TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ESVED b. YEZÎD ::.

cilt: 11; sayfa: 442
[ESVED b. YEZÎD - Saffet Köse]


Ebû Bekir, Ömer, Ali, Ebû Mûsâ el-Eş‘arî, Hz. Âişe ve Ümmü Seleme’nin de bulunduğu birçok sahâbîden hadis almıştır. Kendisinden de İbrâhim b. Süveyd en-Nehaî, yeğeni İbrâhim b. Yezîd en-Nehaî, Riyâb b. Hâris, Dahhâk b. Müzâhim, oğlu Abdurrahman b. Esved, kardeşi Abdurrahman b. Yezîd gibi muhaddisler hadis rivayet etmişlerdir. Yahyâ b. Vessâb, Ubeyd b. Nudayle, Şa‘bî ve Ebû İshak es-Sebîî de öğrencileri arasındadır. Kendisi gibi amcası Alkame b. Kays’ın da talebeleri olan İbrâhim en-Nehaî ile Şa‘bî, Hammâd b. Ebû Süleyman’ın, Hammâd da Ebû Hanîfe’nin başta gelen hocası olduğundan Esved ve amcası, Ebû Hanîfe’nin ashaba ulaşan hocalar zincirinde önemli bir halka teşkil etmektedirler.

Esved b. Yezîd ömrü boyunca zühd ve takvadan ayrılmamış, ibadetleriyle darbımesel haline gelmiş ve tabiîler arasında zühdüyle en yüksek seviyeye ulaşan sekiz kişiden biri kabul edilmiştir. Bazılarında Hz. Ebû Bekir, Ömer ve Osman ile beraber olmak üzere birçok defa hac ve umre yaptığı, çok namaz kıldığı ve sürekli oruç tuttuğu için sarardığı, ramazan ayında her iki günde bir, diğer zamanlarda da altı günde bir Kur’an’ı hatmettiği, zengin olup da hac vazifesini yerine getirmeden ölen kişinin cenaze namazını kılmadığı rivayet edilmiştir.

Kûfe’de vefat eden Esved b. Yezîd’in ölüm tarihinin 74 (693) veya 75 (694) olduğu şeklinde iki ayrı rivayet varsa da ikinci rivayet daha güçlüdür.

BİBLİYOGRAFYA:

İbn Sa‘d, et-Tabakât, VI, 70-75; Halîfe b. Hayyât, et-Tabakât (Zekkâr), I, 335; Buhârî, et-Târîhu’l-kebîr, I, 449; Dûlâbî, el-Künâ, Haydarâbâd 1322 → Beyrut 1403/1983, II, 43; İbn Hibbân, es-Sikât, IV, 31; a.mlf., Kitâbü’l-Mecrûhîn, I, 254; II, 238; Hâkim, MaǾrifetü Ǿulûmi’l-hadîs, s. 44, 154; Ebû Nuaym, Hilye, II, 102-105; İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-safve, III, 23-24; Safedî, el-Vâfî, IX, 256-257; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, IV, 50-53; a.mlf., Tezkiretü’l-huffâz, I, 50-51; Mizzî, Tehzîbü’l-Kemâl, III, 233-235; İbn Abdülber, el-İstîǾâb, I, 94; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-gâbe, I, 107; İbnü’l-Cezerî, Gâyetü’n-nihâye, I, 171; İbn Hacer, el-İsâbe, I, 106; Sezgin, GAS, I, 179, 389, 632; Wensinck, MuǾcem, VIII, 13-14; M. Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsîr ve’t-müfessirûn, Kahire 1381/1961-62, I, 120-121; Ali Sâmî en-Neşşâr, Neşǿetü’l-fikri’l-felsefî fi’l-İslâm, Beyrut 1978, III, 228; Muhammed el-Hudarî, İslâm Hukuku Tarihi (trc. Haydar Hatiboğlu), İstanbul 1987, s. 177; Hayreddin Karaman, İslâm Hukukunda İctihad, Ankara, ts. (Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları), s. 86, 103; a.mlf., İslâm Hukuk Tarihi, İstanbul 1989, s. 183.

Saffet Köse  


EŞÂİRE

(bk. EŞ‘ARİYYE).  


EŞ‘AR (Benî Eş‘ar)

بنو الأشعر

Kahtânîler’e mensup eski bir Arap kabilesi.

Eş‘arûn, Eş‘ariyyûn ve Eşâire olarak da anılmaktadır. Eş‘ar kelimesi sözlükte “kıllı” anlamına gelmekte olup Üded’in oğullarından Nebt doğduğunda vücudu çok kıllı olduğu için bu lakapla şöhret bulmuştur. Nebt’in nesebi Eş‘ar b. Üded b. Zeyd b. Yeşcüb b. Arîb b. Zeyd b. Kehlân b. Sebe b. Yeşcüb b. Ya‘rub b. Kahtân şeklindedir. Üded’in diğer oğulları Mürre, Mezhic ve Tayy’in soyundan da kardeş kabileler türemiştir. Eş‘ar’ın soyu ise Cümâhir, Cüdde, Etgam, Ergam, Edgam, Abdüşems ve Abdüssüreyyâ adlı yedi oğlundan çeşitli kollara ayrılarak çoğalmıştır. Bunlardan en güçlü olanı Cümâhir’in neslidir. İslâm’dan önce Yemen’in Tihâme yöresindeki Zebîd ve Mehâ civarında yaşarlar, komşuları olan Benî Ak ile birlikte çoğunlukla aynı reis tarafından idare edilirlerdi.

Benî Eş‘ar, Câhiliye devrinde Ak ve Selef kabileleriyle birlikte Müntabık adlı bakırdan bir puta tapardı. Hz. Peygamber, putlar imha edildiğinde bunun içinden çıkan bir kılıcı kendisine ayırarak “mihzem” adını vermişti. Bazı kaynaklar, Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin ordusunda Eş‘arîler’in de yer aldığını kaydetmektedir (Süyûtî, VIII, 627).

Eş‘arîler’in İslâmî dönemde tarih sahnesine ilk çıkışları 7. yılda (629) oldu. Aralarında Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’nin de bulunduğu yaklaşık elli kişilik bir heyet müslüman olduklarını bildirmek için Medine’ye gitmek üzere denize açılmış, fakat gemileri fırtına sebebiyle Habeşistan’a sürüklenince buradaki muhacirlerden Ca‘fer-i Tayyâr ve arkadaşlarına katılmışlardı. Hep birlikte Medine’ye dönmek için yola çıktıkları sırada İslâm ordusunun Hayber’i kuşatmakta olduğunu öğrenince oraya giderek Hz. Peygamber’e biat ettiler ve humus*tan pay aldılar. Ebû Mûsâ el-Eş‘arî ile bir grup arkadaşının, başta Tebük Gazvesi için binek talep etmeleri olmak üzere çeşitli vesilelerle Hz. Peygamber’e başvurduklarına dair rivayetlerden (meselâ bk. Buhârî, “Meġāzî”, 74; Müslim, “Eymân”, 7, 9) bazı Eş‘arîler’in Medine’de yerleştiği anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber, Benî Ak ve Eş‘arîler’e kendilerinden birinin vali olmasını uygun buldu ve Tâhir b. Ebû Hâle’yi vali tayin etti; Muâz b. Cebel’i de İslâmiyet’i öğretmek üzere gönderdi. Eş‘arîler’in bir kısmı, 10. (632) yılda daha Resûlullah hayatta iken peygamberlik iddiasında bulunan Esved el-Ansî’ye katılarak ilk irtidad hareketini başlattılar. Esved el-Ansî’nin öldürülmesinden sonra yeniden İslâm’a dönen Eş‘arîler, Hz. Peygamber’in vefatının ardından başgösteren buhranlı günlerde Benî Ak ile birlikte tekrar irtidad ederek Tihâme’de Halife Ebû Bekir’e karşı isyan bayrağını açtılar (11/632). Aynı yıl Tâhir b. Ebû Hâle kumandasındaki ordu karşısında bozguna uğradılar ve büyük kayıplar verdiler. Başta Benî Ak olmak üzere bu irtidad hareketine katılanlar bu tarihten itibaren “ehâbis” (kötü insanlar), isyan esnasında kontrol altına aldıkları sahil yolu da “tarîku’l-ehâbis” adıyla anılmaya başlandı.

Hz. Ömer’in halifeliği zamanında başlayan Irak ve İran fetihlerine katılan Eş‘arîler’in bir kısmı yeni kurulan Basra ve Kûfe’ye yerleştiler. İbn Hazm’ın verdiği bilgilerden, V. (XI.) yüzyılda Endülüs’te Reyye şehrinin Eş‘arîler’in yerleşim merkezi olduğu, İşbîliye’de de Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’nin neslinden gelen bazı kişilerin yaşadığı anlaşılmaktadır (Cemhere, s. 398). Bunlar bölgenin fethine katılıp orada yerleşen Eş‘arîler’in torunları olmalıdır. İran’ın Kum şehrinde de Ali b. Îsâ’nın neslinden gelen bazı Eş‘arîler yaşamaktadır (a.g.e., s. 398). Mustafa Murâd ed-Debbâğ, kabile mensuplarından bir kısmının Ürdün ve Filistin’in fethinden sonra Taberiye’de kaldığını, Sudan’da da bazı zümrelerinin bulunduğunu kaydetmektedir (el-Ķabâǿilü’l-ǾArabiyye, s. 104). Kabilenin Yemen’de yaşayan mensupları Sıffîn Savaşı’nda Muâviye’nin safında yer almış ve Me‘mûn devrinde Yemen âmiline isyan etmişlerdir. Ancak 203’te (818-19) vali tayin edilen Muhammed b. Abdullah b. Ziyâd çok çetin savaşlardan sonra bunları tekrar itaat altına aldı.

Kur’ân-ı Kerîm’de kırk Arap kabilesinin lugatından kelimeler bulunduğuna dair haberlerde Eş‘arîler’in de adı geçmektedir (M. Abdülazîm ez-Zürkānî, I, 174). Eş‘arîler ayrıca, başta Kur’an tilâvetine



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir