TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - GAZİ MİHAL KÖPRÜSÜ ::.

cilt: 13; sayfa: 462
[GAZİ MİHAL KÖPRÜSÜ - Semavi Eyice]


1877’ye doğru çekilmiş fotoğrafını esas alarak çizdiği bir resme göre bu kitâbe köşkü evvelce piramit biçiminde kâgir bir külahla örtülü idi.

Gazi Mihal Köprüsü genellikle üç ayrı bölümden ibaret olarak gösterilir. Bunun 125 m. uzunluktaki bir kısmı Yıldırım Bayezid Köprüsü olarak da bilinir. Esas Gazi Mihal Köprüsü, Karayolları tesbitlerine göre 184,18 m. uzunluğunda ve 5,90 m. genişliğindedir. 8,50 m. açıklıktaki gözlerin sayısı on altıdır. Bunlar, Türk yapı sanatına uymayan bir biçimde yayvan yarım yuvarlak kemerli olduklarına göre köprünün görünür yapısı bütünüyle li. Abdülhamid döneminde yeniden inşa edilmiştir. Kesme taş tekniği bunu gösterdiği gibi kemer aralarındaki cephelerde işlenmiş olan ayyıldızlı armalar ve sel yaranlarının (mahmuz) biçimlerinden de belli olmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA:

Evliya Çelebi. Seyahatnâme, III, 364; Rifat Osman, Edirne Rehnümâsı, Edirne 1336, s. 66; a.mlf., “Edirne Köprüleri ve Tarih Köşkleri”, Millî Mecmua, sy. 91, İstanbul 1927, s. 1471; sy. 92, s. 1484-1489; Osman Nuri Peremeci. Edime Tarihi, İstanbul 1939, s. 82; Oktay Aslanapa, Edirne’de Osmanlı Devri Âbideleri, İstanbul 1949, s. 125-126; Semavi Eyice, “Bizans Devrinde Edirne ve Bu Devre Ait Eserler”, Edirne, Ankara 1965, s. 75, not 122; Ayverdi. Osmanlı Mi’mârîsi, II, s. 386, 393; Oral Onur. Edirne Türk Tarihi Vesikalarından Kitabeler, İstanbul 1972, s. 160-162; Cevdet Çulpan, Türk Taş Köprüleri, Ankara 1975, s. 88-91, İv. LVIII-LIX, rs. 55, 1-4; a.mlf., “Köprülerde Tarih Köşkleri”, STY, II (1966-68), s. 31-32, rs. 5-6; Gülgün Tunç, Taş Köprülerimiz, Ankara 1978; Muzaffer Erdoğan, “Edirne Köprüleri”, Karayolları Bülteni, sy. 158, Ankara 1963, s. 24-25; İsmet İlter, “Edirne’de Gazi Mihal ve Yıldırım Köprüleri”, a.e., sy. 180 (1965), s. 16-17.

Semavi Eyice  


GAZİ MİHALOĞLU MAHMUD BEY CAMİİ

Gazimihaloğulları ailesinden Mahmud Bey tarafından XV. yüzyılda yaptırılan imaret-cami.

Günümüzde Bulgaristan’da kalan, Sofya’nın 50-55 km. kadar doğusundaki İhtiman kasabasında bulunmaktadır. Kasabanın adı Ahtaman veya Ahtıman olarak da anılır. XVII. yüzyıl içinde defalarca buradan geçen Evliya Çelebi İhtiman’daki kalenin Lala Şahin Paşa tarafından fethedildiğini, kasabanın Yörük beylerinin ocaklığı olduğunu bildirdikten sonra ocak beyinin Gazi Mihaloğulları’ndan olduğunu da kaydeder. O sırada İhtiman 600 eve, camilere, iki tekkeye, bir hamam, 100 kadar dükkân ve üç hana sahip mâmur bir kasabadır. Bey Hanı’nın kapısı dibinde, Köprülü Mehmed Paşa’nın kethüdâsının 1070’te (1659-60) yaptırdığı bir de çeşme vardır. Evliya Çelebi cami hakkında bir şey yazmaz. Yalnız büyük hana Bey Hanı denildiğini söylemesi, bunun da Mihal Beyoğullarfnın bir eseri olması ihtimalini akla getirir.

Uzun yıllar Rumeli’de çeşitli görevlerde bulunan Şeyhülislâm Arif Hikmet Bey’in notları arasındaki bir kayıtta, “İhtiman kasaba ve köyleri Mihal Beyzade Mahmud Bey vakfıdır” denildikten sonra o yıllarda burada şu eserlerin var olduğuna işaret edilir: Cami, hamam, kiliseden çevrilme imaret, 1210 (1795-96) tarihli Mestçi Mustafa Ağa Mescidi, Köprülüzâde kethüdâsı çeşmesi (üç adet), mütevelli İbrahim Bey Çeşmesi (İÜ Ktp., İbnülemin, nr. 2466, 2475, vr. 54).

Balkan tarihi uzmanı Gonstantin Jireĉek 1891’de basılan bir eserinde, 3426 nüfuslu İhtiman kasabasının evvelce halkının ekseriyeti Türk ve müslüman iken 1888’de müslümanların sayısının 142’ye düştüğünü bildirir. Jireĉek buraya dair bazı bilgilerden sonra, “Kasabanın güneyinde, asırlık ağaçların gölgelediği kabristanda Gazi Mihaloğullan’ndan biri tarafından yaptırılmış küçük bir cami vardır. Bu ailenin torunları son yıllara kadar buranın mütevellisi olarak kalmış ve burada yaşamışlardır” der.

Caminin, çok geniş bir aile olduğu bilinen Gazi Mihaloğullan’ndan kimin tarafından yaptırıldığı meselesine gelince, evvelce Çarşıkapı’da Sadrazam Sinan Paşa Türbe ve Medresesi’nde muhafaza edilirken daha sonra Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’ne gönderilen eski belgeler arasında, 919 yılı Rebîülâhiri başlarına (Haziran 1513) ait olup I. Selim’in tuğrasını taşıyan bir beratta, “İhtiman’daki Mahmud Bey vakfının beratı muharebede zayi olduğundan Vidin sancak beyi Mehmed’in iş’ârı üzerine tecdidin yapıldığı” bildirildiğine göre İhtiman ile yakından ilgili olan kişinin bu soydan Mahmud Bey olduğu kabul edilir. Mihaloğulları’nın şeceresinde pek çok Mahmud Bey adına rastlanmakla beraber en akla yatkın olanı, 1402’de Ankara Savaşı’nda şehid düşen İlyas Bey’in oğlu Mahmud Bey’dir. Yukarıda sözü edilen berattan da “merhum” Mahmud Bey evkafının Fâtih Sultan Mehmed devrinde temlik edildiği anlaşılmaktadır. Bu Mahmud Bey, aynı ailenin Bulgaristan topraklarındaki üçüncü kolundan olup ailenin diğer fertleri gibi akıncı, aynı zamanda vakıf kurucusu ve imarcı bir kişidir. M. Tayyip Gökbilgin ise Mahmud Bey’in II. Murad döneminde yaşadığını tahmin eder.

Yaşar Gökçek tarafından derlenen bilgilere göre Gazi Mihaloğulları ailesinde de İhtiman’daki vakıflara dair bazı belgeler bulunmaktadır. Bunlar arasında Mahmud Ragıp Gazimihal Bey’deki bir berat, 1048 (1638-39) tarihinde İhtiman imaretine Mahmud Bey soyundan Mehmed Bey ile oğlu Kurd Bey’in mütevelli tayin edildiklerine dairdir. 1208 (1794) tarihli bir beratla yine aynı soydan Nûman Bey mütevelli olmuş, 1267 (1851) tarihli belge ile de aynı ailenin başka bir ferdi mütevelli tayin edilmiştir. Bu beratta şu cümleler dikkate değer: “Mahmud Bey İbn-i Mihal Zâviyesi, vâkıfı tarafından zaptolunmak iktizâ eylediği defter emininin arz-ı mealinden anlaşılmış idüğüne ve vâkıf-ı mumaileyhin zaviyesi denilen sâlifü’z-zikr imareti olup... derûnunda âyende ve revende fukaraya it’âm-ı taam olunmakta ve câmi-i şerîf-i



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir