TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - GERDÂNİYE ::.

cilt: 14; sayfa: 29
[GERDÂNİYE - İsmail Hakkı Özkan]


Gerdâniye makamı inici bir makam olduğundan gerdâniye perdesi civarından seyre başlanır. Bu tiz bölgedeki giriş seyrinde gezinebilmek için bir seyir alanına ihtiyaç vardır. Bu da yerindeki rast beşlisini simetrik olarak tiz durak gerdâniye perdesi üzerine göçürmekle elde edilir. Bu suretle aynı zamanda makamın genişlemesi de mümkün olur. Makam ayrıca pest taraftan da nâdiren rast makamı gibi genişleyebilir.

Nota yazımında donanımına rast ve hüseynî makamlarının müşterek donanımı olan si bakiye bemolü ile fa bakiye diyezi yazılır, gerekli değişiklikler ise eser içerisinde gösterilir. Yedeni rast, durağı ise dügâh perdesidir. Makamın birinci mertebe güçlüsü gerdâniye, ikinci mertebe güçlüsü nevâ perdesidir. Ancak birinci ve ikinci mertebe güçlülerin yer değiştirip nevâ perdesinin birinci, gerdâniye perdesinin ikinci mertebe güçlü olarak kullanıldığı eserler de vardır.

Gerdâniye makamı iki ayrı makamın birleşmesinden meydana geldiği için asma karar perdeleri bakımından da zengindir. Hem rast hem de hüseynî makam ve dizilerinde gezinilip dügâh perdesinde karar edileceğine göre her iki dizinin asma karar perdeleri birlikte kullanılacaktır. Üzerinde rast çeşnisiyle yarım karar yapılan gerdâniye, çok ısrar etmemek şartıyla uşşak çeşnili küçük asma kararlar yapılan muhayyer, yine üzerinde uşşak çeşnisiyle asma karar yapılan ve hüseynî dizisinin güçlüsü olan hüseynî, üzerinde rast veya bûselikli asma kararlar (bazan yarım karar) yapılan nevâ, hüseynî makamının da karakteristik asma karar perdelerinden olan ve üzerinde çârgâhlı veya pençgâhlı asma karar yapılan çârgâh, aynı zamanda rast ve hüseynî makamlarının müşterek önemli asma karar perdesi olan ve üzerinde segâh, eksik veya tam ferahnâk beşlisi veya segâh üçlüsüyle asma kararlar yapılan segâh ile rast makamı dizisinin de karar perdesi olan ve üzerinde rast çeşnisiyle asma karar yapılan rast perdesi, gerdâniye makamının yarım ve asma karar perdeleridir. Bu makamın icrasından sonra yerinde bûselik beşlisi veya dizisi ile karar verilirse gerdâniye-bûselik makamı meydana gelir.

Gerdâniye makamına örnek olarak Ebûbekir Ağa’nın ağır çenber usulünde, “Bakılır mı o şeh-i kişver-i hüsn-âbâda” mısraı ile başlayan bestesi, Hacı Fâik Bey’in, “Beni sermest eder çeşminle âh ebrûların cânâ” mısraı ile başlayan ağır semâisi, yine Ebûbekir Ağa’nın, “Muntazam kāmeti bî misl ü bedel” mısraı ile başlayan yürük semâisiyle Eyyûbî Zekâî Dede’nin düyek usulünde, “Durman yanalım âteş-i aşka” mısraı ile başlayan ilâhisi verilebilir.

BİBLİYOGRAFYA:

Kantemiroğlu, İlmü’l-mûsikî, I, 42, 67-69; Abdülbâkī Nâsır Dede, Tedkīk u Tahkīk, Süleymaniye Ktp., Nâfiz Paşa, nr. 1242, vr. 18b; Mehmed Hâşim, Mûsikî Mecmuası, İstanbul 1280, s. 32; Ezgi, Türk Musikisi, I, 147-149; IV, 227-228; Özkan, TMNU, s. 364-368; Arel, Türk Musikisi, s. 252-253.

İsmail Hakkı Özkan  


GERDEK RESMİ

(bk. ARÛS RESMİ).  


GERDÎZÎ

گرديزى

Ebû Saîd Abdülhay b. ed-Dahhâk b. Mahmûd Gerdîzî

Zeynü’l-aħbâr adlı eseriyle tanınan İranlı tarihçi.

Bugün Afganistan sınırları içinde bulunan Gerdîz’de (Cerdîz) doğdu. Hayatını nerede ve nasıl geçirdiği, ne zaman öldüğü kesin olarak bilinmemektedir. Gazneli Sultanı Zeynülmille Ebû Mansûr Abdürreşîd döneminde (1049-1052) yazdığı ve ona takdim ettiği Zeynü’l-aħbâr’dan, Gazneli Devleti’nde resmî bir görev aldığı ve sultanın sarayına girdiği anlaşılmaktadır. Yine eserinde Sultan Mahmûd döneminin (998-1030) fetih ve olaylarını bizzat kendisinin görerek nakledişinden, onun zamanında bunları anlayıp belleyecek bir yaşta bulunduğu tahmin edilmektedir. Hintliler’in dinî tören ve âyinlerini anlatırken bu bilgileri Bîrûnî’den (ö. 453/1061 [?]) duyduğunu söylemesi Bîrûnî ile tanıştığını gösterir. Öyle anlaşılıyor ki Gerdîzî Gazne’de ikamet etmiş ve eserini orada yazmıştır.

Gerdîzî, yaklaşık 442 (1050) yılında Farsça olarak kaleme aldığı ve Sultan Abdürreşîd’in Zeynülmille lakabına izâfeten Zeynü’l-aħbâr (Târîħ-i Gerdîzî) adını verdiği eserinde İslâm öncesi İran tarihiyle Hz. Peygamber devrini ve 423 (1032) yılına kadar hüküm süren halifelerin dönemini özetler; 432 (1041) yılına kadar olan Horasan tarihini ise ayrıntılı bir şekilde anlatır. Bizzat şahit olduğunu belirttiği Gazneliler’in ilk devrine ait olaylar hakkında verdiği bilgiler önemlidir. Zeynü’l-aħbâr’a daha sonraki tarihçiler nâdiren atıfta bulunurlarsa da eser Sâmânîler devri de dahil Horasan’ın siyasî ve içtimaî tarihi için başvurulması gereken ilk kaynaktır. Nitekim 344-365 (955-975) yılları arasında Horasan’da meydana gelen olaylar hakkında sadece Gerdîzî’nin tarihinde yeterli bilgi vardır. Eser ayrıca çeşitli toplulukların dinî törenlerine, milletlerin geleneklerine, eski âlim ve filozoflara, muhtelif ilim dallarına, Türk, Yunan ve Hint inançlarına dair son derece önemli bilgiler ihtiva etmektedir (geniş bilgi için bk. Merçil, I [1970], s. 273-275). Gerdîzî’nin, başta Bîrûnî’nin Taĥķīķu mâ li’l-Hind ve el-Âŝârü’l-bâķıye’si olmak üzere Ebû Ali Hüseyin b. Ahmed es-Sellâmî’nin bugün