TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız
 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - el-ELFİYYE ::.

cilt: 11; sayfa: 29
[el-ELFİYYE - Abdülbaki Turan]


li-bevâhiri’l-mevâkib’i (Tunus 1293, 1298); Muhammed Ali es-Sabbân’ın Ĥâşiyetü’ś-Śabbân Ǿalâ Şerĥi’l-Üşmûnî’si (Bulak 1280; Kahire 1305) zikredilebilir. 6. el-Behcetü’l-merđıyye fî şerĥi’l-Elfiyye (Leknev 1247; Tahran 1248, 1268, 1282, 1284; Tebriz 1286; Kahire 1282, 1314). el-Elfiyye üzerinde es-Seyfü’ŝ-ŝaķīl Ǿalâ Şerĥi İbn ǾAķīl adıyla bir haşiyesi bulunan Süyûtî (ö. 911/1505), daha sonra bu hâşiye ile İbn Akīl şerhini birleştirerek el-Behcetü’l-merđıyye’yi meydana getirmiştir. Mirza Ebû Tâlib el-İsfahânî tarafından yazılan ve Ebû Tâlib adıyla şöhret bulan hâşiye ile beraber (Tahran 1273; Tebriz 1290) halen Şark medreselerinde ders kitabı olarak okutulmaktadır. 7. el-Ezhârü’z-Zeyrüyye fî şerĥi metni’l-Elfiyye (Bulak 1294; Kahire 1319). Ahmed b. Zeynî Dahlân (ö. 1304/1886) tarafından yazılmıştır.

İbn Mâlik’in el-Elfiyye’si hem sadece metin olarak hem de şerh ve hâşiyeleriyle birlikte birçok defa yayımlanmıştır (Bulak 1251, 1306, 1307, 1308, 1329, 1342; Kahire 1290; Tahran 1288, 1310, 1317; Fas 1323; Beyrut 1888; Leknev 1316; Lahor 1902).

el-Elfiyye, İslâm dünyasındaki bu neşirlerinden başka S. de Sacy tarafından Fransızca şerh ile birlikte Paris’te (1833), A. Goguyet tarafından Fransızca tercümesi ve notlarla birlikte Beyrut’ta (1888), L. Pinto tarafından yine Fransızca tercüme ve izahlarla Constantine’de (1887), E. Vitto tarafından da İtalyanca tercüme ve notlar ilâvesiyle Beyrut’ta (1898) yayımlanmıştır.

BİBLİYOGRAFYA:

İbn Mâlik et-Tâî, el-Elfiyye (nşr. es-Seyyid M. Abdülhamîd, Şerhu Elfiyye içinde), Beyrut, ts. (Dârü’l-Cîl); İbn Hişâm, Evdahu’l-mesâlik (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Beyrut 1980; İbn Akil, Şerhu İbn Akil (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Beyrut, ts. (Dâru İhyâi’t-türâsi’l-Arabî), I-II; Keşfü’z-zunûn, I, 151-155, 407; Serkîs, MuǾcem, I, 233-234; Brockelmann, GAL, I, 359-362; Suppl., 521-525; İzâhu’l-meknûn, I, 119-120; Ahmed Şerkavî İkbal, Mektebetü’l-Celâl es-Süyûtî, Rabat 1397/1977, s. 111-112; Ömer Ferruh, Târîhu’l-edeb, III, 784-787, 804-805, 910, 919-923; VI, 260-270; C. Zeydân, Adâb, II, 147-148; MaǾa’l-Mektebe, s. 286-290; Ali Fûde Nîl, İbn Hişâm el-Ensârî, Riyad 1406/1985, s. 47-73; Sidney Glazer, “The Alfiyya of Ibn Mâlik”, MW, XXXI (1941), s. 274-279; a.mlf., “The Alfiyya Commentaries of Ibn ‘Aqıl And Abû Hayyân”, a.e., XXXI (1941), s. 400-408; Abdülkerîm Muhammed el-Esed, “Beyne Elfiyyeti İbn MuǾtî ve Elfiyyeti İbn Mâlik”, ed-Dâre, IX/2, Rîyad 1404/1983, s. 96-120; Moh. Ben Cheneb. “İbn Mâlik”, İA, V/2, s. 767-768.

Abdülbaki Turan  


el-ELFÎYYE

الألفيّة

Zeynüddin el-Irâkī’nin (ö. 806/1404) hadis usulüne dair manzum eseri.

İslâmî ilimleri 1000’er beyitlik manzumeler içinde ele alma geleneği biri Irâkî’ye, diğeri Süyûtî’ye ait olmak üzere hadis usulü ilmine de iki Elfiyye kazandırmıştır. İbnü’s-Salâh’ın ǾUlûmü’l-ĥadîŝ’ini et-Taķyîd ve’l-îżâĥ (nşr. Abdurrahman Muhammed Osman, Kahire 1403/1981) adıyla şerheden Irâkî, hadis usulü konularının kolayca ezberlenmesi için ǾUlûmü’l-ĥadîŝ’i 1002 beyitte özetlemiş, Cemâziyelâhir 768’de (Şubat 1367) Medine’de tamamladığı bu çalışmasına Tebśıratü’l-mübtedî ve teźkiretü’l-müntehî (et-Tebśıra ve’t-teźkire) adını vermiştir. Manzumede hadis usulü konulan İbnü’s-Salâh’ın eserindeki (bk. MUKADDİMETÜ İBNİ’s-SALÂH) sıra ile ele alınmaktadır. Bir kısım konular önemine göre daha çok beyitle işlenmekte, bazan İbnü’s-Salâh’ın temas etmediği meseleler üzerinde de durulmaktadır. Eser ilk defa baskı tarihi verilmeden Hindistan’da yayımlanmış, daha sonra şerhleriyle birlikte basılmıştır.

Hadis talebeleri arasında büyük rağbet gören Elfiyye başta müellifi olmak üzere birçok âlim tarafından şerhedilmiştir. Bunların başlıcaları şunlardır: 1. Irâkī, Fetĥu’l-muġīŝ bi-şerĥi Elfiyyeti’l-ĥadîŝ, Irâkī Elfiyye’sini geniş bir şekilde şerhetmeye başlamış, daha sonra bundan vazgeçerek kaleme aldığı orta hacimdeki eserini 25 Ramazan 771’de (22 Nisan 1370) tamamlamıştır. Fetĥu’l-muġīŝ’i neşre hazırlayan Mahmûd Rebi‘, ed-Derâri’l-fâħira Ǿala şerĥi’t-Tebśıra adını verdiği dipnotlarla birlikte eseri bir cilt içinde dört ayrı cüz halinde yayımlamıştır (Kahire 1355/1937). Bu neşir Ahmed Muhammed Şâkir tarafından gözden geçirilerek tekrar yayımlanmıştır (Beyrut 1408/1988), Eserin Muhammed b. Hüseyin el-Irâkī el-Hüseynî tarafından Zekeriyyâ el-Ensârî’nin Fetĥu’l-bâķī Ǿalâ Elfiyyeti’l-ǾIrâķī adlı şerhiyle birlikte üç cilt halinde yapılan neşrinde (Beyrut, ts.) Irâkī’nin şerhinin adı et-Tebśıra ve’t-teźkire diye gösterilmişse de aynı neşirde Zekeriyyâ el-Ensârî beşinci beyti açıklarken et-Tebsıra ve’l-teźkire’nin Elfiyye’nin adı olduğunu söylemektedir (I, 8). 2. Muhammed b. Abdurrahman es-Sehâvî, Fetĥu’l-muġīŝ. Kâtib Çelebi, üç cilt halinde basılan bu eserin (Beyrut 1403/1983) Elfiyye şerhlerinin en mükemmeli olduğunu söylemektedir (Keşfü’ž-žunun, I, 157). 3. İbrâhim b. Ömer el-Bikāî, en-Nüketü’l-vefiyye (Millet Ktp., Feyzullah Efendi, nr. 252, 275 varak). 4. Zekeriyyâ el-Ensârî, Fetĥu’l-bâķī Ǿalâ Elfiyyeti’l-ǾIrâķī (yk. bk.). 5. Emîr Padişah, Şerĥu Elfiyyeti’l-ǾIrâkî (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 340, 196 varak; Millet Ktp., Murad Molla, nr. 329, 87 varak). Kâtib Çelebi bu eserin Elfiyye’nin bir özeti olduğunu söylemektedir. 6. Abdürraûf el-Münâvî, Şerhu Elfiyyeti’l-ǾIrâķī (İÜ Ktp., AY, nr. 888, 128 varak). 7. Uchûrî, Şerĥu Elfiyyeti’l-ǾIrâķī (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2305, 215 varak). Kâtib Çelebi ve Kettânî Elfiyye’nin diğer şerhleriyle hâşiyelerinden de söz etmektedirler.

BİBLİYOGRAFYA:

Sehâvî, Fethu’l-muğis, Beyrut 1403/1983, I-II; Zekeriyyâ el-Ensârî, Fethu’l-bâki ‘alâ Elfiyyeti’l-‘İrâki, Beyrut, ts. (Dârü’l-Kütübi’l-ilmiyye), I, 8; Keşfü’z-zunûn, I, 156-157; Serkîs, MuǾcem, II, 1318; Îzâhu’l-meknûn, I, 121; Kettânî, er-Risâletü’l-müstetrafe, s. 215; Mücteba Uğur, Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü, Ankara 1992, s. 72.

Mücteba Uğur  


ELGĀZ

(bk. LUGAZ).  


ELHAMDÜLİLLÂH

الحمد لله

“Allah’a hamd olsun” anlamında bir dua cümlesi

(bk. HAMDELE).  


ELHAMRA SARAYI

İslâm mimarîsinin İspanya’daki, en önemli yapılarından biri.

Endülüs mimarisi kadar bütün İslâm sanat için de büyük bir gurur kaynağı teşkil eden Elhamra Sarayı (Kasrü’l-hamrâ), Nasrîler (Benî Ahmer) Devleti’nin başşehri olan Gırnata’da (Granada) bulunmaktadır. “Kızıl” anlamına gelen el-hamrâ sıfatıyla tanımlanması, inşaatta kullanılan kil harcın kızıla çalan renginden dolayıdır. Tarih boyunca çeşitli tahribata mâruz kalmasına ve bazı bölümlerinin yok olmasına rağmen dünya çapında bir şöhrete ve bütün İslâm eserleri arasında son derece imtiyazlı bir yere sahiptir. Bugün de ihtişamından hiçbir şey kaybetmeksizin geçmişe ışık tutan



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir