TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - GÖK KUŞAĞI ::.

cilt: 14; sayfa: 123
[GÖK KUŞAĞI - Hüseyin Gazi Topdemir]


bir perde ile kapatılan kürenin bir kırılma, bir yansıma ve tekrar bir kırılmaya mâruz bıraktığı ışınların, merkezi kürenin merkeziyle güneşi bağlayan eksenin üzerinde olan bir yay, daha çok ışık geçiren bir perde ile kapatıldığında da gök kuşağının bütün renklerini sergileyen bir çember meydana getirdiğini tesbit etti. Ayrıca bu çemberi, küreden yansıdıktan sonra ikinci defa kırılan ışınların oluşturduğunu ortaya koydu ve aynı düzeneği iki kırılma arasındaki iki yansıma için de uyguladı. Böylece modern terminolojide birincil ve ikincil gök kuşağı denilen renkli yay takımlarını açıklamış oluyordu. Kemâleddin el-Fârisî’nin bu açıklamalarına yer verdiği ve aslında İbnü’l-Heysem’in Kitâbü’l-Menâžır’ının yeni bir yorumu olan Tenķīĥu’l-menâžır liđavǿi’l-baśar ve’l-beśâǿir adlı eseri İslâm bilim tarihinin en parlak ve en orijinal ürünlerinden biridir. Fârisî’nin yaşadığı dönemde Batı’da ondan bağımsız olarak Freiburglu Theodoricus da gök kuşağı üzerine aynı ilmî başarıyı göstermiştir. Bu durum, herhalde ikisinin de İslâm dünyasındaki üstün optik çalışmalarından elde edilen aynı sonuçlara, özellikle de İbnü’l-Heysem’in tesbitlerine dayanmış olmasıyla açıklanabilir (Topdemir, Bilim Felsefe Tarih, s. 191).

BİBLİYOGRAFYA:

Câhiz, Kitâbül-Ĥayevân, I, 341; İhvân-ı Safâ, Resâǿil, Beyrut 1376-77/1957, II, 77-78; Yâkūt, MuǾcemü’l-büldân, IV, 341; Keşfü’ž-žunûn, II, 1362; C. Boyer, The Rainbow: From Myth to Mathematics, New York 1959, s. 127-129; R. B. Y. Scott, “Rainbow”, IDB, IV, 6-7; A. I. Sabra, “Ibn al-Haytham, Abū ‘Ali al-Hasan Ibn al-Hasan”, DSB, VI, 195, 205, 208; R. Rashed, “Kamāl al-Dīn Abu’l-Hasan Muhammad Ibn al-Hasan al-Fārisī”, a.e., VIII, 212-219; Mahmut Kaya, İslâm Kaynakları Işığında Aristoteles ve Felsefesi, İstanbul 1983, s. 158-159; Fuad Sezgin, Muĥâđarât fî târîħi’l-Ǿulûmi’l-ǾArabiyye ve’l-İslâmiyye, Frankfurt 1984, s. 113; Aydın Sayılı, “İbn Sînâ’da Işık, Görme ve Gökkuşağı”, İbn Sînâ: Doğumunun Bininci Yılı Armağanı, Ankara 1984, s. 236-241; E. Wiedemann, “Über die Brechung des Lichtes in Kugeln nach Ibn al-Haitam und Kamal al-Din al-Fārisī”, Sitzungsberichte der physikalisch-medizinischen Sozietät in Erlangen, XLII (1910), s. 15-58; a.mlf., “Theorie des Regenbogens von Ibn al-Haitam”, a.e., XLVI (1914), s. 39-56; a.mlf.-T. Fahd, “Ķaws Ķuzaĥ”, El2 (İng.), IV, 803-805; Hüseyin Gazi Topdemir, “Kemâlüddîn el-Fârisî’nin Gökkuşağı Açıklaması”, DTCFD, XXXIII (1990), s. 477-492; a.mlf., “İbnü’l-Heysem’in Optik Araştırmaları”, Bilim Felsefe Tarih, sy. 1, İstanbul 1991, s. 174-194; Zdenek Sekera, “Rainbow”, EBr., XVIII, 1130; Th. Nöldeke. “Arabs [Ancient]”, ERE, 1,660-661.

Hüseyin Gazi Topdemir  


GÖK ORDA HANLIĞI

1227-1328 yılları arasında doğuda İrtiş ırmağı, güneyde Hârizm bölgesi ve Siriderya boylarına kadar uzanan bölgede hüküm süren sülâle.

Doğu Deştikıpçak denilen bölgede hâkimiyet kuran ve Orda İçen adıyla da anılan sülâle Cengiz Han’ın oğullarından Cuci’nin soyundan gelir. Cengiz Han Cuci’yi Hârizm ülkesinin zaptndan sonra İdil ırmağının doğu bölgesine göndermiş, 1225 yazını geçirmek üzere gittiği İrtiş ırmağı boyundan dönüşü sırasında, 1222’den beri burada bulunan Cuci Han’a yurtluk olarak Doğu Deştikıpçak ve Hârizm bölgelerinin idaresini bırakmış ve “Büyük Orda”nın tesisiyle “Altıntaht”ın kurulmasını da emretmişti. Böylece daha sonra ortaya çıkacak olan dört ulustan birincisi Cuci adına kurulmuş, onun neslinden gelenlerin hüküm sürecekleri bölge de ayrılmış oluyordu. Cuci Han, 1227 yılında Cengiz Han’dan altı ay önce av esnasında attan düşerek ölünce arkada hatun ve odalıklarından olma kırk kadar oğlu kalmıştı. 1222-1227 yılları arasında, kendi adıyla anılacak olan ulusun kuruluşunu başlatan Cuci Han’ın ölümünden sonra iki oğlu Orda ile Batu tahta kimin geçeceği hususunda anlaşamadılar. Kaynaklara göre bu anlaşmazlık tahtı birbirlerine ikram etmelerinden kaynaklanıyordu. Bunun üzerine Cengiz Han Batu için “Altın Busagalı Ak Orda”yı, Orda için de “Gümüş Busagalı Gök Orda”yı kurdurdu; Batu’ya Sayın Han, Orda’ya da İçen Han lakaplarını verdi. Cengiz Han’ın taksimine göre Doğu Deştikıpçak (sol kol) Orda İçen Han’a, İdil Boyu ve zaptı kararlaştırılan Batı Deştikıpçak da (sağ kol) Batu’ya yurt olarak verilmişti. Bu bölünme iki ayrı hanlık gibi görünürse de gerçekte öyle olmayıp sol kolun sağ kola bağlı kalması şeklinde anlaşılmalıdır. Burada eski Türk devletlerinde rastlanan ikili idare tarzı uygulanmıştır. Cuci ulusundaki bu iki kanat için aynı zamanda Ak Orda ve Gök Orda tabirleri kullanılmış ve bunlar yaygınlık kazanmıştır. Ak Orda kolu Sayın Han ve onun neslinden gelenleri, Gök Orda kolu da Orda İçen Han ve oğullarının hâkimiyet bölgelerini ifade etmekteydi. Burada altın “ak”, gümüş “gök” renklerini belirtmek için kullanılmıştır. Altının gümüşe üstünlüğü ima edilerek Gök Orda Ak Orda’ya yani Altın Orda’ya bağlanmıştı.

Sol kola han olan Orda İçen, yaşça büyük olmasına rağmen kardeşi Batu Han’a tâbi olarak hareket eder ve yarlıklarında onun ismine kendisinden önce yer verirdi. Kendisine Odar, Tokay Timur, Şinkur ve Sengüm gibi sol kol “oğlanlar”ı yardımcı olurdu. Orda İçen Han öldükten sonra tahta oğlu Konggiran geçti. Onun çocuğu olmadığından ölünce yerine Sertaktay’ın oğlu Kulçi (Koyunçi) getirildi. Bunun lakabı Toruk Han idi. Kulçi’nin Bayan (Nayan), Başkırtay, Çigan Buka ve Mutuday adlarında dört oğlu vardı. Kulçi’den sonra hanlığa Bayan getirildi. Bayan Han döneminde iç mücadeleler başladı. Özellikle akrabalarından Hülâgû’nun torunu Timur Buka’nın oğlu Köplek iç muhalefetin ileri gelenlerindendi. Bayan Han’ın bilinen oğulları Sadi, Sası Buka, Tekne ve Salciyutay’dı. Sası Buka babasından sonra Gök Orda’ya han oldu. Onun döneminde Ak Orda’nın başında da Tokta (Toktoga) Han (1291-1313) bulunuyordu. Sası Buka muhtemelen Özbek Han’ın (1313-1340) ilk yıllarında vefat etmiştir. Zira Özbek Han’ın yardımıyla Sası Buka’nın oğlu İrzen Gök Orda’ya han olmuştu.

İrzen Han hâkimiyet bölgesinde yer alan Otrar, Sabran, Cend ve Barçkend gibi şehirlerde imar faaliyetlerinde bulunmuş, buralarda camiler ve mescidler inşa ettirerek hayır işlerine ağırlık vermişti. Vefatı 1320-1327 yılları arasındadır. Darbedilen paralardan anlaşıldığına göre 1327’de Gök Orda tahtında İrzen’in oğlu Mübârek Hoca vardı. Gök Orda’nın merkezi olan Sığnak şehrinde Mübârek Hoca’nın 1327-1328 yıllarında kendi adına para darbettirmesinin anlamı sağ koldan ayrılması demekti ki bu durum Deştikıpçak’ta karışıklığa yol açmıştı. Özbek Han müdahale ederek bu isyan hareketini sert bir şekilde bastırdı. Mübârek Hoca kaçmak zorunda kaldı ve daha sonra Altay dağlarında vefat etti. Özbek Han’ın, Gök Orda’ya oğlu Tini Bek’i tayin ederek burayı doğrudan kendine bağlamasıyla Gök Orda kolu son buldu (1328). Bu tarihten itibaren tam anlamıyla merkeze bağlanan Doğu Deştikıpçak, daha sonra Cuci’nin beşinci oğlu Şiban Han evlâdının yeni bir ulus meydana getirerek “Şiban ulusu” veya “Özbek ulusu” adıyla bilinen boyun hâkimiyetine girdi.

Gök Orda hanları gümüş aksamlı “gök otağ”da otururlardı. Cuci ulusundan Ak Orda Hanı Berke (1257-1266) müslüman olan ilk han olduğu gibi Özbek Han’dan itibaren de bütün sülâle İslâmiyet’i kabul etmiştir. Aslında bölgeye İslâmiyet’in



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir