TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - GĀBE GAZVESİ ::.

cilt: 13; sayfa: 268
[GĀBE GAZVESİ - Hüseyin Algül]


develeri kaçırdı. Baskının Abdurrahman b. Uyeyne tarafından yapıldığı, Uyeyne b. Hısn’ın baskına sonradan katıldığı veya Ümmü Kırfe adlı kadın tarafından düzenlendiği de rivayet edilmektedir (Ya‘kūbî, II, 71; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, II, 189).

Baskına uğrayan müslümanlardan biri hemen yola çıkarak develerin sütlerini Medine’ye götürmekte olan Seleme b. Ekva’a yetişti ve durumu Resûl-i Ekrem’e bildirmesini söyledi. Seleme de yanında bulunan Rebâh’a atını vererek haberi Hz. Peygamber’e ulaştırmasını istedi. Daha sonra Seniyyetülvedâ tepesine çıkarak müşrikleri gözledi. Ok atmadaki maharetiyle tanınan Seleme onları bir süre yaya olarak kovaladı, bazılarını öldürdü. Müşrikler daha çabuk kaçabilmek için mızrak ve kaftanlarını yollarda terketmişlerdi. Durumu öğrenen Hz. Peygamber Sa‘d b. Zeyd kumandasında sekiz kişilik bir öncü süvari birliği yolladı, arkasından da sefer hazırlığına başladı. Medine’de İbn Ümmü Mektûm’u vekil bıraktı; Sa‘d b. Ubâde’yi de 300 kişilik askerî birlikle Medine’yi korumak üzere görevlendirdi.

Resûl-i Ekrem’in gönderdiği öncü birlikten Ebû Katâde Abdurrahman b. Uyeyne’yi öldürdü. Ancak Muhriz b. Nadle ile Vakkâs b. Mücezziz şehid oldu. Müslümanlardan sadece Muhriz’in şehid düştüğü, buna karşılık baskıncılardan dört kişinin öldürüldüğü rivayeti de vardır (Vâkıdî, II, 549). Seleme b. Ekva‘ ve İslâm öncü birliği tarafından sıkı bir takibe alınan baskıncılar yolları üzerindeki Zûkared suyundan faydalanamadan kaçmak mecburiyetinde kaldılar.

Öte yandan 400 (veya 500, 700) kişilik bir kuvvetle yola çıkan Hz. Peygamber karargâhını Zûkared’de bir tepe üzerine kurdu ve bir gün bir gece bekledi. Seleme ve arkadaşları müşrikleri takipten dönünce Resûl-i Ekrem’i Zûkared’deki su başında buldular. Develerden ancak on tanesi kurtarılabilmiş, mızrak, kaftan vb. ganimet alınmıştı. Seleme, 100 atlı ile onları takip etmek için izin istediyse de yağmacıların hızla kaçtıkları, hatta takip edildikleri endişesiyle kestikleri deveyi yüzmeden terkettikleri öğrenildi. Bu sırada baskıncıları takipte gösterdikleri maharetten dolayı Hz. Peygamber, “Bizim en iyi süvarimiz Ebû Katâde, en iyi piyademiz de Seleme b. Ekva’dır” diyerek onları takdir etti (İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, II, 191).

Resûl-i Ekrem, Zûkared’de bulunduğu sırada namazları herhangi bir baskın tehlikesine karşı “korku namazı” (salâtü’l-havf*) şeklinde kıldırdı (İbn Sa‘d, II, 81). Baskıncıların müslümanların karşısına çıkmaktan çekinip kaçtıkları anlaşılınca Hz. Peygamber beş gün süren bu seferden ordusu ile birlikte Medine’ye döndü.

Müşrikler, kaçırılan develerle birlikte Ebû Zerr’in hanımı Leylâ’yı da evlerinin önüne bağlayıp istirahata çekilmişler, Leylâ da bir yolunu bulup bir deveye binerek kaçıp kurtulmuştu. Kurtuluşuna vesile olan deveyi Allah için kurban etmek üzere adakta bulunduğunu öğrenen Hz. Peygamber, sahip olunmayan bir şey için adakta bulunulamayacağını hatırlatarak kendisini bundan vazgeçirdi (Vâkıdî, II, 548; İbn Hişâm, III, 297 vd.).

Gābe Gazvesi’nin 6. yılın Rebîülâhir ayında (Eylül 627) gerçekleştirildiğine dair rivayetler olduğu gibi aynı yılın Zilhicce’sinde (Nisan 628) veya 7. yılın başında (Mayıs 628) meydana geldiğine dair rivayetler de vardır. Bu gazveye İslâm ordusunun Zûkared’de ordugâh kurmasından dolayı Zûkared Gazvesi de denilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

Vâkıdî, el-Meġāzî, II, 537-549; İbn Hişâm, es-Sîre, III, 293-302; İbn Sa‘d, eŧ-Ŧabaķāt, II, 81; Ya‘kūbî, Târîħ, II, 71; Taberî, Târîħ (Ebü’l-Fazl), II, 596-604; Yâkūt, MuǾcemü’l-büldân, IV, 182, 321-322; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, Beyrut 1385/1965, II, 188-192; a.mlf., el-Lübâb, II, 386; İbn Seyyidünnâs, ǾUyûnü’l-eŝer, II, 84; Halebî, İnsânü’l-Ǿuyûn, Kahire 1384/1964, II, 679; L. Caetani, İslâm Tarihi (trc. Hüseyin Cahid), İstanbul 1924-27, IV, 343-346; Mahmûd Şît Hattâb, er-Resûlü’l-ķāǿid, Bağdad 1960, s. 166; Hamîdullah, İslâm Peygamberi (Mutlu), I, 338-345; a.mlf., Hz. Peygamber’in Savaşları, s. 280; Köksal, İslâm Tarihi (Medine), VI, 20-44; Abdülvehhâb M. Ali el-Advânî, “el-Ġazevâtü’n-nebeviyye”, el-Mevrîd, IX/4, Bağdad 1401/1980, s. 544.

Hüseyin Algül  


GABN

الغبن

İki taraflı akidlerde karşılıklar arasında değer yönünden denksizliği ifade eden İslâm hukuku terimi.

Gabn (gaben) kelimesi sözlükte “bir şeyi unutmak, gizlemek, yanlış yapmak, alışverişte eksik ödeme ile karşı tarafı aldatmak; eksiklik ve zayıflık” anlamlarına gelir. İslâm hukukunda ise genelde iki taraflı akidlerde karşılıklar arasındaki, özelde ise satım akdinde satılan şeyle fiyatı arasındaki değer yönünden farklılık ve denksizliği ifade eder.

Gabn terim anlamını, İslâm hukuk terminolojisi ve literatürünün oluştuğu ileriki dönemlerde kazanmış olmakla birlikte kelimenin ilk devirlerden itibaren örfte, “bir malı değerinin altında bir bedelle satma veya değerinden fazla bir bedelle satın alma ve bu şekilde aldanma” mânasında kullanıldığı görülür. Kur’ân-ı Kerîm’de bir âyette, bu kökten türeyen ve içinde bulunduğu sûreye adını veren “tegābün” kelimesi geçmekte olup (et-Tegābün 64/9) burada âhiret gününün “tegābün günü” olduğu belirtilir. Kelimeye verilen birçok farklı anlamın ana temasını kâfirlerin imana karşı küfrü, âhirete karşı dünyayı tercih etmeleri sebebiyle sonuçta zararlı, müminlerin de kârlı çıktığı fikri oluşturur (Buhârî, “Tefsîrü’l-Ķurǿân”, 64; Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, IV, 1815). Hadislerde gabn kelimesi ve türevlerinin çok az geçtiği ve hepsinde de bu örfî mâna çerçevesinde, alışverişte bir mala değerinin altında ödeme yaparak karşı tarafı aldatmanın kastedildiği görülür (Müsned, II, 44, 129; III, 376; Buhârî, “BüyûǾ”, 47; İbn Mâce, “Aĥkâm”, 24).

Gabnin İslâm hukukunda kazandığı terim anlamına ve bu konuda yapılan doktriner tartışmalara ışık tutacak hadis sayısı oldukça azdır. Bunlardan birinde, sahabeden bir kişinin alışverişte devamlı aldandığından şikâyet ederek Resûlullah’a başvurduğunda Hz. Peygamber’in ona, “Alışveriş yaptığında ‘aldatma yok’ de” buyurduğu rivayet edilir (Buhârî, “BüyûǾ” 48; Müslim, “BüyûǾ”, 48). Hadisin sünenlerdeki rivayetinde, Habbân b. Münkız adlı bu sahâbînin aklında zayıflık olduğu ve aile fertlerinin Resûl-i Ekrem’e onun hacir altına alınması isteğiyle başvurduğu, Hz. Peygamber’in de Habbân’ı çağırıp bu durumda alışveriş yapmaması gerektiğini söylediği, fakat bu sahâbînin, “Yâ Resûlallah! Ben alışveriş yapmadan duramam” demesi üzerine Hz. Peygamber’in yukarıdaki tavsiyede bulunduğu kaydedilir (Ebû Dâvûd, “BüyûǾ”, 66; Tirmizî, “BüyûǾ”, 28; Şevkânî, V, 206-208). İbn Mâce’nin rivayetinde, Habbân’ın devamlı gabne mâruz kaldığı ifadesi yer almakla birlikte bunun sürekli olarak başkaları tarafından aldatıldığı şeklinde değil pazarda uygun malı uygun fiyat ve şartlarla satın alamadığı, bu yüzden de zarar ettiği şeklinde



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir