TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - EDİRNE VAK‘ASI ::.

cilt: 10; sayfa: 446
[EDİRNE VAK‘ASI - Abdülkadir Özcan]


kişi civarındaki âsi kuvvetler, Dorucan Ahmed’in öncülüğünde Edirne’ye doğru harekete geçti. II. Mustafa ise Edirne’de bir yandan savunma tedbirleri alırken bir yandan da yeni hükümet teşkiliyle meşguldü. İstanbul’dan yola çıkanlar Silivri’ye gelince II. Mustafa’nın küçük kardeşi Ahmed’i tahta geçirmeye karar verdiler. Bunun üzerine II. Mustafa Edirne’deki birlikleri Çakırcı Hasan Paşa kumandasında Çorlu’ya sevketti. Ancak Hasan Paşa İstanbul kuvvetleriyle çarpışmadan geri çekildi. Serasker olarak tayin edilen Sadrazam Râmi Mehmed Paşa ise Havsa civarında İstanbul kuvvetlerine karşı siperler hazırlamakla meşguldü. Daha sonra askere cesaret vermek düşüncesiyle II. Mustafa’yı da buraya getirtti. Böylece Osmanlı ordusu İstanbul ve Edirne kuvvetleri diye ikiye ayrılmış oldu. Fakat kısa süre içinde Edirne kuvvetlerinin İstanbul’dan gelenlerle birleşmesi üzerine bu ikilik ortadan kalktı, II. Mustafa da tahtı kardeşi III. Ahmed’e bırakmak zorunda kaldı. Bunun üzerine başta Sadrazam Râmi Mehmed Paşa olmak üzere öteki hükümet erkânı kaçarak her biri bir yere gizlendi.

Bu arada kaçmaya çalışan Feyzullah Efendi Pravadi’de yakalanarak yarı çıplak bir halde Edirne’ye getirilip büyük hakaret ve işkencelere uğradıktan sonra katledildi (bk. FEYZULLAH EFENDİ, Seyyid). Oğlu Fethullah Efendi de İstanbul’da öldürüldü. Öteki evlâtları ve akrabaları ise bir süre Yedikule Zindanı’na konuldu, daha sonra da Kıbrıs’a sürüldü.

Bu olaydan sonra Edirne’de tahta çıkan III. Ahmed İstanbul’a dönmüş ve bundan böyle hiçbir Osmanlı padişahı İstanbul’u uzun süre terkedip Edirne’de oturmamıştır. Yeni padişahın ilk zamanlarında devlet yönetiminde söz sahibi olan âsiler bir süre sonra bertaraf edilmişler, III. Ahmed ve etrafındakiler duruma hâkim olmuşlardır.

İstanbul’dan kalkan bir ihtilâl ordusunun Edirne’de bulunan Sultan II. Mustafa’yı tahtından indirmesiyle sonuçlandığı için Osmanlı tarihlerinde Edirne Vak‘ası adı verilen bu olaya Feyzullah Efendi Vak‘ası da denir. Nitekim tarihçi Naîmâ, şeyhülislâmın olaydaki rolünün büyüklüğünden dolayı vak‘a ile ilgili olarak kaleme aldığı müstakil risâlesine bu adı vermiştir. Doğrudan doğruya Edirne Vak‘ası’nı anlatan daha ayrıntılı eserlerden biri de Şefik Mehmed Efendi tarafından yazılmıştır. Diğer bir müstakil eseri ise Ahmed Hasîb Efendi kaleme al mıştır. Aslında Hadîkatü’l-vüzerâ’ya zeyil olarak yazılan Ravzatü’l-küberâ adlı bu eserde doğrudan doğruya Edirne Vak‘ası anlatılmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA:

BA, MD, nr. 113, s. 41; nr. 114, s. 231, 250-251; BA, KK, Başmuhasebe Defteri, nr. 2322, s. 85-91; Şefik Mehmed, Şefiknâme, İstanbul 1282; Naîmâ, Târih, VI, 2-58; Silâhdar, Nusretnâme, II, 140 vd.; D. Kantemir, Osmanlı İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküş Tarihi (trc. Özdemir Çobanoğlu), Ankara 1980, III, 304-316, 493-496; Şeyhî, Vekayiu’l-fuzalâ, II-III, bk. İndeks; Râşid, Târih, II, 571-575; III, 7 vd.; Ahmed Hasîb Efendi, Ravzatü’l-küberâ, İÜ Ktp., TY, nr. 85; Anonim Osmanlı Tarihi, Berlin Devlet Kütüphanesi, nr. Hs. 216, vr. 234b vd.; Hammer, HEO, XIII, 112 vd.; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, IV/1, s. 15-45; Danişmend, Kronoloji, III, 487-489; Edirne Vak’ası: Das Ereignis von Edirne (nşr. H. Baum), Freiburg 1970; Abdülkadir Özcan, Defterdar Sarı Mehmed Paşa-Zübde-i Vekayiât Tahlil ve Metin (doktora tezi, 1979), İÜ Ed.Fak., Tarih Seminer Kitaplığı, nr. 3276, tür.yer.; a.mlf., “Defterdar Sarı Mehmed Paşa’nın Mâlî Bazı Görüş ve Faaliyetleri”, GDAAD, sy. 10-11 (1983), s. 245-248; Ömer Aziz, Edirne Vak’ası (lisans tezi, 1930), İÜ Ed.Fak. Ktp., nr. 938; Rifa‘at Ali Abou-el-Haj, The 1703 Rebellion and the Structure of Ottoman Politics, İstanbul 1984; Hrand D. Andreasyan, “Balatlı Georg’a Göre Edirne Vak‘ası”, TD (1960), sy. 15, s. 47-64; Orhan F. Köprülü, “Feyzullah Efendi”, İA, IV, 595-600; TA, XIV, 356-358.

Abdülkadir Özcan  


EDİRNEKAPI CAMİİ ve KÜLLİYESİ

İstanbul Edirnekapı’da Mihrimah Sultan adına XVI. yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan külliye.

Cami, medrese, bir çifte hamam, çok sayıda dükkândan meydana gelen bir çarşı (arasta), sıbyan mektebi, çeşme ve türbeden ibaret olup sur içindeki en yüksek yer olan Edirnekapı’nın iç tarafında hemen surların yakınında bulunmaktadır. İnşa tarihini veren bir kitâbesi olmadığından genellikle mimari özelliklerinden hareketle tarihlendirilmesine çalışılmıştır. Yapının, Kanûnî Sultan Süleyman’ın kızı olan Mihrimah Sultan için Mimar Sinan tarafından inşa edildiği çeşitli tezkirelerdeki kayıtlardan öğrenilmektedir. Caminin yerinde evvelce Aziz Ioannes veya Georgios adına bir kilise bulunduğu yolundaki iddia ise bir esasa dayanmaz.

İbrahim Hakkı Konyalı tarafından Ankara’da Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde (Mükerrer Defter, nr. 635, vr. 2b) bulunan önemli bir kayıt caminin yapım tarihini aydınlatmaktadır. İstanbul Kadısı Mevlânâ Pervîz Efendi’ye yollanan bu hükümden anlaşıldığına göre sâbık sadrazam Kara Ahmed Paşa vakıflarının mütevellisi Edirnekapı yakınında bir cami yaptırmak üzere hazırlıklara girişmiş, ancak buna izin verilmeyip aynı yerde padişahın kızı için evvelce alınmış olan cami inşası izni 970 Zilhiccesinde (1563) teyit edilmiştir. Yine İ. H. Konyalı’nın 973 Ramazanına (1566) ait bir belgeden tesbit ettiğine göre (VGMA, Mükerrer Defter), Edirnekapı Camii’nin yapıldığı yerde bulunan ve istimlâk edilerek yıktırılan çeşitli vakıflara ait dükkân ve evlerin bedellerinin ödenmesi hususunda bir hüküm yazılmıştır. Bunların arasında Ahmed Paşa’nın eşi Fatma Sultan’a ait dört ahşap dükkân da bulunuyordu. Bu duruma göre caminin inşası 973’te (1566) tamamlanmıştır. Aynı defterde (vr. 85-95) Edirnekapı Camii’nin 978 (1570-71) tarihli vakfiyesi de bulunmuştur. Bu vakfiyede, cami ve önündeki on yedi hücreli medrese, çevresinde altmış iki dükkânla bir ev, yanında bir bakkal dükkânının vakfedildiği belirtilmiştir. Aynı defterde Mihrimah Sultan’ın 965 (1557-58) tarihli bir vakfiyesi daha görülmüş olup (vr. 93-125) bunda kızı Ayşe Sultan için de para vakfedildiği kayıtlıdır. İ. H. Konyalı, ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen Mihrimah Sultan’ın babasından önce 1558’de öldüğünü yazdığı halde M. Cavit Baysun bunu 1578’e kadar çıkarır. Edirnekapı Camii’nin tarihlendirilmesi hususunda çok önemli kaynak olan bu vakfiyelerin ilmî esaslara göre yeniden incelenerek yayımlanması gereklidir.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir