TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - HÂFIZ BERHÛRDÂR ::.

cilt: 15; sayfa: 88
[HÂFIZ BERHÛRDÂR - Hanif Fauq]


 


HÂFIZ BERHÛRDÂR

(حافظ برخودار)

Eserlerini Pencap diliyle yazan Pakistanlı şair.

Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Bazı kaynaklarda doğum tarihi olarak verilen 1030 (1620-21) yılı, Ferâǿiż-i Hindvî adlı eserini kaleme aldığı 1081 (1670) tarihiyle bağdaştığı halde EnvâǾ-ı Berħûrdâr’ın telifiyle ilgili olarak kaydedilen 1176 (1763) tarihiyle bağdaşmamaktadır. Buna göre 1176 tarihi muhtemelen esere bir başkası tarafından eklenmiştir veya bu eser aynı adı taşıyan ikinci bir kişiye aittir. Nitekim Hamîdullah Şah Hâşimî, birincisinden 100 yıl sonra yaşayan bir başka Hâfız Berhûrdâr’dan bahsetmektedir. Miyân Mevlâ Bahş Kuşte’nin Pencâbî ŞâǾirân dâ Teźkire ve Bâvâ Budh Singh’in Prem Kehânî adlı eserlerinde bir tek Hâfız Berhûrdâr’ı kaydetmelerine karşılık Miyân Muhammed Bahş Seyfü’l-mülûk, Ahmedyâr Aĥsenü’l-ķaśaś ve Mevlevî Dilpezîr Ķaśaśü’l-muĥsinîn adlı eserlerinde iki ayrı kişiden söz etmişlerdir.

Hâfız Berhûrdâr, Ferâǿiż-i Hindvî adlı eserinde atalarının Lahor idarî bölgesinde Müselmânî köyünde oturduğunu ifade etmektedir. Onun nasıl bir öğrenim gördüğü hakkında bilgi olmadığı gibi nerede ve hangi tarihte öldüğü de bilinmemektedir. İlim tahsili için önce Lahor’a, oradan Siyâlkût’a geçtiği ve ömrünün sonuna kadar bu şehirde kaldığı söylenmiştir.

Eserleri. Hâfız Berhûrdâr’ın yaklaşık kırk kitap yazdığı rivayet edilir. Bunların bir kısmı dinî, bir kısmı edebî konularda olup başlıcaları şunlardır: 1. Mirzâ Śâĥibân. Mahallî lehçe yerine standart Pencapça’yı kullanan Hâfız Berhûrdâr’ın en ünlü eseri olan bu romantik hikâye, Berhûrdâr’dan önce bazı şairler tarafından da kaleme alınmakla birlikte bunların hiçbiri onun eseri kadar etkileyici değildir. Hikâyede Berhûrdâr’ın şairlik yeteneği yanında sosyal, kültürel ve İslâmî değerler üzerindeki dikkati de göze çarpar. 2. Yûsuf u Züleyħâ. Sade bir üslûpla yazılan eserde yer yer süslü ifadelere de rastlanır. 3. EnvâǾ-ı Berħûrdâr. 1176 (1763) yılında yazıldığı ve ikinci bir Berhûrdâr’ın eseri de olabileceği kaydedilen bu kitap ansiklopedik nitelikte dinî bir eser olup Nehrü’l-Ǿulûm, Baĥrü’l-Ǿulûm, Şemsü’l-Ǿulûm, Miftâĥu’l-Ǿulûm, Necâtü’l-müslimîn, Şerefü’n-nikâĥ, Mîzânü’ş-şerîǾa, Miftâĥu’l-muśallâ, Miftâĥu’s-saǾâde, Miftâĥu’l-fıķh, Sirâcü’l-muǾâmelât, Cengnâme-i İmâm Ĥüseyin, Naśîĥatnâme, Çerħanâme, Ķıśśa-i Bîbî Fâŧıma ve Ĥikâyet-i Pâk Resûl adlı risâleleri ihtiva eder. Bu risâlelerde Arapça ve Farsça terkipler dikkat çekmektedir. Hâfız Berhûrdâr’a atfedilen Sassi Punnon ve Hîr Rânchâ adlı hikâyelerin ikincisi ve Şîrîn Ferhâd adlı eserin ona ait olması şüphelidir.

Berhûrdâr ayrıca Ķaśîde-i Bânet SüǾâd, Ķaśîde-i Bürde ve Ķaśîde-i Ġavŝiyye’yi Pencap diline çevirmiş, bazı dinî ve edebî metinleri de şerhetmiştir. Namaz hakkında sade bir üslûpla yazdığı risâle ise Pencap dilindeki ilk mensur eserdir.

BİBLİYOGRAFYA:

Shafi Aqil, Panjab Rang, Lahore 1968, s. 29-31; Târîħ-i Edebiyyât-ı Müselmânân-ı Pâkistân u Hind, Lahor 1971, XIII, 266-270, 353-356, 364-366; Cemîl Câlibî, Târîħ-i Edeb-i Urdû, Lahor 1987, I, 612; Hamîdullah Şah Hâşimî, Pencâbî Zebân ü Edeb, Karaçi 1988, s. 471; Urdu Encyclopedia, Lahore 1968, s. 292; Âsaf Hân, “Ĥâfıž Berħûrdâr”, UDMİ, VII, 807-809.

Hanif Fauq  


HÂFIZ BURHAN

(1897-1943)

Daha çok gazel okuyuşu ile tanınan Türk hânendesi.

23 Mayıs 1897’de İstanbul Aksaray’da doğdu. Asıl adı Burhâneddin olup babası II. Abdülhamid’in silâhşorlarından Tüfekçi Ahmed Bey, annesi Feride Hanım’dır. İlk öğreniminin ardından girdiği Kocamustafapaşa Rüşdiyesi’nden mezun oldu. Küçük yaşlarda sesinin güzelliğiyle dikkati çekti ve daha hıfzını tamamlamadan mukabele, mevlid, mersiye okumaya, zâkirlik ve müezzinlik yapmaya başladı. 1918 yılında hânende olarak Muzıka-i Hümâyun’a alındıysa da bir müddet sonra buradaki görevinden ayrıldı ve hayatını sesiyle kazandı. Zamanla dinî ve din dışı mûsiki mahfillerinin aranan üstadı olarak şöhret yaptı. Hâfız Burhan’ın doldurduğu plaklar halk arasında büyük ilgi gördü. İstanbul Radyosu’nun ilk kuruluşunda görev yapan Hâfız Burhan Dârütta‘lîm-i Mûsikī kadrosunda da yer aldı. Ticarete atılıp bir ara plak doldurduğu Columbia şirketi temsilcisi olarak Beşiktaş’ta bir plakçı dükkânı açtı. Çoğu Atina’da olmak üzere yurt dışında konserler verdi. İstanbul’da çeşitli fasıl topluluklarında hânendelik yapmasının ardından bu faaliyetini kendi adına kurduğu zamanın meşhur hânendelerinden müteşekkil bir grupla devam ettirdi. 1930’lu yıllarda 50 lira yevmiye karşılığında fasıllarda okuduğu göz önüne alınırsa Hâfız Burhan’ın dönemin sanatkârları arasındaki müstesna yeri daha kolay anlaşılır. 1918’deki Altımermer yangınından sonra taşındığı Beşiktaş’ta uzun yıllar oturduğu için “Beşiktaşlı Burhan”, Muzıka-i Hümâyun’da bulunduğundan dolayı “Muzıkalı Burhan” diye de anılmıştır. Soyadı kanunundan sonra Sesyılmaz soyadını alan Hâfız Burhan, Mareşal Fevzi Çakmak’ın kızının mevlidini okumak üzere bulunduğu Ankara’da Hacı Bayram Camii’ndeki mevlid esnasında 18 Nisan 1943 günü vefat etti. Cenazesi İstanbul’a getirilerek Beşiktaş’taki Yahyâ Efendi Dergâhı hazîresine defnedildi.

Hâfız Burhan’ın dinî ve din dışı sahada okuduğu eserler Türk mûsikisi yakın tarihinin nâdir icraları arasında yer alır. İlk mûsiki derslerini ağabeyinden almışsa da onun köklü bir mûsiki eğitimine sahip olduğu söylenemez. Muzıka-i Hümâyun’da bulunduğu sırada Muallim İsmâil Hakkı Bey’den, ayrıca Zâti Arca ve Lemi Atlı’dan faydalandı. Parlak, geniş ve tenor bir sese sahip olduğundan gerek minarede gerekse cami içerisinde okuduğu ezanlarla, Âyetü’l-kürsî ve büyük âminlerde müezzinliğin en güzel örneklerini vermiştir. Mevlid okumadaki başarısını ise özellikle belirtmek gerekir. Arkadaşı Ali Rıza Sağman, onun Hâfız Sâmi ve Hâfız Şaşı Osman’dan sonra devrin en iyi mevlidhanı olduğunu söyler (Meşhur Hâfız Sâmi Merhum, s. 113).

Gazel formunun son ustalarından olan Hâfız Burhan ayrıca türkü, şarkı, ninni, kanto, tango, operet, marş türlerinde pek çok eseri plağa okumuştur. Gür sesinden dolayı İstanbul Radyosu’nun Galatasaray Postahanesi’nin üst katındaki ilk yayınlarında mikrofona arkasını dönerek okuduğu söylenir.

Abdülhak Hâmid’in Târık adlı piyesinde yer alan “Her yer karanlık pür nûr o mevki” mısraı ile başlayan ve halk



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir