TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - CELÂLEDDİN ERGUN ::.

cilt: 07; sayfa: 248
[CELÂLEDDİN ERGUN - Nuri Özcan]


söyleyerek bunların ihtiyatla kullanılması gerektiğine işaret eder. Mevlevîlik tarihinde önemli bir yeri olan Celâleddin Ergun hakkında, tarikatın ana biyografik eseri Ahmed Eflâkî’nin Menâkıbü’l-ârifîn’inde herhangi bir bilginin bulunmaması dikkat çekici bir husustur.

Eserleri. 1. Gencnâme. “İnsân-ı kâmil” kavramını anlatan Türkçe kırk beyitlik bu mesneviyi Sâkıb Dede eserine iktibas etmiştir (Sefîne, s. 67-68, ondan naklen Ergun, s. 1310). Mesnevinin bir beytinde geçen “Fâizî” mahlâsından hareketle Gencnâme’nin Celâleddin Ergun’a ait olmadığı öne sürülmüştür (Gölpınarlı, s. 123). 2. İşâretü’l-beşâre. Mevlevî âyininin özelliklerinin anlatıldığı eser on sekiz “nükte”ye ayrılmıştır. Sâkıb Dede’nin kendi üslûbuna dönüştürerek eserine aldığı (s. 77-83) bu risâlenin de Mevlevî âyininin son şeklini aldıktan sonra kaleme alındığı için başka bir müellife ait olduğu ileri sürülmüştür (Gölpınarlı, s. 123).

Celâleddin Ergun’un Arapça ve Farsça bazı tasavvufî-ahlâkî sözlerini aktararak tercüme ve şerheden Sâkıb Dede (Sefîne, s. 68-75), onun ayrıca Çihl Kelime-i Tayyibe adlı mensur bir eseri olduğunu söyler.

BİBLİYOGRAFYA:

Sâkıb Dede, Sefîne, s. 59-96; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Kütahya Şehri, İstanbul 1932, s. 67, 148, 225, 226-227; Ergun, Türk Şairleri, III, 1310-1311; Kütahya: Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılına Armağan, İstanbul 1981, s. 223-224, 347-354; Abdülbâki Gölpınarlı, Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik, İstanbul 1983, s. 122-124; “Ergun Celâleddîn Çelebi”, Musavver Dâiretü’l-maârif, s. 989-990; “Celâleddin Ergun”, TDEA, II, 27.

Nuri Özcan  


CELÂLEDDİN HALACÎ

(bk. FÎRÛZ ŞAH HALACÎ)  


CELÂLEDDİN HÂRİZMŞAH

جلال الدين خوارزمشاه

(ö. 629/1231)

Hârizmşahlar Devleti’nin son hükümdarı (1220-1231).

Asıl adı Mengübirtî olup doğum tarihi bilinmemektedir. Celâleddin, devrin geleneğine uyularak ona verilen lakaptır. Babası Hârizmşah Alâeddin Muhammed, annesi Hintli bir câriye olan Ayçiçek Hatun’dur. Celâleddin devrin değerli hocalarından ders almıştır.

Hârizmşah Alâeddin Muhammed 1215’te Gûr ve Gazne bölgesini hâkimiyeti altına aldığı zaman oğlu Celâleddin’i, Gazne merkez olmak üzere Gûr, Herat, Garcistan ve Sicistan ülkelerine melik olarak tayin etmiş, vezirliğine de Şehâbeddin Alp el-Herevî’yi getirmişti. Fakat çok sevdiği ve değer verdiği oğlunu merkezde kendi yanında bırakmayı ve onun yerine adı geçen eyaletlere Kerber Melik’i göndermeyi uygun bulmuştu. Kerber Melik başarılı bir idareci olarak Moğol istilâsından sonra Celâleddin’in Hindistan’dan dönüşüne kadar bu bölgeyi elinde tutmuştur.

Celâleddin’in, babası tarafından çok takdir edilmesine ve merkezde alıkonulmasına rağmen babasına halef olma hususundaki şansı büyük annesi Terken Hatun tarafından azaltılıyordu. Terken Hatun, imparatorluk ordusunda kendi soyundan olan Kanklı-Kıpçak asıllı savaşçı Türk unsurlarına yer vererek düşüncelerini gerçekleştirmeye uygun bir ortam hazırlamıştı. Ordu kumandanlıklarının çoğuna da akrabası olan emîrleri tayin etmişti. Bu derece nüfuz ve kudret sahibi olan Terken Hatun’un veliahtlık meselesinde söz sahibi olacağı açıktı. Nitekim Terken Hatun, annesi Kanklı bir kadın olan torunu Uzlagşah’ı veliaht tayin ettirmiş ve ona Hârizm, Horasan ve Mâzenderan gibi en mühim eyaletler verilmişti.

Ancak Moğollar 1220’de Hârizm’i istilâ etmişler ve Hârizmşah Alâeddin’i de Hazar denizinde Âbiskûn adalarından birine sığınmaya mecbur bırakmışlardı. Bu olaylar sırasında Terken Hatun Moğollar’a esir düşmüş ve böylece Celâleddin’in saltanat yolu üzerindeki engel de kendiliğinden ortadan kalkmıştı. Sultan Alâeddin Muhammed ölümünden birkaç gün önce, yanında bulunan oğulları Celâleddin, Akşah ve veliaht Uzlagşah’ı toplayarak Celâleddin’i veliaht tayin ettiğini açıkladı ve kısa süre sonra da öldü (Şevval 617/Aralık 1220).

Celâleddin kardeşleriyle beraber Âbiskûn’dan başşehre dönünce halka Sultan Alâeddin’in veliahtlığa onu tayin ettiği bildirildi. Ancak Kutluğ Han Tuşi Pehlivan’ın mensup olduğu Bayagut Kabilesi’nden 7000 asker Uzlagşah’a bağlıydı. İki şehzade Celâleddin’e karşı olan emîrlerle anlaşarak onu öldürmek için bir komplo hazırladılar. Bu komployu haber alan sadık emîrlerinden İnanç Han durumu ona bildirdi ve şehirden uzaklaşmasını tavsiye etti. Bunun üzerine Celâleddin, Timur Melik kumandasındaki 300 süvariyle Horasan’ın dağlık taraflarına ve daha sonra da Nesâ’ya çekildi. Şehzadeler ve taraftarları ise üç gün Hârizm’de kaldıktan sonra onun arkasından Horasan’a gittiler. Moğol baskısı yüzünden Hârizm’i terkeden Akşah ve Uzlagşah Nîşâbur civarında kendilerini takip eden Moğollar’la çarpışmak zorunda kaldılar. Önce mağlûp olan Moğollar daha sonra yetişen yardımcı kuvvetler sayesinde galip gelerek şehzadeleri öldürdüler.

Moğollar 1220 yılı sonlarında Hârizm bölgesine geldiler ve Hârizmşahlar’ın başşehri Gürgenç’i bir süre kuşattıktan sonra ele geçirdiler. Bu sırada Nîşâbur’a gelen Celâleddin emîrlere ve sınır beylerine haber yollayarak kendisine katılmalarını istedi; fakat Moğollar’ın yaklaşması üzerine Zevzen civarındaki



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir