TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - EDEBÂLİ ::.

cilt: 10; sayfa: 394
[EDEBÂLİ - Kâmil Şahin]


öğrenilmektedir (Şer‘iyye Sicilleri, Ankara-Ayaş, Defter, nr. 34, s. 42, Belge, nr. 237). Edebâli uzun bir ömür sürdükten sonra 726 (1326) yılında vefat etti. Hezarfen Hüseyin Efendi ise diğer kaynakların aksine vefat tarihi olarak 727 (1327) yılını kaydeder (Tenkıhu’t-tevârîh, vr. 104b).

Edebâli mutasavvıf olması yanında ilk Osmanlı kadısı ve müftüsüdür. Döneminin birçok fakihi ile görüşmüş ve onlardan ders almış, çok sayıda talebe yetiştirmiştir. Önde gelen öğrencilerinden damadı Dursun Fakih, şeyhten sonra Osmanlı Devleti’nin ikinci müftüsü ve kadısı olmuştur (Leknevî, s. 85). Çandarlı Kara Halil’in de Edebâli’nin talebesi olabileceği ihtimali üzerinde durulmuşsa da bunu doğrulayan herhangi bir belge yoktur (İA, III, 352).

BİBLİYOGRAFYA:

BA, MD, nr. 31, s. 217, hk. 481 (sene 985/1577); TK, Defter-i Evkāf-ı Hüdâvendigâr, nr. 585, vr. 282b, 283ª (sene 981/1573); TK, Defter-i Evkāf-ı Ertuğrul Gazi, Hudûdnâme-i Bilecik, nr. 156, vr. 1 (sene 1118/1706); TK, Defter-i Evkaf-ı Selâtîn-i Bursa, nr. 570, vr. 55b, 99b; Şer‘iyye Sicilleri, Ankara-Ayaş, Defter, nr. 34, s. 42, Belge, nr. 237; VGMA, Bursa-Muhasebe, nr. 491/1, sıra 447; VGMA, Esas, nr. 1/3 (189), sıra 1816; VGMA, Sarı Muhasebe (Evvel), nr. 485, sıra 226; Oruç b. Âdil, Tevârîh-i Âl-i Osmân, s. 8-9, 84; Terceme-i Menâkıb-ı Tâcü’l-ârifîn, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2427, vr. 2ª-b, 3b, 10b; Anonim, Tevârîh-i Âl-i Osmân (haz. Nihat Azamat), İstanbul 1992, s. 10; Âşıkpaşazâde, Târih, s. 6, 18, 20, 42, 99; Taşköprizâde, eş-Şekāǿik, s. 4-5; Küçük Nişancı Mehmed Paşa, Târih, İstanbul 1290, s. 98; Mahmûd b. Süleyman el-Kefevî, Ketâǿibü aǾlâmi’l-ahyâr, Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 630, vr. 349b-350ª; Mecdî, Şekāik Tercümesi, s. 20-21; Cenâbî Mustafa Efendi, el-Hâfilü’l-vasît ve’l-Ǿaylemü’z-zâhirü’l-muhît, Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 3033, vr. 555ª, 556ª-b; Âlî, Künhü’l-ahbâr, İstanbul 1277, V, 43; Hoca Sâdeddin, Tâcü’t-tevârîh, I, 16, 21; Kâtib Çelebi, Süllemü’l-vüsûl, Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1887, vr. 43b; Solakzâde, Târih, s. 8; Hezarfen, Tenkıhu’t-tevârîh, Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 4303, vr. 104ª-b; Müneccimbaşı, Sahâifü’l-ahbâr, III, 272-273, 278; Leknevî, el-Fevâǿidü’l-behiyye, s. 74-75, 85; Kānunnâme-i Âli Osmân (TOEM ilâvesi), İstanbul 1332, s. 10; Mecelle-i Umûr-ı Belediyye, I, 265, 548, 1367; Amasya Târihi, II, 428; İlmiyye Salnâmesi, s. 315; Osmanlı Müellifleri, I, 16; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, I, 520, 530, 531, 555, 560-562; III, 352; a.mlf., “Çandarlı”, İA, III, 352; Refet Yınanç, Söğüt II. Osmanlı Sempozyumu, Ankara 1985, s. 41, 49; Ömer Lütfi Barkan, “Kolonizatör Türk Dervişleri”, VD, II (1942), s. 281, 288; Besim Darkot, “Bilecik”, İA, II, 612; a.mlf., “Söğüt”, a.e., X, 762; M. Tayyib Gökbilgin, “Orhan”, a.e., IX, 399.

Kâmil Şahin  


EDEBÂLİ ZÂVİYESİ

Bilecik’te Şeyh Edebâli adına inşa edilen ahî zâviyesi.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanlılar’ın çıkardığı yangından sonra terkedilen eski şehrin sınırında, çevreye hâkim kayalık bir tepenin üzerinde yer alır. Osman Gazi’nin, 1326’da kendisinden üç ay önce ölen kayınpederi Şeyh Edebâli ile onun arkasından ölen eşi Mal Hatun’u halen türbelerinin bulunduğu yerlere kendi eliyle defnettiği, Orhan Gazi’nin de babasının vasiyeti uyarınca kabirlerinin üzerine birer türbe ile yanlarına bu zâviyeyi yaptırdığı bilinmektedir.

Zaman içinde çeşitli onarımlar geçirdiği ve birtakım eklerle genişletildiği anlaşılan zâviye son olarak 1307 (1889-90) yılında II. Abdülhamid tarafından tamir ettirilmiştir. Şeyh Edebâli Türbesi, mescid-tevhidhâne ve şeyh dairesi, kuzeye yönelik üstü örtülü, önü açık ahşap direkli bir sofa halindeki hayatın arkasında doğu-batı doğrultusunda sıralanır; onlardan ayrı inşa edilen Mal Hatun Türbesi ise hayatın doğu ucunda yer almaktadır. Duvarları moloz taşla örülmüş türbelerle mescid-tevhidhânenin ana hatlarıyla ilk inşa dönemine bağlandıkları, bağdâdî duvarlı şeyh dairesinin XIX. yüzyılda son şeklini aldığı belli olmaktadır. Bu kitlenin batı ucunda yer alan Şeyh Edebâli Türbesi, kıble doğrultusunda gelişen dikdörtgen bir plana sahiptir. Doğu duvarında hayata açılan bir kapı ve güney duvarında bir pencere bulunan türbenin üzerini, beşik tonozlu eyvan niteliğinde iki kemerin arasına alınmış hafif beyzî ve basık bir kubbe örtmektedir. İçeride Şeyh Edebâli ile neslinden gelenlere ait toplam on bir adet ahşap sanduka yer almaktadır. Türbede görülen tek süsleme unsuru, güney duvarındaki pencereyi taçlandıran XVI veya XVII. yüzyıla ait klasik üslûptaki alçı tepe penceresidir. Türbenin doğu duvarına bitişen mescid-tevhidhâne, kareye yakın dikdörtgen planlı ve türbeye göre daha küçük boyutlu bir mekândır. Kuzeyde kapının, güneyde mihrabın iki yanlarına birer pencere yerleştirilmiştir. Hayata açılan kapının üzerinde II. Abdülhamid’in tuğrası ve 1307 tarihi görülür. XIX. yüzyılın ikinci çeyreğine ait olması muhtemel ampir üslûbundaki ahşap tavanla türbedekilerden daha geç tarihli olduğu anlaşılan alçı tepe pencereleri dikkat çekicidir.

Mescid-tevhidhânenin doğu yönünde bulunan şeyh dairesi, hayata açılan ufak bir sofa ile buna bağlanan biri daha büyük iki odadan meydana gelir. Bunların büyüğü şeyh odası, küçüğü ise kahve ocağı gibi bir hizmet birimi olmalıdır. Dikdörtgen pencerelerle donatılmış bağdâdî duvarları ve ahşap tavanları ile bu bölüm, zâviyenin kâgir birimlerine karşı ilginç bir tezat oluşturmakta ve yapının dış görünüşüne bir sivil mimari çeşnisi katmaktadır. Diğer bölümlere göre çukurda kalan Mal Hatun Türbesi’ne hayattan merdivenle inilmektedir. Mal Hatun’a ait tek bir ahşap sandukanın bulunduğu türbe küçük boyutlu, kare planlı ve kubbeli bir yapıdır. Kapısı güneydeki sahanlığa



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir