabiiliği, âhengi ve derin lirizmiyle değil ince ve narin mimarisi ve estetik yetkinliğiyle de dikkati çeker. Bazıları ironik bir üslûpla yazılmış olan bu şiirlerde işlenen temalar genellikle aşk, övgü, serzeniş, kıskançlık, ümitsizlik ve hüzündür. Bu nitelikleriyle zamanın müslüman İspanya’sında hâkim olan romantik hava-yı yansıtmaktadır. Hafsa’nın şiirleri ileri gelenler ve zenginler arasında büyük ilgi görmüştür.

Hafsa-Ebû Ca‘fer aşkı, devlet ricâli arasında geçmesi, ayrıca karşılıklı şiirler ve nazîreler bakımından bir asır önce Endülüs Emevî Halifesi Müstekfî’nin (Muhammed b. Abdurrahman) kızı Vellâde ile şair İbn Zeydûn arasında yaşanan aşka benzetilir. Ancak Vellâde’nin şiirleri aşırı sert ve aşırı yumuşak bir karakter gösterirken Hafsa’nınkiler nefsi okşayan bir nitelikte olup daha gerçekçi görünmektedir.

Hafsa er-Rekûniyye’nin hayatı ve şiirleri hakkında en kapsamlı çalışma Louis di Giacomo tarafından yapılmış olup (bk. bibl.) çeşitli edebiyat ve tarih kitaplarında parçalar halinde bulunan yaklaşık yetmiş beyit tutarındaki şiirleri eserin sonunda “el-Bekāya’l-muħ(al)lasa min eş‘âri Hafsa” adıyla bir araya getirilmiştir (s. 95-101).

BİBLİYOGRAFYA:

Yâkūt, MuǾcemü’l-üdebâǿ, X, 219-227; İsmâil b. Muhammed eş-Şakandî, er-Risâle fî fażli’l-Endelüs (Feżâǿilü’l-Endelüs ve ehlihâ içinde, nşr. Salâhaddin el-Müneccid), Dımaşk 1387/1968, s. 56-57; İbn Dıhye, el-Muŧrib (nşr. İbrâhim el-Ebyârî v.dğr.), Kahire 1954, s. 10; Ali b. Mûsâ el-Endülüsî, Râyâtü’l-müberrizîn ve ġāyâtü’l-mümeyyizîn (nşr. M. Rıdvân ed-Dâye), Dımaşk 1987, s. 161-163; Abdülvâhid el-Merrâküşî, el-MuǾcib fî telħîśi aħbâri’l-Maġrib (nşr. Saîd el-Uryân v.dğr.), Kahire 1368/1949, s. 197; İbnü’l-Ebbâr, el-Muķteđab min kitâbi Tuĥfeti’l-ķādim (nşr. İbrâhim el-Ebyârî), Kahire 1410/1989, s. 219; İbn Saîd el-Mağribî, el-Muġrib, Kahire 1953, II, 138-139, 164-166; İbnü’l-Hatîb, el-İĥâŧa, I, 220, 491-494; Süyûtî, Nüzhetü’l-cülesâǿ fî eşǾâri’n-nisâǿ (nşr. Abdüllatîf Âşûr), Kahire, ts. (Mektebetü’l-Kur’ân), s. 35-38; Makkarî, Nefĥu’ŧ-ŧîb, I, 176; III, 218; IV, 171-178, 179, 181, 285; İbn Yemût, ŞâǾirâtü’l-ǾArab fi’l-Câhiliyye ve’l-İslâm, Beyrut 1934, s. 215-219; Zeyneb Fevvâz, ed-Dürrü’l-menŝûr fî ŧabaķāti rabbâti’l-ħudûr, Bulak 1312, s. 165-169; Brockelmann, GAL Suppl., I, 482; A. G. Palencia, Historia de la literatura Arábigo-Española, Madrid 1945; a.e.: Târîħu’l-fikri’l-Endelüsî (trc. Hüseyin Mûnis), Kahire 1955, s. 23, 127-128; L. di Giacomo, Une poétesse grenadine du temps des Almohades: Ĥafśa bint al-Ĥājj, Paris 1949; Ziriklî, el-AǾlâm, II, 292; M. Müntasır er-Reysûnî, eş-ŞiǾrü’n-nesevî fi’l-Endelüs, Beyrut 1978, s. 109, 119-131; Ömer Ferruh, Târîħu’l-edeb, V, 490-493; V. Lagardere, Les Almoravides, Paris 1989, s. 168-169; Bustânî, DM, VII, 117-118; Ch. Pellat, “Ĥafśa Bint al-Ĥādjdj”, EI² (İng.), III, 66.

İsmail Durmuş  


HAFSA SULTAN

(ö. 940/1534)

Kanûnî Sultan Süleyman’ın annesi.

Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur; elli altı yaşında vefat ettiği bilinmekte, buradan 1478 veya 1479 yılında doğmuş olduğu sonucuna varılmaktadır. Belgelerde adının Ayşe, Hafsa bint Abdülmuîn, baba adının da Abdülmuîn’den başka Abdülhay ve Abdurrahman şeklinde geçmesi câriye olarak saraya girdiğini gösterir. Bazı kaynaklarda onu Kırım hânedanına veya Dulkadıroğulları’na bağlama gayreti görülürse de bu inandırıcı değildir.

Gençlik yıllarını kocası Yavuz Sultan Selim’in sancak beyi olduğu Trabzon’da geçirdi ve Şehzade Süleyman’ı 1494 yılında burada dünyaya getirdi. Oğlunun II. Bayezid tarafından 1509’da Kefe valiliğine, daha sonra da Yavuz Sultan Selim tahta geçince Saruhan sancak beyliğine tayin edilmesi üzerine onunla birlikte önce Kırım’a, ardından Manisa’ya gitti ve buraya yerleşti; ancak Şehzade Süleyman tahta çıkınca onu İstanbul’a aldırdı. Vâlide sultan (mehd-i ulyâ) olarak on üç yıl beş ay yirmi yedi gün yaşayan Hafsa Sultan 4 Ramazan 940 (19 Mart 1534) tarihinde vefat etti ve Sultan Selim Camii’nin bahçesindeki türbesine gömüldü.

Yerli ve yabancı kaynaklar, Hafsa Sultan’ın oğlu Kanûnî Sultan Süleyman üzerinde etkili olduğunu, fakat bunu kötüye kullanmayıp sarayda müsbet mânada idareci bir rol oynadığını ve hayatının sonuna kadar da Hürrem Sultan’ın nüfuz