TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - EREĞLİ ::.

cilt: 11; sayfa: 293
[EREĞLİ - Metin Tuncel]


Ereğli’nin merkez olduğu Marmara Ereğlisi ilçesinin merkez bucağı dışında bucağı yoktur. Köy sayısı dört olan ilçenin 1990 sayımına göre nüfusu 12.455 idi.

Diğer Ereğliler. Anadolu’da bugün biri belde, diğerleri köy durumunda olan birkaç Ereğli daha vardır. Bunlardan Karamürsel Ereğlisi Kocaeli’nin Karamürsel ilçesine bağlıdır. İzmit körfezinin güney kıyısında Karamürsel’in 4 km. kadar doğusunda bulunur. 1990’da nüfusu 2482 idi. Bir ara Güzelkıyı veya Güzelyalı gibi adlarla da anılan bu beldeye eskiden Ereğli-i Zîr, bundan 1,5 km. kadar içeride ve daha yüksekte bulunan köye de Ereğli-i Bâlâ adı verilirdi. Bu sonuncusu şimdi Tepeköy (1990’da nüfusu 1150) adıyla anılmaktadır.

Tekirdağ’ın Şarköy ilçesine bağlı olan Ereğli köyü ise Marmara denizinin batı kıyısında Şarköy ile Mürefte arasında bulunur. Bu kıyı köyü Bizans kaynaklarında Herakleia, daha sonraki dönemlere ait kayıtlarda Herakhitza olarak geçer. Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından zaptedildiği anlaşılan bu köye Osmanlı hâkimiyeti altında Ereğlice denilmiştir. Süleyman Paşa’nın İznik’teki medresesinin vakıfları arasında yer alan Ereğlice XVI. yüzyılda otuz beş hâneden ibaret olup Gelibolu’ya bağlı olarak zikredilmiştir. Yöre halkının bugün de Ereğlice adını kullandığı köy bazı eski haritalarda Erikli, yeni haritalarda ve Devlet İstatistik Enstitüsü yayınlarında ise Eriklice biçiminde geçmektedir. Eriklice’de eskiden ipek böcekçiliği yapılırdı. Bu faaliyet günümüzde önemini yitirmiştir.

Bugün Kırklareli’ne bağlı olan ve Eriklice olarak zikredilen köyün de Osmanlılar döneminde Ereğli adını taşıdığı bilinmektedir. Fâtih Camii ve İmareti’nin vakfı olan bu köy 1530’da 200 hânelik büyük bir iskân merkezi durumundaydı. 1540’ta ise 198’i hıristiyan, yedisi müslüman olmak üzere 205 hâne (yaklaşık 1000 kişi) nüfusa sahipti.

BİBLİYOGRAFYA:

Evliya Çelebi, Seyahatnâme, VIII, 785-786; Gökbilgin, Edirne ve Paşa Livâsı, s. 169, 303-311; W. Heyd, Yakın-Doğu Ticaret Tarihi (trc. Enver Ziya Karal), Ankara 1975, s. 295, 313, 484, 489-490; Besim Darkot - Metin Tuncel, Marmara Bölgesi Coğrafyası, İstanbul 1981, s. 112; Resmî Gazete, sy. 19.507, 4 Temmuz 1987; Ahmet Ardel, “Marmara Bölgesinde Coğrafî Müşahedeler”, Coğrafya Enstitüsü Dergisi, IV/7, İstanbul 1956, s. 2, 3, 9, 11; Kâmûsü’l-a‘lâm, II, 837-838; Besim Darkot “Ereğli”, İA, IV, 307.

Metin Tuncel  


EREMYA ÇELEBİ

(1637-1695)

Ermeni asıllı şair ve tarihçi.

12 veya 13 Mayıs 1637’de İstanbul’un Langa semtinde doğdu. Kömürciyan ailesinden papaz Mardiros’un oğludur. Küçük yaşta bir müddet velisi ve annesinin dayısı, iâşe ve un müteahhidi Hacı Ampagum’un yanında çalıştı. Daha sonra okumaya başladı ve Hisardibi’ndeki Surp Sarkis Kilisesi’nin papazlarından Der Hovannes’in talebesi oldu. 1656’da Türkçe, ardından da Rumca, Farsça, Arapça ve İbrânîce öğrendi. Çocukluğu kilise muhitinde geçtiği halde muhtemelen fikir ve faaliyet serbestliğini kısıtlamasından çekindiği için ruhanîler sınıfına girmedi. Bununla beraber Kefeli Patrik Mardiros’un döneminde (1659-1660) patrikhânenin başkâtibi, özellikle de para sahipleri ve kilise büyükleri arasındaki halli güç meselelerde danışmanı oldu ve bu görevini uzun yıllar sürdürdü. Hâmisi Hacı Ampagum’un ölümünden sonra (1658) zamanın meşhur Ermeni tacirlerinden Abro Çelebi’nin çocuklarına hocalık yaptı. Abro Çelebi’nin evi Türk ve ecnebi ileri gelenlerinin toplanma yeri olduğundan Eremya burada devrin büyük şahsiyetleriyle tanışma imkânı buldu. 1664’te Başpatrik Eğyazar’ı, Osmanlı Devleti sınırları içinde ayrı bir başpatriklik kurma niyetinden vazgeçirmesi için İstanbul patrikhânesi tarafından Halep’e gönderildi. 1677’de İstanbul’da Abro’nun himayesinde bir matbaa kurduysa da ancak risâle şeklinde iki kitap basabildi. 2 Haziran - 3 Ekim 1685 tarihleri arasında hem oğlu rahip Kirkoris’i görmek, hem de Ermeni Kilisesi’nin bazı meseleleriyle ilgili temaslarda bulunmak üzere Eçmiadzin’e gitti. Bu vesile ile Ani, Kars ve Erzurum şehirlerini ziyaret etti. 1686’da İstanbul’a döndükten sonra yalnız kitapları ile meşgul oldu. 15 Temmuz 1695 tarihinde öldü ve Balıklı Ermeni Mezarlığı’na gömüldü.

Eremya Çelebi gerek şahsiyeti, gerek değişik türdeki yazıları, gerekse diğer sahalardaki faaliyetleri bakımından XVII. yüzyılda yaşamış Ermeni aydınları içinde dikkate değer bir kişidir. İlim ve faziletinden dolayı kendisine “çelebi” unvanı verilmiş olan Eremya, eserlerinin son zamanlarda yayımlanmaya başlanmasından sonra tanınmış ve lâyık olduğu ilgiyi görmüştür. Değişik sahalarda geniş bir edebî faaliyet göstermekle beraber oğlu onu şair olarak tanıtmaktadır. Gerçekten eserlerinin birçoğunu manzum olarak yazmıştır.

Eserleri. Manzum ve mensur olmak üzere tarihî hadiselerin kayıtları, topografya, önemli şahsiyetlerin aile tarihleri ve şecereleri, bazı dinî kitapların içinde yazılmış muhtıra şeklinde kayıtlar ve methiyeler, dinî meselelere ait nutuk ve muhavereler, ailesi efradına ve başkalarına dair mersiyeler, ailevî ve bilhassa cemaat işleri hakkında sayısız mektuplar, hikâyeler gibi değişik yazılardan oluşmaktadır. Bunların bir kısmını eski Ermenice ile, halk tabakasını ilgilendiren eserlerini de halk diliyle yazmıştır. Ermenice’den başka tarihî ve dinî konularda Ermeni alfabesiyle Türkçe telif ve tercüme eserleri de vardır. Bunlar Osmanlıca’nın fonetik meselelerinin çözümünde değerli malzemeler olarak görülmektedir.

İstanbul ve Osmanlı Tarihiyle İlgili Eserleri. 1. Rûznâme (Orakrutyun). 11 Temmuz 1648 ile 11 Kasım 1663 tarihleri arasında kendi şahsına ve ailesine dair kayıtlar yanında devrin siyasî, içtimaî olaylarının ve Ermeni cemaatiyle ilgili hadiselerin anlatıldığı bu eser, Kudüs Patriği Mesrop Nişanyan’ın geniş bir önsözü ve sonunda, Eremya Çelebi’nin diğer Ermenice ve on beş kadar Türkçe mensur yazısı ve şiirleriyle birlikte Kudüs’te neşredilmiştir (1939). Eserde, padişah sarayında ve devlet ricali arasında geçen olayların günü gününe zikredilmesi Eremya’nın önemli kişilerle temasta bulunduğunu göstermektedir. 2. İstanbul Tarihi (Badmutyun Isdanbolo). 1662-1684 yılları arasında aralıklarla manzum olarak telif ettiği önemli eserlerinden birini teşkil eden bu çalışma aslında XVII. yüzyıl için İstanbul’un bir seyahat rehberidir. Eser V. Torkomyan tarafından ayrıntılı notlarla birlikte Viyana’da üç cilt halinde yayımlanmış (1913, 1932, 1938), ayrıca Hrand Der -Andreasyan tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir (İstanbul 1952, 1988). 3. Yangınlar Tarihi. İstanbul’daki yangınların anlatıldığı eserde aynca İstanbul’un eski topografyası ile halkın sosyal ve ekonomik durumu hakkında da bilgi verilmektedir. Hrand Der - Andreasyan tarafından yapılan tercümesi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi’nde “Eremya Çelebi’nin Yangınlar Tarihi” adıyla yayımlanmıştır (sy. 27, [1973], s. 59-84).



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir