TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - CANDAROĞULLARI ::.

cilt: 07; sayfa: 149
[CANDAROĞULLARI - Yaşar Yücel]


Candaroğulları Beyliği de etkilendi. İsmâil Bey, müttefik bulmak için Trabzon-Rum imparatorunu aracı yaparak Batı hıristiyan dünyası ile temasa geçmişti. Nitekim 1460’ta Roma’ya giden elçiler arasında İsmâil Bey’in elçisi de vardı. Öte yandan Trabzon-Rum imparatoru, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan ve Karamanoğulları Beyliği kendi aralarında bir güç birliği oluşturmuşlardı. Fakat ertesi yıl Fâtih Sultan Mehmed’in önce Kastamonu, sonra da Sinop’u alarak Candaroğulları Beyliği’nin topraklarını ilhak etmesi üzerine bu teşebbüsten bir sonuç alınamadı. Sinop’ta Fâtih’in huzuruna çıkan İsmâil Bey Osmanlı padişahının iltifatına mazhar oldu. İsmâil Bey’e Bursa civarındaki Yenişehir ve Yarhisar timarlarını tevcih eden Fâtih, oğlu Hasan Bey’e de Bolu sancağını verdi. Ancak kardeşi Kızıl Ahmed’in Uzun Hasan’a iltica etmesi üzerine Anadolu’da kalması mahzurlu görülen İsmâil Bey Filibe’ye nakledildi ve 1479 yılında orada öldü. Filibe civarında mescid ve su yolları yaptıran İsmâil Bey zamanında ilim ve sanatta büyük ilerlemeler olmuş, başta Kastamonu ve Sinop olmak üzere birçok yerde cami, mescid, han, hamam, çeşme gibi sosyal tesisler inşa edilmiştir.

İsmâil Bey’in yerine Candaroğulları’nın başına 1461 yılında Osmanlı himayesinde Kızıl Ahmed Bey geçti. Fakat bunun beyliği tamamen görünüşte kaldı ve çok kısa sürdü. Çünkü Fâtih Kızıl Ahmed’e Mora sancağını vererek Candaroğulları Beyliği’ni kesin olarak ilhak etti. Ancak Kızıl Ahmed Mora’ya gitmeyerek önce Karamanoğlu İbrâhim Bey’e, sonra da Uzun Hasan’a sığındı. Fâtih-Uzun Hasan rekabetinin gelişmesinde önemli rol oynayan Kızıl Ahmed, Otlukbeli Meydan Savaşı’nın çıkmasına sebep olanlardandır. Savaşın Osmanlılar lehine sonuçlanması üzerine Kızıl Ahmed bir süre daha Uzun Hasan’ın yanında kaldı ve II. Bayezid zamanında Osmanlı Devleti’ne iltica etti. Bundan sonraki hayatı hakkında bilgi bulunmayan Kızıl Ahmed’in ölüm tarihi de belli değildir. Oğlu Mehmed Bey, II. Bayezid’in kızlarından biriyle evlendi. II. Selim ve III. Murad dönemlerinin nüfuzlu şahsiyetlerinden Şemsî Ahmed Paşa Mehmed Bey’in oğludur.

Dağlık bir alanda kurulan Candaroğulları Beyliği, Karamanoğulları’ndan sonra Anadolu beyliklerinin en uzun ömürlü olanıdır. Nüfusunun hemen tamamı Türkmenler’den oluşan beylikte sosyal hayat köylü ve şehirlilerin hayatı olarak iki grupta ele alınabilir. Köylüler tarım ve hayvancılıkla uğraşırken şehirli nüfus ticaret ve sanatla meşgul oluyordu.

Candaroğulları hükümdarlarının âlimleri himaye etmesi, çeşitli eserlerin kaleme alınmasına vesile olmuştur. Mahmûd-ı Şîrâzî, İntihâb-ı Süleymânî adlı Farsça tasavvufî eserini I. Süleyman Paşa adına kaleme almıştır. Cevâhirü’l-asdâf adlı tefsir İsfendiyar Bey’in emriyle yazılmış, Maktel-i Hüseyin adıyla yapılan Mesnevî tercümesi ise Kötürüm Bayezid adına çevrilmiştir. Sinoplu hekim Mü’min b. Mukbil, Kitâb-ı Miftâhu’n-nûr ve hazâinü’s-sürûr adlı tıbba dair Türkçe eserini İsfendiyar Bey adına yazmıştır. Hulâsatü’t-tıb, İsfendiyar Bey’in oğlu Kasım adına Türkçe olarak yazılmış, Mi‘racnâme ise yine İsfendiyar Bey’in oğlu Hızır adına tercüme edilmiştir. Ömer b. Ahmed Risâle-i Münciye adlı Türkçe tecvidini İsmâil Bey’in emriyle kaleme alırken Yûnus b. Halîl de Mi‘yârü’l-ahyâr ve’l-eşrâr adlı Türkçe eseri yine bu bey adına telif etmiştir. Bu arada bizzat İsmâil Bey’in Hulviyyât-ı Şâhî adıyla fıkha dair Türkçe bir eser yazdığı da belirtilmektedir. Eserin bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (Esad Efendi, nr. 670). İsmâil Bey ayrıca Niksarlı Muhyiddin Mehmed için yaptırdığı kütüphaneye 300 kitap vakfetmiştir.

Candaroğulları Beyliği iktisadî bakımdan iyi bir mevkide bulunuyordu. Çünkü Karadeniz’in en iyi liman şehirlerinden olan Sinop bu beyliğin elindeydi. Burası hem ihracat limanı hem de gemi tersanesinin bulunduğu bir yerdi. Beyliğin en önemli ihraç maddelerini bakır ve demir teşkil ediyordu. Cins atları ve avcı kuşlarıyla da ünlü olan Kastamonu bu özelliğini Osmanlılar zamanında da korumuştur.

Candaroğulları devri mimari eserleri arasında, Kastamonu’da İbn Neccâr (Eligüzel) Camii, Safranbolu’da Gazi Süleyman Paşa Camii, Sinop’ta Kötürüm Bayezid Camii ve sarayı ile İbrâhim Bey ve oğlu İsmâil Bey’e ait Kastamonu’daki cami, medrese, kütüphane, mektep ve imaret zikredilebilir.

BİBLİYOGRAFYA:

VGMA, nr. 580, s. 74, 214; nr. 581, s. 226, 376; nr. 582, s. 153, 225-228, 271; nr. 597, s. 98; Kanunnâme, Âtıf Efendi Ktp., nr. 1970, s. 75; Aksarâyî, Müsâmeretü’l-ahbâr, s. 311; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik (Taeschner), s. 31-32, 39 vd., 40, 42; Eflâkî, Menâkıbü’l-Ǿârifîn, I, 463; II, 934; İbn Battûta, The Travels of Ibn Battuta (trc. H. Gibb), London 1962, II, 460-468, 532; Nizâmeddin Şâmî, Zafernâme (trc. Necati Lugal), Ankara 1957, s. 315 vd.; Makrîzî, Kitâbü’s-Sülûk, IV/1, s. 369; Yazıcızâde Ali, Târîh-i Âl-i Selçûk, TSMK, Revan, nr. 1390, vr. 279ª vd.; Esterâbâdî, Bezm ü Rezm (nşr. Kilisli Muallim Rıfat), İstanbul 1928, s. 296, 302, 387; Şerefeddin, Zafernâme, Calcutta 1888, s. 85, 377-378, 467 vd.; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire (Popper), tür. yer.; Clavijo, Timur Devrinde Kadis’ten Semerkand’a Seyahat (trc. Ömer Rıza Doğrul), İstanbul 1933, I, 74-77, 90-91; G. Pachymeres, Georgii Pachymeris de Michaele et Andronico Palaeolopis Libri (ed. I. Becker), Bonnae 1835, II, 316, 345, 389; Laonikos Chalkokondyles, Laonici Chalcocondylae Athenieusis Historiarum Libri X (ed. I. Becker), Bonnae 1843, I, 37, 74, 390-391; Kritovulos, Târîh-i Sultân Mehmed Hân-ı Sânî (trc. Karolidi), İstanbul 1328, s. 146; İstanbul’un Fethinden Önce Yazılmış Tarihî Takvimler (nşr. Osman Turan), Ankara 1954, s. 20 vd., 68; Dukas, Bizans Tarihi (trc. Vl. Mirmiroğlu), İstanbul 1956, s. 148-149; Âşıkpaşazâde, Târîh, s. 72, 77, 80, 157; İbn Kemâl, Tevârîh-i Âl-i Osmân, I, 61-63; VII, tür. yer.; Tursun Bey, Târîh-i Ebü’l-Feth (nşr. Mehmed Ârif), İstanbul 1330, s. 42 vd., 97-100; Oruç b. Âdil, Tevârîh-i Âl-i Osmân, s. 24 vd.; Neşrî, Cihannümâ (Unat), I, 204-209, 294, 316-317; II, 527-529, 536, 740, 746, 754; Feridun Bey, Münşeât, I, 220; Mecdî, Şekaik Tercümesi, s. 291; Hoca Sâdeddin, Tâcü’t-tevârîh, I, 63, 94-115, 128, 284, 301-305, 315, 474-475; Müneccimbaşı, Sahâifü’l-ahbâr, III, 29 vd.; 307, 377, 399-402; Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri, s. 121-147, 230; a.mlf., Osmanlı Tarihi, I, 393-394; W. Heyd, Histoire du commerce du Levant au Moyen âge, Leipzig 1936, I, 551-553; Zeki Velidî Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul 1946, s. 68, 315 vd., 325; Gökbilgin, Edirne ve Paşa Livâsı, s. 328-330, vakfiyeler kısmı, s. 268-277; Yaşar Yücel, Çoban-oğulları Candar-oğulları Beylikleri, Ankara 1980, s. 53-181; P. Wittek, Menteşe Beyliği (trc. O. Şaik Gökyay), Ankara 1986, s. 84-85, 89; Abdulkerim Abdulkadiroğlu, “Candaroğlu İsmail Bey ve Hulviyyât-ı Sultânî Adlı Eseri Üzerine Notlar”, Türk Tarih ve Kültüründe Kastamonu, Tebliğler, 19-21 Ekim 1988, Ankara 1989, s. 43-54; Ali, “Candaroğlu Hükümeti”, TOEM, XIV/1 (1340), s. 1-24.

Yaşar Yücel



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir