TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - CEBBÂR ::.

cilt: 07; sayfa: 182
[CEBBÂR - Bekir Topaloğlu]


Kur’ân-ı Kerîm’de cebbâr, ikisi çoğul (cebbârîn) şeklinde olmak üzere on âyette geçmektedir. Bir grup esmâ-i hüsnâyı ihtiva eden bir âyette (el-Haşr 59/23) cebbâr ismi azîz ve mütekebbir isimleri arasında yer almış, doksan dokuz ismi ihtiva eden hadiste de aynı tertip içinde zikredilmiştir (Tirmizî, “DaǾavât”, 82; İbn Mâce, “DuǾâǿ”, 10). Hasan Basri Çantay Kur’an tercümesinde, “el-azîzü’l-cebbârü’l-mütekebbir” diye sıralanan bu ilâhî isimleri “gālib-i mutlak, halkın halini kemâl-i salâha götüren, büyüklükte eşi olmayan” şeklinde tercüme etmek suretiyle cebbâra “ıslah” mânası vermeyi uygun bulmuştur. Cebbâr kelimesi diğer dokuz âyette yergi ifade eden beşerî mânalar taşır. Bunların bir kısmında Hz. Muhammed ile Hz. Îsâ’nın, beşerî anlamda kötü olan bu sıfattan münezzeh oldukları ifade edilir. Cebbâr hadislerde de sözlük ve terim mânalarıyla geçmekte, esmâ-i hüsnâdan biri olarak Allah’a nisbet edilmektedir (bk. Wensinck, Mu‘cem, “cbr” md.).

Cebbârın asıl mânası, Râgıb el-İsfahânî’nin de belirttiği üzere, bozulan, nizamından çıkan her şeyi yerine göre zor kullanarak ıslah etmektir. Gerçekten Allah, “yaratılmışların halini iyileştiren, hakkı galip getiren, her güçlüğü kolaylaştıran, her kırığı onarandır” (Râzî, s. 198). Abdullah b. Abbas’ın rivayetine göre Hz. Peygamber namazın iki secdesi arasında okuduğu duada cebr kökünden türeyen emir sigasını kullanarak, “Allahım!... Dağınıklığımı toparla, bana dirlik düzenlik ihsan et!...” şeklinde niyazda bulunurdu (Tirmizî, “Salât”, 95; İbn Mâce, “İkāmet”, 23). Hz. Ali’ye nisbet edilen bir duada da, “Ey her kırılanı onaran (câbir) ve her güçlüğü kolaylaştıran!...” yakarışı yer almaktadır. Cebbâr bu muhteva ile birlikte cebir anlamı taşıyan bir unsuru da ihtiva etmektedir. Ancak buradaki cebir haksızlık ve zulüm gibi beşerî özellikler taşımaz. Aksine haksızlıkları, zulmü ve zorbalığı ortadan kaldırmayı hedef alan bir niteliğe sahiptir.

Cebbâr ismi bu mânalarıyla Allah’ın kâinat ve insanla ilgili isimlerinden ve fiilî sıfatlarından biri olarak kabul edilir. Cebbârın kapsadığı azamet ve aşkınlık (müteâl oluş) anlamı göz önünde bulundurulduğu takdirde ise Allah’ı niteleyen zâtî isim ve tenzîhî sıfatlar grubuna girer. Çünkü zât-ı ilâhiyyeyi duyularla idrak etmek, mahiyetini akıl yoluyla kavramak veya O’nu hayalde canlandırmak mümkün değildir.

BİBLİYOGRAFYA:

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “cbr” md.; İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “cbr” md.; Lisânü’l-ǾArab, “cbr” md.; Wensinck, MuǾcem, “cbr” md.; M. F. Abdülbâkī, MuǾcem, “cebbâr” md.; Müsned, V, 388, 396-397; İbn Mâce, “DuǾâ”, 10, “İkāmet”, 23; Ebû Dâvûd, “Salât”, 147; Tirmizî, “DaǾavât”, 82, “Salât”, 95; Halîmî, el-Minhâc, I, 195, 203-204; Bağdâdî, el-Esmâǿ ve’s-sıfât, vr. 87ª-b; Beyhakī, el-Esmâǿ ve’s-sıfât (İmâdüddin), I, 122; Gazzâlî, el-Maksadü’l-esnâ, s. 51; İbnü’l-Cevzî, Nüzhetü’l-aǾyün, s. 232-233; Fahreddin er-Râzî, LevâmiǾu’l-beyyinât (Sa‘d), s. 197-200; Ebü’l-Kāsım es-Sem‘ânî, Ravhu’l-ervâh fî şerhi esmâǿi’l-Meliki’l-Fettâĥ (nşr. Necîb Mâyil-i Herevî), Tahran 1368/1989, s. 53-59; Reşîd Rızâ, Tefsîrü’l-menâr, VI, 330; Suat Yıldırım, Kur’ânda Ulûhiyyet, İstanbul 1987, s. 271-272.

Bekir Topaloğlu  


CEBBÂR b. SAHR

جبّار بن صخر

Ebû Abdillâh Cebbâr b. Sahr b. Ümeyye el-Ensârî (ö. 30/650-51)

Hz. Peygamber ve Hz. Ömer zamanlarında vergi tahmin memurluğu yapan sahâbî.

Medineli olup Hazrec kabilesinin Benî Selime kolundandır. Hz. Peygamber’e biat eden hanımlardan biri olan annesi Suâd bint Seleme de aynı kabiledendir.

Hicretten yaklaşık otuz iki yıl önce doğdu. Ne zaman müslüman olduğu bilinmemektedir. Birinci ve ikinci Akabe biatlarında bulundu. Hicretten sonra Hz. Peygamber onunla Mikdâd b. Amr arasında kardeşlik bağı (muâhât) kurdu. Bedir ve Uhud savaşlarına katıldı. Diğer bütün gazvelerde de Hz. Peygamber’in yanında yer aldı. Hayber’in fethedilmesi üzerine (7/628) Hz. Peygamber tarafından Zeyd b. Sâbit’le birlikte ganimet mallarının tesbitiyle görevlendirildi. Hayber’de kalan yahudilerin ödeyeceği vergileri tahmin etmekle görevli olan (hâris) Abdullah b. Revâha Mûte Savaşı’nda şehid düşünce Hz. Peygamber tarafından bu göreve tayin edildi. Cebbâr hasat zamanı Hayber’e gider, üzüm ve hurma gibi mahsulü ağaç üzerinde tahmin eder, hasattan sonra yarıya bölerek yahudilere hakkını verir, kalan kısmı beytülmâl adına teslim alırdı. Birkaç yıl bu görevi yaptı. Bir ara Hz. Peygamber onu su kuyularının düzeltilmesi işiyle görevlendirdi. Hz. Ömer zamanında da Medine’de vergi tahmin memurluğunu yürüttü. Bunun yanı sıra pazar kolculuğu (hisbe) görevinde bulundu. Hz. Ömer’in yahudileri Hayber’den çıkardıktan sonra paylaştırdığı Vâdilkurâ arazisinden Cebbâr’a da bir hisse düştü.

Hz. Osman’ın halifeliği döneminde Medine’de vefat eden Cebbâr’ın Hz. Peygamber’den rivayet ettiği bir hadis Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’indedir (III, 421).

BİBLİYOGRAFYA:

Müsned, III, 421; Müslim, “Zühd”, 74; Vâkıdî, el-Megāzî, I, 91, 92, 138, 170, 234, 375; II, 691, 720, 721; III, 985, 993; İbn Hişâm, es-Sîre, III, 369; İbn Sa‘d, et-Tabakāt, III, 161; İbn Abdülber, el-İstiǾâb, I, 88; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-gābe, I, 316; İbn Hacer, el-İsâbe (Bicâvî), I, 449-450.

Mücteba Uğur  


CEBECİ

Osmanlı Devleti’nin merkez kuvvetlerini oluşturan kapıkulu ocaklarından biri.

“Silâh, zırh” anlamına gelen Moğolca cebe kelimesinden Türkçe +ci ekiyle türetilen cebeci Yeniçeri Ocağı neferlerine ok, yay, kılıç, zırh, tüfek, barut, kurşun, kazma, kürek gibi silâh ve savaş malzemesi temini, bunların yapımı, tamiri ve korunması ile uğraşan ocağın adıdır. Kuruluş tarihi kesin olarak tesbit edilememekle beraber XV. yüzyıl ortalarından itibaren varlığı bilinmektedir.

Cebeci Ocağı’na nefer sağlanması Yeniçeri Ocağı’nınki gibi acemi oğlanlarından olurdu. Ocağa yeni alınan nefere önceleri şâkird, daha sonra ise usta denirdi. Ocak nizamının bozulması ile birlikte Acemi Ocağı dışından da nefer alınmış, evlenen cebecilerin çocuklarının kaydı yapılır olmuştu. Savaş zamanı yazılan gönüllü cebecilere “cebeci serdengeçtisi” denirdi.



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir