TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - EREMYA ÇELEBİ ::.

cilt: 11; sayfa: 294
[EREMYA ÇELEBİ - Ziya Yılmazer]


4. İstanbul’un Yangın Tarihi (Badmutyun Hıragizman Gosdantnubolsa). 14 Temmuz 1660’ta başlayan ve otuz altı saat süren İstanbul’daki büyük yangının anlatıldığı eserde yangınla ilgili bazı minyatürler de yer almaktadır. 1672’de kaleme alınan yaklaşık 100 sayfa hacminde, kısmen şiirler de ihtiva eden eserin yegâne nüshası Kudüs Ermeni Patrikhânesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (nr. 892). 5. Abro Çelebi Tarihi (Badmutyun Abro Çelebii). 1666-1672 yılları arasında telif edilen ve beş bölümden oluşan eserde müellif hâmisi Abro Çelebi’nin hayatını, devlet ricâliyle ilişkilerini ve Ermeni cemaatine ait işlerde oynadığı önemli rolü hikâye etmektedir. Bugün nerede olduğu bilinmeyen eserin ikinci bölümünün Girit adasının fethine dair olduğu kaydedilmektedir. 6. Dört Yüz Yıllık Muhtasar Osmanlı Padişahları Tarihi (Badmutyun hamarod 400 darva Osmantzotz Takavoratz). Osmanlı Devleti’nin başlangıcından 1678 yılına kadar olan dönemi ihtiva eden eser, Ermenistan İlimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü tarafından J. M. Avedisyan’ın ayrıntılı notlarıyla birlikte 1982’de Erivan’da neşredilmiştir. Manzum olan eser tarihî olayların yanında birçok folklorik malzeme ve mahallî âdetleri de ihtiva etmektedir. 7. Osmanlı Padişahlarının Muhtasar Tarihi (Hamarod Badmutyun Osmantzotz Takavoratz). 1695’te telif edilen kırk sayfa hacmindeki eserin bir nüshası Mesrop Maştotz Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (nr. 1786). 8. Vekāyi‘nâme (Darakrutyun). 1648-1690 yılları arasında İstanbul ve Anadolu’da meydana gelen yangın ve tabii âfetler, Osmanlı Devleti’nin o dönemdeki seferleri, İstanbul’daki muhtelif merasimler, saraydaki entrikalar, Ermeni kilise büyüklerinin faaliyet, mücadele ve çatışmalarını kronolojik sıraya göre anlatan eserin bilinen tek nüshası Venedik Mıkhitharistler Kütüphanesi’ndedir (nr. 509).

Dinî ve Edebî Eserleri. 1. Sahte Yahûdî Mesihi Sabeta. Sabatay Sevi hakkındaki bu manzum metin Venedik Mıkhitharistler Kütüphanesi’ndedir (nr. 1155). 2. Vaazlar Kitabı (Karozakvik). Kısmen Ermenice, kısmen Türkçe olan 116 sayfalık bu eserin yazma nüshası Viyana Mıkhitharistler Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (nr. 408). 3. Hazreti Îsâ’nın Haçlanmasının Vasiyeti (Gıdak Khaçelutyan Hisusi Krisdosi). Ermenice ve Türkçe yazılan bu risâlenin bir nüshası da Viyana Mıkhitharistler Kütüphanesi’nde mevcuttur (nr. 408). 4. Muhtasar Hagiografya (Hamarod Haysmavurk). 175 şehidin hayatını anlattığı ve 1685’te Eçmiadzin’de Türkçe olarak kaleme aldığı 139 sayfalık eserin bir nüshası Kudüs Ermeni Patrikhânesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (nr. 1076). 5. Arnavud Dimo ve Yahudi Kızı Mirkada’nm Aşk Hikâyesi. 1981’de Budapeşte’de Avedis Sandjian ve Andreas Tietze tarafından Eremya Chelebi Kömürjian’s Armeno - Turkish Poem “The Jewish Bride” adıyla Türkçe metni ve İngilizce tercümesiyle birlikte neşredilmiştir. 6. Davud Peygamber’in Mezmurları. 1692 yılında Ermenice’den Türkçe’ye çevirdiği bu eserin iki nüshası Mesrop Maştotz Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (nr. 1644, 1645). 7. Hikâye-i Faris ve Vena. 1587’de Fransızca’dan Ermenice’ye tercüme edilen eser Eremya Çelebi tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve bu adla Ermeni alfabesiyle 1871’de İstanbul’da basılmıştır. 8. Kitâb-ı Hikâye-i Cihangir İskender Zülkarneyn. Eremya Çelebi’nin Ermenice’den Türkçe’ye çevirdiği eserin yazma nüshası Kudüs Ermeni Patrikhânesi Kütüphanesi’ndedir (nr. 988). 9. Ermeni Tarihi. Müneccimbaşı Ahmed Efendi’nin isteği üzerine Horenli Movses’in kitabından yapılmış özet bir tercüme olup esere ayrıca Bagratuni ve Rubenyan hânedanları hakkında bilgi ilâve edilmiştir. Müneccimbaşı’nın tarihinde faydalandığı bu eserin aslı kayıptır. 10. Dinî Çekişmeler. Müellifin yahudi ve Rumlar’a karşı Ermeni Kilisesi’ni savunduğu bu eser Venedik Mıkhitharistler Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (nr. 1155). Eserin Rumlar’la ilgili kısmı Ermeni alfabesiyle Türkçe yazılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA:

Eremya Chelebi Kömürjian’s Armeno-Turkish Poem The Jewish Bride (ed. Avedis K. Sanjian - Andreas Tietze), Budapest 1981, s. 12-46; Eremya Çelebi Kömürciyan, İstanbul Tarihi: XVII. Asırda İstanbul (trc. Hrand D. Andreasyan), İstanbul 1988, s. IX-XXI; E. Shütz, “Jeremia Celebis Türkische Werke (Zur Phonetik des Mittelosmanischen)”, Studia Turcica, XVII, Budapest 1971, s. 401-430; Kevork Pamukciyan, “Doğumunun 350. Yılında Eremya Çelebi Kömürciyan”, TT, IX/54 (1988), s. 354-357; “Kömürciyan, Eremya Çelebi”, TA, XXII, 283.

Ziya Yılmazer  


ERENDEN, İbrahim Fahreddin

(bk. FAHREDDİN EFENDİ).  


ERENLER

Velî ve mürşid anlamında bir tasavvuf terimi.

Eren Eski Türkçe’de “erkek” mânasına gelen er kelimesinin çoğuludur (Dîvânü lugāti’t-Türk, I, 39). Ancak -en eki zamanla bu fonksiyonunu kaybettiğinden eren tekil bir kelime halini almış ve çoğulu erenler şeklinde yapılmıştır. Er ve eren Arapça’daki recül, fetâ, âdem, Farsça’daki merd, civânmerd kelimelerinin karşılığı olup “erkek, yiğit, kahraman, tecrübeli kişi, ermiş, şeyh” gibi anlamlara gelir. Recül (çoğulu ricâl) ve fetâ kelimelerine Kur’an ve hadislerde sözlük anlamı dışında başka bir anlam yüklenmemiş, ancak bazı erler (rical) iyi davranışları sebebiyle övülmüştür (bk. et-Tevbe 9/108; en-Nûr 24/37; el-Ahzâb 33/23).

Arapça’da ricâlullah, Farsça’da merd-i Hudâ, merdân-ı Hudâ şeklinde ve çoğul olarak kullanılan terkipler Türkçe’de “er, eren, erenler, Hak erleri, Hak erenler, Allah adamı” gibi ifadelerle karşılanmıştır. Türk tasavvufunda ve folklorunda er - eren kelimeleri “velî” anlamında kullanıldığı zaman genellikle yukarıdaki âyetlere işaret edilmiştir. Bu anlamda er ve eren Allah’ın dostluğunu kazanmış, insanlara rehberlik yapabilecek faziletli, fedakâr ve cömert kişilerdir. Bazan mensup oldukları bölgelere göre “Horasan erenleri, Rum erenleri” gibi ifadelerle anılan bu kişilerin insân-ı kâmil olduğu kabul edilir ve kendilerine büyük bir saygı duyulur.

Yûnus Emre şiirlerinde er ve ereni insanlara yol gösteren, onların ihtiyaçlarını karşılayan ve mutluluğa ermeleri için gayret sarfeden kâmil bir mürşid olarak tasvir eder. Ona göre erenlerin himmeti sıkıntıda kalanların imdadına yetişir. Mübarek nefesleri kendilerine inananların hallerini değiştirir, onlara yeni bir hayat bahşeder, iksir gibi bakırı altın yapar, sohbetleri marifeti arttırır. Onların nuru ile şereflenmek, kendilerinden nasip almak başlı başına bir saadettir (Divan, s. 410). Bu nitelikleri taşıyan er ve eren kâmil insan ve Hakk’a giden yolu tecrübe ile bilen arif bir mürşiddir. Bazan “şah, sultan, ulu, can” gibi unvanlar da verilen erenlere şefkatli, hoşgörülü, fedakâr ve anlayışlı oldukları için “baba, ata” veya “dede” de denilmiştir. Er ve eren terim olarak bir velîde bulunması gereken belli niteliklere sahip insanı ifade ettiğinden bu nitelikleri



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir