TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız
 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - CÂBÎ ::.

cilt: 06; sayfa: 529
[CÂBÎ - Mehmet İpşirli]


 


CÂBÎ

جابى

Osmanlılar’da vakıflara ait kira ve gelirleri toplayan görevli.

“Mal ve haraç toplamak” anlamına gelen Arapça cebee kökünden türetilmiştir. Osmanlı öncesi İslâm ve Türk devletlerinde haraç ve vergi toplayan görevlileri ifade etmekte iken Osmanlılar’da erken dönemlerden itibaren daha çok vakıf gelirlerini toplayanlar için kullanılmıştır.

Osmanlılar’da küçük vakıfların, özellikle aile (zürrî) vakıflarının bütün idaresi mütevelliler tarafından yürütüldüğü halde büyük vakıfların idaresinde nâzır, mütevelli, câbî veya kâtip gibi birçok görevli hizmet yapardı. Statüleri, özellikleri ve ücretleri vakfiyelerdeki hükümlerle belirlenen câbîlerin tayin, azil, teftiş gibi her türlü idarî ve hukukî işleri vakfın bulunduğu yerin kadısı aracılığı ile yürütülür, değişikliklerle ilgili olarak ayrıca merkezî idareden berat verilirdi. Câbîlerin yaptığı işe cibâyet denilirdi. Orta büyüklükteki vakıfların gelirlerini toplamak için bazan bir câbî tayin edildiği gibi bazan da birbirine yakın iki veya daha çok vakfın gelirlerini yine bir câbî toplar, bu iş için her iki vakıftan cüzi ücretler tahsis edilirdi.

Padişahlara, vâlide sultanlara ve sadrazamlara ait büyük vakıflarda ise sayıları yirmi yirmi beşe varan câbîler bulunurdu. Meselâ Fâtih Külliyesi’ne ait muhasebe defterinde, vakıf hamamların icarları ile Çorlu, Silivri, Rodos gibi birbirinden uzak yerlerdeki vakıf arazilerin gelirlerini toplayan ve her biri günde 34 akçe alan on beş kadar câbînin adı geçmektedir (Barkan, İFM, XXIII/1-2, s. 323-324). 1489-1491 yıllarına ait muhasebe defterlerine göre, Fâtih Sultan Mehmed evkafından olan Ayasofya Camii ve Eyüp Sultan Türbesi’ne ait vakıf bezzâzistan, bozahâne ve İstanbul’daki mukataa*larla Galata, Sultanpazarı, Tahtakale ve Dikilitaş’ta bulunan vakıf dükkân ve evlerin kiralarını toplamak üzere her biri günde 4 akçe alan on bir câbî bulunuyordu. Aynı şekilde Süleymaniye Külliyesi’ne ait vakıf arazi ve dükkânların gelirlerini toplayan ve her biri günde 5-6 akçe alan yirmi beş câbî görev yapmaktaydı (Barkan, VD, IX, 137-139). Ayrıca Vezîriâzam Atik Ali Paşa’nın ülkenin çeşitli bölgelerinde dağınık vaziyette bulunan vakıf arazileriyle iş yeri ve evlerinin gelirlerini toplamak üzere birçok câbînin bulunduğu ve her birine günde 5 akçe ücret ödendiği bilinmektedir.

Uzak yerlerdeki vakıf arazi gelirlerini toplayan veya câbîlerin topladığı vakıf gelirlerini vakıf merkezine getiren görevlilere atlı olmaları dolayısıyla câbî-i süvârî deniliyordu. Nitekim Atik Ali Paşa vakıflarında günde 6 akçe alan bir, Sadrazam Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa vakıflarında ise iki câbî-i süvârî görev yapmaktaydı. Öte yandan yine genellikle büyük vakıflarda sadece dükkân, han, hamam, ev gibi vakıf binaların gelirlerini toplamakla görevli câbîlere câbî-i müsakkafât adı veriliyordu. Meselâ Şam Kadısı Mehmed’in Dîvân-ı Hümâyun’a gönderdiği 1124 (1712) tarihli bir arzında, Şam Emeviyye Camii müsakkafât câbîsi ile Tavîl Ahmed vakfı câbîsi olan Mûsâ ve Mehmed’in kendi rızâları ile câbîlikten ayrılmaları üzerine bu görevin Şeyh Ahmed b. Ömer’e verilmesi istenmekteydi.

Câbîler vakfın büyüklüğüne, iş hacmine ve malî imkânlarına göre 1 ile 10 akçe arasında yevmiye alırlardı. İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri’nde pek çok örneğine rastlandığı gibi bu ücret vakfiyelerde çok defa günlük (yevmî), bazan da aylık veya yıllık olarak belirtilirdi. Ayrıca yevmî ücrete ilâve olarak aynî ödeme de yapılabilirdi. Nitekim 997 (1589) tarihli berat ile Bursa Îsâ Bey evkafı câbîliğine tayin edilen Mehmed Halîfe’ye yevmî 3 akçe ücretin yanı sıra yılda 3 müd buğday ve 3 müd arpa tahsis edilmişti (Ongan, Ankara’nın 2 Numaralı Şeriyye Sicili, s. 58). Yine Konya’da Şeyh Sâdeddin Camii evkafı câbîsinin ücreti günde 2 akçe, yılda bir hisse buğday ve arpa idi (Konya Şer‘iyye Sicilleri, B. 24/ 184-3). Câbîler kendilerine ayrılan bu belirli ücretler yanında boşalan vakıf gayri menkullerin kiraya verilmesi, el değiştirmesi gibi işlemlerden elde edilen gelirlerin (mahlûlât muaccelesi) yarısından mütevelli ve kâtiplerle birlikte bir pay alırlardı.

Câbîler vakıf gelirlerinin toplanması sırasında birçok problemle karşı karşıya



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir