TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - FITNAT HANIM ::.

cilt: 13; sayfa: 40
[FITNAT HANIM - Ömer Faruk Akün]


nşr. F. Ç. Derin - V. Çubuk, İstanbul 1985, s. 92). Diğer bütün kaynaklarda geçen Zübeyde adının mezar taşında da bulunması onun doğruluğu hususunda şüphe bırakmamaktadır. Ali Canip Yöntem’in Hadîkatü’l-cevâmi’deki Emetullah ismini Hibetullah şekline sokan yanlışı (İA, IV, 626), esas kaynağa bakılmadığından Fıtnat’tan bahsedenlerce hep bu şekilde tekrarlanmıştır.

Fıtnat Hanım’ın hayat seyri içinden gelebilen tek bilgi, onun ilmiye ricalinden Derviş Mehmed Efendi ile evlenmiş olduğudur. Şiirden hoşlanmaz, basit ruhlu bir kimse olduğu rivayet edilen kocası, Fıtnat Hanım’ın annesinin mensup bulunduğu ve Âl-i Feyz diye anılan Şeyhülislâm Şeyyid Feyzullah Efendi ailesindendir. Müderrislikten başlayarak Receb 1186’da (Ekim 1772) Edirne kadısı, Fıtnat Hanım’ın ölümünden sonra da nakîbüleşraf ve İstanbul kadısı oluşunu takiben Rumeli kazaskeri olan Derviş Mehmed Efendi’nin babası kazasker ve nakîbüleşraf Şeyyid Abdullah da Şeyhülislâm Şeyyid Feyzullah Efendi’nin oğlu Şeyhülislâm Şeyyid Mustafa Efendi’nin çocuğudur. Görüldüğü gibi Fıtnat’ın annesi nasıl Feyzullah Efendi’nin kızı tarafından torunu ise Derviş Mehmed Efendi de Feyzullah Efendi’nin oğul tarafından torunlarındandır. Derviş Mehmed Efendi’nin Feyzullahzâdeler de denilen bu aileye mensubiyeti Âl-i Feyz’den olduğu özellikle söylenerek belirtilmiştir (Ahmed Rifat, Devhatü’n-nükabâ, İstanbul 1283, s. 44).

Fıtnat’ın kültür, duygu ve zevk bakımından kendisine üstün bulunduğu kocası ile, kadın şairlerden diğer bazıları için de söylendiği gibi mesut bir evlilik yaşamadığına dair bir rivayet Meşâhîrü’n-nisa’dan bu yana, araya yaşlı bir adam olmasına rağmen onunla evlendirildiği gibi birtakım yeni unsurlar da katılarak tekrarlanagelir. Ali Canip Yöntem, “Bazı manzumelerinden pek mesut yaşayamadığı anlaşılıyor” demekteyse de (YM, nr. 30, s. 76) Fıtnat’ın manzumeleri içinde böyle bir hayat ârızasını aksettirecek bir telmihe dahi rastlanmamaktadır.

Fıtnat Hanım’ın şöhret ve istidadının Koca Râgıb Paşa’nın sadâreti zamanında parladığının söylenmesinin yanı sıra, paşa ve onun yakın çevresinden şair Haşmet ile kendisi arasında geçtiği belirtilen latife ve fıkralar nakledilir. Râgıb Paşa ile Fıtnat’ın ailesi arasında onun sadrazamlığından öncesine giden bir tanışıklık tesbit edilebilmektedir. Babası, Belgrat Seferi sırasında ordu kadısı olarak Rumeli’de bulunurken Avusturya ve Rusya ile 14 Cemaziyelâhir 1152’de (18 Eylül 1739) imzalanan Belgrad sulh antlaşmasını hazırlayan heyette, o zaman sadâret mektupçusu bulunan Râgıb Efendi (Paşa) ile beraber murahhas olarak çalışmış (Râgıb Paşa, Telhîsât, İÜ Ktp., TY, nr. 9764, vr. 73a; Subhî, Târîh, İstanbul 1198, vr. 160b), daha sonra da bu antlaşma ile ilgili pürüzlerin 14 Zilhicce 1153’te (2 Mart 1742) neticeye bağlanacağı mükâleme meclislerinde bu defa reîsülküttâb sıfatını taşıyan Râgıb Paşa ile yine birlikte olmuştur (a.g.e., vr. 186b, 187b, 189a-b). Aralarındaki yakınlık, Fıtnat’ın babası Esad Efendi’nin şeyhülislâmlığını o esnada Mısır’da vali bulunan Râgıb Paşa’nın bir kaside ile tebrik etmesi gibi vesilelerle kendini gösterir (Râgıb Paşa, Divan, Bulak 1252, s. 5-7). Râgıb Paşa sadrazam olduğunda da (1757) babası artık hayatta olmayan Fıtnat onu bir tarih manzumesiyle tebrik eder. Aralarında rivayet edilegelen münasebetler, bundan önce hayatının bir kısmı çeşitli vazifelerle İstanbul dışında geçmiş olan paşanın, ölümüne kadar altı seneyi aşkın bir zaman devamlı olarak İstanbul’da kalma imkânını bulduğu sadrazamlık devresinde cereyan etmiş olmalıdır. Kendi hikemî şiirleri yolunda manzumeler yazan Fıtnat üzerinde Râgıb Paşa’nın büyük bir tesiri olduğu, onun yardımı ile yetiştiği ve şöhret kazandığı hep söylenmiştir. Ayrıca birbirleriyle “müşâare”leri bulunduğundan da daima bahsedilir. Bunun gibi aralarındaki şakalaşmalara dair çeşitli fıkralar nakledilmektedir. Hatta Râgıb Paşa ile kendisi arasında hissî bir alâka doğmuş olduğu bile rivayet olunur. Divanında Fıtnat’ın Râgıb Paşa’ya olan nazirelerinin beş manzumeden öteye geçmemesi, bahis konusu müşâarelerini gösteren metinlerin mevcut olmayışı ilgili rivayetlerde mübalağa payı olduğunu göstermektedir. Vesikası bulunmadığından ihtiyatla karşılanması gereken bu rivayetler daha ziyade hayal mahsulü olarak gözüküyor. Rivayetlere bakılırsa Fıtnat, Râgıb Paşa’nın şairler ve âlimlerle olan sohbet meclislerine de katılıyordu. Fatma Aliyye’ye göre Fıtnat Hanım bu gibi meclislere örtülü bir kıyafetle iştirak etmekte, edebiyat ve fikir çevresinin simaları ile böyle konuşmaktaydı (Ma‘lûmat, XI/245, s. 95). İçinde yetiştiği ailenin yüksek kültür seviyesinin bu gibi temaslara fırsat



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir