TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - CÛZCÂN ::.

cilt: 08; sayfa: 97
[CÛZCÂN - Tahsin Yazıcı]


Cûzcân daha sonra Cengiz Han ve Timur tarafından istilâ edildi, buna rağmen bölgenin birçok şehri ayakta kalabildi. Cûzcân Yeniçağ’da Özbekler’in eline geçti. Ancak bunlar da özellikle Türkmenler’in saldırılarına mâruz kaldılar. Nihayet Afgan Hükümdarı Dost Muhammed döneminde (1819-1863) Cûzcân’ın bütün şehirleri Afganistan Türkistanı’na ilhak edildi. Bunlar içinde sadece Meymene Hanlığı yarı bağımsızlığını bir süre daha koruyabildi.

Cûzcân’dan yetişmiş meşhur kişiler arasında Ebû İshak el-Cûzcânî, Ebû Bekir el-Cûzcânî, Ebû Ali el-Cûzcânî, Ebû Süleyman el-Cûzcânî ve Minhâc-ı Sirâc el-Cûzcânî sayılabilir.

BİBLİYOGRAFYA:

Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 590-592, 611; Taberî, Târîħ (Ebü’l-Fazl), IV, 309, 311-312; VI, 446, 454, 460, 516; VII, 120, 122-124, 126-127, 195, 230; İstahrî, Mesâlik (de Goeje), s. 271; İbn Havkal, Sûretü’l-arz, s. 322 vd.; Makdisî, Ahsenü’t-tekāsîm, s. 297; Yâkūt, MuǾcemü’l-büldân, II, 149 vd.; Sem‘ânî, el-Ensâb, III, 361-362; Müstevfî, Nüzhetü’l-kulûb (Strange), s. 155-156, 179; Kâtib Çelebi, Cihânnümâ, s. 316; G. le Strange, The Lands of the Eastern Caliphate, Cambridge 1930, s. 423 vd.; Barthold, Türkistan (1990), s. 14, 83, 85, 209, 214, 242, 251, 267, 272-273, 281-285, 322, 361, 367; R. Hartmann, “Cûzcân”, İA, III, 229-230; a.mlf., “Djuzjān”, EI² (İng.), II, 608-609.

Tahsin Yazıcı  


CÛZCÂNÎ, Ebû Ali

أبو علي الجوزجاني

Hasen b. Alî el-Cûzcânî (ö. III/IX. yüzyıl)

İlk devir sûfîlerinden.

Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Tasavvufî terbiyesini Hakîm et-Tirmizî ile Muhammed b. Fazl el-Belhî’nin yanında tamamladı. Ebû Bekir el-Verrâk’ın (ö. 280/893) arkadaşı ve Abdullah b. Muhammed er-Râzî’nin şeyhidir. Tabakat kitaplarında, fütüvvet ehlinden melâmîmeşrep bir sûfî olan Cûzcânî’nin tasavvufî hayat ve düşünce ile ilgili eserler yazdığı kaydedilmekteyse de bu eserlerinin isimlerinden bahsedilmemektedir.

Cûzcânî’ye göre ârif gönlüyle Allah’a, bedeniyle halka hizmet eden kişidir. Kerâmet konusunda yüzyıllardan beri tasavvufî çevrelerde söylenegelen, “Kerâmet sahibi olma, istikamet sahibi ol; çünkü nefsin kerâmet sahibi olmanı isterken rabbin istikamette olmanı istemektedir” (Kuşeyrî, s. 441) sözü ona aittir. Dinî hayatın selâmetini ilk nesil bilginlerine uymakta ve bid‘atlardan sakınmakta gören Cûzcânî halka karşı iyi, nefse karşı kötü zan beslemenin gereğine işaret eden sûfîlerden biridir. Allah’a giden yollar konusunda kendisine sorulan bir soruyu, “O’na giden yollar çoktur, fakat bunların en doğrusu ve şüpheden en uzak olanı davranış ve niyet olarak sünnete tâbi olmaktır” şeklinde cevaplaması ve, “Ona -Hz. Peygamber’e- uyarsanız hidayete erersiniz” (en-Nûr 24/54) meâlindeki âyeti okuması onun sünnete bağlılığını göstermektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

Kelâbâzî, et-TaǾarruf, s. 46; Sülemî, Tabakāt, s. 246; Ebû Nuaym, Hilye, X, 350; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 432, 441, 523; Hücvîrî, Keşfü’l-mahcûb (Uludağ), s. 272; Herevî, Tabakāt, s. 328; Attâr, Tezkiretü’l-evliyâǿ, s. 562-563; İbnü’l-Mülakkın, Tabakātü’l-evliyâǿ, s. 333; Câmî, Nefehât, s. 128; Şa‘rânî, et-Tabakāt, I, 90; Münâvî, el-Kevâkib, II, 29.

Mustafa Kara  


CÛZCÂNÎ, Ebû Bekir

أبو بكر الجوزجاني

Ebû Bekr Ahmed b. İshâk el-Cûzcânî el-Bağdâdî (ö. III/IX. yüzyıl)

Hanefî fakihi ve Ehl-i sünnet kelâmcısı.

Hayatı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamakla birlikte nisbesi dikkate alınarak Cûzcân’da doğduğu söylenebilir. Hocalarından Ebû Süleyman el-Cûzcânî’nin (ö. 200/816), ömrünün son yıllarında Bağdat’ta bulunduğu sırada Cûzcânî’nin de oraya gidip yerleştiği ve bu sebeple Bağdâdî diye de anıldığı bilinmektedir. Cûzcânî ile birlikte Ebû Süleyman el-Cûzcânî’nin derslerine devam etmiş olan ve akranı olduğu anlaşılan, ancak daha sonra kendisinin de öğrencisi olan Ebû Nasr el-İyâzî 260 (874) yılından sonra öldüğüne göre Cûzcânî’nin III. (IX.) yüzyılın ikinci yarısında vefat ettiğini söylemek mümkündür.

Sâmânîler Hükümdarı Nasr b. Ahmed zamanında (864-892) Türkistan’da bir savaş esnasında şehid düşen ve Meseletü’s-sıfât adlı bir eserin müellifi olduğu bilinen Ebû Nasr el-İyâzî ile Ehl-i sünnet kelâm mektebinin kurucularından Ebû Mansûr el-Mâtürîdî Cûzcânî’nin en meşhur öğrencileridir. İslâmî ilimlerin birçoğunda üstün seviyeye yükseldiği kabul edilen Cûzcânî’nin daha çok fıkıh ve kelâm ilimlerinde vukuf sahibi olduğu nakledilir. Talebelerinin kelâm ilminde derinleşmesi de onun bu ilimdeki dirayetini gösterir.

Kaynaklarda Cûzcânî’nin birçok eser yazdığı belirtilirse de sadece üç tanesinin adı zikredilir. 1. el-Fark ve’t-temyîz. İlâhî sıfatlara dair olup özellikle zâtî ve fiilî sıfatlar konusunu inceler. 2. Kitâbü’t-Tevhîd. 3. Kitâbü’t-Tevbe.

BİBLİYOGRAFYA:

İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 259; Nesefî, Tebsıratü’l-edille (nşr. Claude Selâme), Dımaşk 1990, I, 356-357; Kureşî, el-Cevâhirü’l-mudiyye, I, 144; İbn Ebû Şerîf, el-Müsâmere bi-şerhi’l-Müsâyere, İstanbul 1979, s. 86; Temîmî, et-Tabakātü’s-seniyye, I, 277-278; Zebîdî, İthâfü’s-sâde, II, 5; Leknevî, el-Fevâǿidü’l-behiyye, s. 14, 23; Hediyyetü’l-Ǿârifîn, I, 46; E. von Zambaur, MuǾcemü’l-ensâb ve’l-üsrâti’l-hakîme fi’t-târîhi’l-İslâmî (nşr. Hasan Ahmed Mahmûd), Kahire 1951, s. 306; Ebü’l-Hayr Muhammed Eyyûb Ali, ǾAkīdetü’l-İslâm ve’l-İmâm el-Mâtürîdî, Dakka 1404/1983, s. 270-271.

Metin Yurdagür  


CÛZCÂNÎ, Ebû İshak

أبو إسحاق الجوزجاني

Ebû İshâk İbrâhîm b. Ya‘kub b. İshâk es-Sa‘dî el-Cûzcânî (ö. 259/873)

Hadis hâfızı, cerh ve ta‘dîl âlimi.

Horasan bölgesindeki Cûzcân’da doğdu. Daha sonra Dımaşk’a giderek oraya yerleşti. İlim tahsili için Mekke, Basra, Remle, Mısır gibi yerleri dolaştı. Yezîd b. Hârûn, Ebû Âsım en-Nebîl, Haccâc b. Minhâl, Affân b. Müslim ve Ahmed b. Hanbel gibi âlimlerden hadis rivayet etti. En çok Ahmed b. Hanbel’den faydalandı ve onun bazı fıkhî görüşlerini yazdı. Ahmed b. Hanbel de ona çok değer vermiş ve onunla mektuplaşmıştır. Cûzcânî daha sonra Dımaşk’a döndü, burada Dımaşk hatibi diye ün yaptı ve meşhur bir muhaddis oldu. Kendisinden Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, Ebû Zür‘a er-Râzî, İbn Huzeyme, Ebû Hâtim er-Râzî ve İbn Cerîr et-Taberî rivayette bulundular. Nesâî onun sika* olduğunu, Dârekutnî de sika hadis hâfızları arasında yer aldığını söylemişlerdir. Zehebî onu Yahyâ b. Maîn ve Ebû Hâtim er-Râzî gibi katı tenkitçilerden saymıştır. Diğer taraftan İbn Hibbân, Hz. Ali aleyhtarı olduğu ileri sürülen güvenilir muhaddis ve tâbiî Harîz b. Osman’ın görüşlerini benimsediği için ona nisbetle kendisine Harîzî dendiğini, fakat mezhep propagandası



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir