TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - CEZAYİR ::.

cilt: 07; sayfa: 485
[CEZAYİR - Sırrı Erinç]


elde edilen ürünleri işleyen özellikle petrol ve doğal gaz üretimi, petrol arıtımı, doğal gaz sıvılaştırması, yan ürünler üretimi gibi endüstriler sağlar. Bu gruptaki endüstri kollarının ülkenin döviz gelirlerindeki payı % 90’ı geçer. Petrol üretimi çeşitli faktörlere bağlı olarak yıldan yıla değişmekle beraber genelde yılda 45-50 milyon ton civarındadır (1988’de 53 milyon ton). Doğal gaz rezervleri çok büyüktür. Bu bakımdan Cezayir Bağımsız Devletler Topluluğu (eski Sovyetler Birliği), İran ve Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra dünyada dördüncü sırayı alır (1988’de 93 milyar m³). Üretilen gazın bir kısmı, Akdeniz’i aşan 2500 km’lik bir boru hattı ile İtalya’ya ihraç edilir. Cezayir diğer bazı önemli yer altı kaynakları bakımından da zengin bir ülkedir. Bu kaynakların başlıcaları demir cevheri (üretim 3,6 milyon ton), kurşun (4,6 milyon ton), çinko (20 milyon ton), bakır (0,6 milyon ton), civa (0,8 milyon ton) ve fosfat (1 milyon ton) ile eski metamorfik ve billûrlu temelin meydana çıktığı Hükkar bölgesindeki uranyum yataklarıdır. Diğer endüstri kolları arasında en gelişmiş olanları çelik, çimento, gübre, dokuma ve besin endüstrileridir.

Faal nüfusun % 23 kadarı tarımla uğraşır. Sömürge dönemindeki oranı çok daha yüksek olan bu sektörün millî gelirdeki payı ancak % 6 civarındadır. Hemen tamamı kuzeyde toplanmış bulunan tarım toprakları ülke yüzölçümünün ancak % 13 kadarına eşit bir yer tutar. Son yıllardaki genişleme temayülü çeşitli tedbirlerle önlenmeye çalışılan güneydeki çöller ise vahalar dışında göçebe hayvancılık alanıdır. Ülkede birkaç defa toprak reformu yapılmış, bu arada Avrupalılar’ın terkettikleri tarım alanları mücahidîn kooperatiflerine veya tarım işçilerinin ortak olduğu işletmelere verilmiştir. Başlıca ürünler tahıl (buğday ve arpa), turunçgiller, üzüm, hurma ve çeşitli sebzelerdir. Bazı alanlarda ürün ülke ihtiyacının tamamını karşılamaya yetmez. Bu sebeple dışarıdan özellikle tahıl, yağlı maddeler ve şeker ithal edilir. Sömürge döneminde yılda 15 milyon hektolitreye kadar yükselmiş olan şarap üretiminde bağımsızlığı takip eden yıllarda önemli bir gerileme olmuştur.

Sınırları arasında yer yer 2000 kilometreyi aşkın bir mesafe bulunan ve büyük kısmı çöllerle kaplı olan ülkede en önemli meselelerden biri ulaşım ve iletişimdir. Toplam uzunluğu 80.000 kilometreyi bulan karayolları ile (bunun ancak 24.000 kilometresi asfalt kaplıdır) 4100 km’lik demiryolu bu çok geniş ülke için yeterli sayılmaz. Bu sebeple özellikle çöl bölgesinde hava taşımacılığından faydalanılır. 1986 yılında tarifeli sefer yapılan havaalanlarının sayısı yirmi iki idi. En büyük limanlar kuzeyde, eşya trafiğinin 3 / 4’ünü üstlenen Cezayir, Annâbe ve Vehran’dır. Deniz ticaret filosu ve Cezayir havayolları da tamamıyla devlet kuruluşlarıdır. Cezayir’in en çok ihracat yaptığı ülkeler Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya, en çok mal aldığı ülkeler ise Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’dir.

BİBLİYOGRAFYA:

A. Bernard, “L’Algérie”, Géographie Universelle, Paris 1937, XI, 178-224; The Statesmen’s Year-Book (1984-85), London 1985, s. 74-76; Countries of the World, Detroit 1986, I, 208-215; “Algérie (Al Djezair, Maghrib al Avsat)”, RMM, LIII (1927), s. 91-98; “Algeria’s Oil and Gas Reserves”, The Muslim World League Journal, X / 5, Mekke 1983, s. 62-64; G. Yver, “Cezayir”, İA, III, 132-133; J. Despois, “Algeria”, EI² (İng.), I, 364-366; A. B. M., “Algeria”, EBr., I, 620-622, 625-627; A. P(renant), “Algérie”, EUn., I, 631-633, 648-652; Büyük Larousse, İstanbul 1986, IV, 2298-2299; D. ve M. Frémy, Quid 1991, Paris 1991, s. 866-871.

Sırrı Erinç  


II. TARİH

1. İslâm Öncesi Dönem. Milâttan önce 1000 yıllarında Suriye sahillerinden gelen Fenikeli tüccarlar Cezayir’in Akdeniz kıyılarına yerleştiler ve milâttan önce 814’te bugün Tunus sınırları içerisinde bulunan Kartaca şehrini kurdular. Daha sonra Kartaca, onların burada kurdukları devletin hem adı hem de başşehri oldu. Milâttan önce 146 yılında Kartaca’yı ele geçiren Romalılar, milâttan sonra 40 yılına doğru bu bölgedeki hâkimiyetlerini kuvvetlendirdiler ve Cezayir “Mauretania Caesariensis” adıyla imparatorluğun bir eyaleti haline geldi. Bu dönemde kıyı bölgelerinde “Romanizasyon” ismiyle bilinen yoğun bir sömürgecilik ve zulüm siyaseti uygulanırken Cezayir’in iç kesimleri Roma hâkimiyetinin dışında kaldı. Kabile toplulukları halinde göçebe hayatı yaşayan yerli halka Libyalı deniliyordu. Kendilerini “Emâzîğ” (hür insanlar) olarak tanıtan bu yerli halka sonraları “Berber” adı verilmiştir. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra bölge sırasıyla Vandallar ve Bizans’ın hâkimiyeti altına girdi.

2. İslâmî Dönem (Fetihten Osmanlı Dönemine Kadar). VII. yüzyılın ortalarından itibaren Abdullah b. Sa‘d b. Ebû Serh ile Abdullah b. Zübeyr’in emrinde Mağrib’i fethetmek üzere gelen müslüman Arap fâtihler, Berberî kabilelerinin ve Bizans’tan artakalan bazı toplulukların mukavemetiyle karşılaştılar. Bizans’a karşı bağımsızlığını ilân ederek Sübeytıla’yı başşehir yapan kumandanı öldürüp şehre girdiler ve 2.5 milyon dinar cizye alarak geri döndüler. Daha sonra Muâviye Mısır valisini göndererek sahildeki bazı yerlerin ele geçirilmesini sağladı. Ebü’l-Muhâcir Dînâr’dan sonra meşhur kumandan Ukbe b. Nâfi‘ el-Fihrî 50’de (670) ve 62’de (682) gerçekleştirdiği seferlerle İslâmiyet’in yayılması için uygun bir ortam hazırlamayı başardı. Ukbe’nin Berberî kumandanı Küseyle ile yapılan bir savaşta şehid düşmesinden sonra (63 / 682-83) bu görevi Züheyr b. Kays el-Belevî üstlendi. Onun ardından Hassân b. Nu‘mân el-Gassânî fetih hareketini devam ettirdi; ancak o da Berberî Melikesi Kâhine önünde hezimete uğradı ve askerini geri çekmek zorunda kaldı (77 / 696). Fakat bir süre sonra Berberî kabilelerinin de yardımıyla tekrar saldırıya geçerek Kartaca’yı ele geçirdi ve Kâhine’nin sonunu hazırladı (82 / 701). Böylece İslâmiyet Berberî kabileleri arasında yayılmaya başladı; ancak Emevîler’in yanlış siyasetleri yüzünden büyük çoğunluğu Hâricî mezhebini benimsedi ve Kayrevan’daki Emevî idarecilerinin zalimane vergi politikalarına isyan etti (740-774). Bu isyan sonunda Ebû Kurrâ es-Sufrî liderliğinde Tilimsân’da Benî İfren Emîrliği (757-765), Tâhert’te de Abdurrahman b. Rüstem tarafından Rüstemî Devleti kuruldu (777-909). Rüstemî Devleti müslüman Cezayir’de kurulan ilk bağımsız devlettir. Bu dönemde Batı Cezayir Fas’ta hüküm süren İdrîsîler’in (789-926), Doğu Cezayir ise Kayrevan’daki Ağlebîler’in (800-909) idaresine girdi. Her iki devlet de Bağdat’taki Abbâsî Halifeliği’ne bağlı idi.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir