TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ESKİ ZAĞRA ::.

cilt: 11; sayfa: 396
[ESKİ ZAĞRA - İlhan Şahin]


Zağra Doğu Rumeli vilâyetinin sınırları içinde kaldı. Ancak 1885’te Bulgaristan Prensliği Doğu Rumeli vilâyeti topraklarını sınırları içine kattı. Böylece Eski Zağra da bu prensliğe dahil oldu. Şehir 1887’de 16.039, 1892de 17.457, 1900’de 19.516, 1910’da 22.033, 1920’de 25.314, 1926’da 28.957 nüfusa sahip bulunmakta ve bu nüfus içinde yıldan yıla azalan bir Türk nüfusu yer almaktaydı. Özellikle 1945’ten sonra hızlı bir nüfus artışına sahne olan ve 1988’de nüfusu 156.441’e ulaşan şehirde çeşitli sanayi dallan bulunmakta olup pamuklu sanayii, kumaş, kimyasal maddeler, gübre imalâtı, tarım araçları, makine parçaları sanayii, sigara, bira ve konserve üretimi önde gelir. Sanayi tesislerinin ihtiyacı Stara Zagora hidroelektrik santralinden sağlanır. Şehrin içinde ve çevresinde üzüm, incir, badem ve nar yetiştirilir.

BİBLİYOGRAFYA:

BA, TD, nr. 77, s. 459-469; nr. 370, s. 67, 77; nr. 494, s. 422-431; İdrîsî, La Géographie d’Edrisi (trc. P. A. Jaubert), Paris 1840, II, 293-294; Evliya Çelebi, Seyahatnâme, III, 378-380; Hüseyin Râci Efendi, Zağra Müftüsünün Hatıraları: Târihçe-i Vak‘a-i Zağra (haz. Ertuğrul Düzdağ), İstanbul, ts., tür.yer.; Celâl Aybar, Bulgaristan Nüfusu, Ankara 1938, s. 15-17; Hans - Jürgen Kornrumpf, Die Territorialverwaltung im östlichen Teil der Europäischen Türkei, 1864-1878, Freiburg 1976, bk. İndeks; Kemal H. Karpat, Ottoman Population 1830-1914, Madison 1985, s. 109; Mahir Aydın, Şarkî Rumeli Vilâyeti, Ankara 1992, bk. İndeks; Çağatay Uluçay, “Yavuz Sultan Selim Nasıl Padişah Oldu?”, TD, VI/9 (1954), s. 86-87; P. L. İnciciyan - H. D. Andreasyan, “Osmanlı Rumelisi Tarih ve Coğrafyası”, GDAAD, sy. 2-3, İstanbul 1974, s. 23; İlhan Şahin, “XV. ve XVI. Yüzyılda Sofya - Filibe - Eski Zağra ve Tatar Pazarı’nın Nüfus ve İskân Durumu”, TDA, sy. 48 (1987), s. 252-254; a.mlf. - Feridun M. Emecen - Yusuf Halaçoğlu, Turkish Settlements in Rumelia (Bulgaria) in the 15th and 16th Centuries”, IJTS, IV/2 (1989), s. 28-31; R. J. Crampton, “The Turks in Bulgaria, 1878-1944”, a.e., s. 44-59; Machiel Kiel, “Urban Development in Bulgaria in the Turkish Period; The Place of Turkish Architecture in the Process”, a.e., s. 91-92, 141; Pierre Voillery, “Une ville bulgare à l’époque ottomane Eski Zaara (XVIIIe - XIXe siècles)”, Turcica, XX, Paris 1988, s. 93-112.

İlhan Şahin  


ESKİCAMİ

Edirne’de en eski ve çok kubbeli cami geleneğinin en güzel örneklerinden biri

(bk. ULUCAMİ).  


ESKİCUMA

Kuzeydoğu Bulgaristan ovasında şimdiki adı Tărgovište olan, küçük bir kasaba.

Osmanlı kaynaklarında Cum‘a-i Atîk adıyla da geçen kasaba 1934’ten beri Tărgovište olarak anılmaktadır. Osmanlı hâkimiyeti döneminde teşekkül etmiş olup bir kaza merkezi özelliği kazanmıştır. Ayrıca önemli bir pazar yeri ve İslâmî merkez olarak da dikkati çeker.

Kasaba, XVI. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu’dan yoğun Türk göçüne sahne olan bir bölgede XVI. yüzyılın ikinci yarısında kurulmuştur. Eskicuma kazası ise güneyde alçak bir dağ silsilesi olan Preslav Balkanı tarafından ikiye bölünen büyük bir düzlük sahayı içine alıyordu. Bu bölgeye ait 1479 ve 1485 tarihli en eski Osmanlı tahrir defterlerine göre, burada sadece yerli nüfusun yaşadığı Slavca isim taşıyan dokuz hıristiyan köyü bulunmaktaydı. Köylerin hepsi dağların eteklerinde yer alıyordu ve ovada herhangi bir yerleşme mevcut değildi. Bu durum, Osmanlı öncesi dönemlerde bölgenin güvensiz bir yer olduğunu göstermektedir.

Kasabanın güneybatısında 7 km. mesafede bulunan Krumov kale harabeleri bu kasabadan önceki yerleşim yeridir. Bizans İmparatoru Justinian tarafından kurulan kale, VI. yüzyıl sonlarında Slav saldırıları sebebiyle yıkılmıştır. Bulgar Krallığı zamanında zayıf bir şekilde yeniden kurulduysa da 1393’ten önceki iç karışıklıklar veya Osmanlı akınları sırasında tahribata uğramış olmalıdır. Varna Savaşı (1444) esnasında bölgenin büyük ölçüde boşalması ve ıssızlaşması, XV. yüzyıl sonlarında başlayan ve XVI. yüzyıl başlarında yoğunluk kazanan yörük yerleşmesine müsait bir zemin hazırladı. Yeni kurulmuş olan yörük köylerinin bir idarî ve ekonomik merkeze ihtiyaç duymaları, Eskicuma’nın bir kasaba olarak gelişmesine yol açtı. Burası hakkındaki ilk kayıtlar 1579 tarihli Niğbolu sancağı tahrir defterinde bulunmaktadır. Buna göre kasabada doksan beş hâne, kırk bir mücerred (bekâr) müslüman; yedi hâne, dokuz mücerred hıristiyan nüfus yaşamaktaydı. Müslüman nüfusun % 14’ünü sonradan İslâmiyet’i kabul edenler teşkil etmekte olup toplam nüfus 450 - 500’e ulaşıyordu. Ayrıca burası bu dönemde pazaryeri olma özelliği de taşıyordu. XVII. yüzyıla ait cizye defterlerine (1622, 1648 ve 1692) göre küçük bir hıristiyan topluluğu güneydeki dağlık kesimden inerek kasabaya yerleşmiş, bunların bir kısmı sonradan İslâmiyet’i kabul etmiştir. 1692 tarihli Cizye Defteri’nde ise (Sofia National Library, OAK, nr. 13/60) kasabada seksen altı hıristiyanın bulunduğu kayıtlıdır. 1752 tarihli Avârız Defteri’nden de (BA, MAD, nr. 2846, s. 74-76) burada 373 müslüman hâneye karşılık yirmi iki hıristiyan hânenin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Eskicuma, XVIII. yüzyılın sonlarında ve bilhassa XIX. yüzyılda yılda bir defa kurulan panayırı ve bir zenaat merkezi oluşu ile önemli bir kasaba halinde gelişme göstermiştir.

1260 - 1261 (1844 - 1845) tarihli Temettuat Defterleri’ne göre Eskicuma’da, 291 hıristiyan hâneden oluşan bir varoş ile 843 müslüman hânenin bulunduğu on bir mahalle vardı. Böylece % 94’ü müslüman Türk nüfustan meydana gelen bir kasaba iken doksan üç yıl içinde bu nisbette düşüş olmuş ve genel nüfus içindeki müslüman Türk nüfusunun oranı % 74’e gerilemiştir. Bu gerileme daha sonra da sürdü; her iki kesimin nüfusunda artış görülürken nüfus oranlarındaki seviye giderek hıristiyan nüfus lehinde kapanmaya başladı. Nitekim 1290 (1873) tarihli Salnâme-i Vilâyet-i Tuna’dan, 1325 müslüman hâneye karşılık hıristiyan hâne sayısının 717’ye yükselmiş olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre müslüman nüfus nisbeti % 65’e inmiştir.

XVII ve XVIII. yüzyılın başlarında kazadaki hıristiyan köylerinin dokuzundan yedisi kısmen ihtidalar, kısmen de kasabaya ve Vardun köyüne vâki göçler neticesi tamamıyla İslâmlaştı. Buna karşılık kazadaki otuz yedi müslüman köyünde başka bir gelişme görüldü ve bu köylere hıristiyan nüfus yerleşmeye başladığı gibi mevcut hıristiyan nüfusta da artış meydana geldi. 1290 (1873) tarihli Salnâme-i Vilâyet-i Tuna’ya göre Işıklar, Dalgaç, Elvanköy ve Yavaşköy’de nüfusun çoğunluğunu hıristiyanlar oluşturuyordu. Kasaba ve köylerdeki bu



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir