TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - BÜST ::.

cilt: 06; sayfa: 495
[BÜST - Tahsin Yazıcı]


Resûl-i Ekrem pek yakında yapılacak umreye onun da katılmasını istediği için Medine’de kalmasını söyledi. Umre hazırlıkları tamamlanıp yola çıkıldığında Zülhuleyfe mevkiine gelince Hz. Peygamber Büsr’ü Mekke’ye yolladı ve toplayacağı bilgilerle geri dönmesini emretti. Büsr emredileni yaptı ve Usfân yakınlarındaki Gadîrü’l-Eştât mevkiinde Hz. Peygamber’i bularak Kureyşliler’in müslümanları Kâbe’ye sokmak istemediklerini ve onlarla savaşmak üzere hazırlık yaptıklarını bildirdi. Hicretin 8. yılında Mekke fethine hazırlanırken Hz. Peygamber Büsr’ü, Büdeyl b. Verka ile beraber Huzâa’nın bir kolu olan kendi kabileleri Kâ‘boğulları’nı ramazan ayında Medine’ye getirmekle görevlendirdi. Mekke fethine 500 kişiyle katılan Benî Kâ‘b’ın üç sancaktarından biri Büsr idi. Huneyn Gazvesi’nde de kabilesinin iki sancağından birini o taşıdı. Hicretin 9. yılında Benî Kâ‘b’ın zekâtını toplama vazifesi ona verildi. Aynı yıl yapılan Tebük Gazvesi’ne kabilesinin halkını toplayıp getirmekle görevlendirilen üç kişiden biri yine Büsr b. Süfyân’dı. Onun ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

Buhârî, “Megāzî”, 35; Vâkıdî, el-Megazî, II, 572-574, 579-580, 800, 819; III, 973, 990; İbn Sa‘d, et-Tabakāt, II, 95, 160; IV, 294; V, 458; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-gābe, I, 216; Huzâî, Tahrîcü’d-delâlâti’s-semǾiyye, s. 329-330; İbn Hacer, el-İsâbe, I, 149; Muhammed Hamîdullah, el-Vesâǿiku’s-siyâsiyye, Beyrut 1403/1983, s. 276-277.

M. Yaşar Kandemir  


BÜST

بست

Afganistan’ın Sicistan bölgesinde harabeleri bulunan eski bir şehir.

Hilmend ırmağının Ergendâb kolu ile birleştiği yerin aşağısında sol kıyıda ve nehrin taşımacılığa elverişli kesiminde bulunur; Herat’ı Girişk’ten geçerek Kandehar’a bağlayan yol üzerindedir. Vaktiyle verimliliği ve güzelliğiyle tanınırdı. Eski Arap coğrafyacıları güzelliklerinin yanında salgın hastalıklarının da çok olduğunu anlatırlar. Şehirle çevresinin bugünkü harap ve kurak durumu tabii kaynakları ile çelişki arzeder. Çünkü Hilmend ırmağı ve kolu sayesinde kolayca sulanabilen bu bölge her türlü tarıma elverişlidir. Ortaçağ’da Horasan veya Fars ile Sind arasında, yani Bağdat-Hindistan yolu üzerinde geçişi temin etmiş ve önemli bir ticarî rol oynamıştır. Nitekim İstahrî Büst’ün Hindistan’la olan ticaretinden bahsetmektedir.

Şehir VI. yüzyılda Eftalitler’in elinde idi; I. Husrev Enûşirvân döneminde (531-579) Sâsânîler tarafından zaptedildi. Müslümanların İran’ı fethinden sonra burası Hz. Osman’ın 29 (649-50) yılında Abdurrahman b. Semüre kumandasında gönderdiği kuvvetler tarafından alındı. Abdurrahman b. Semüre daha sonra Muâviye tarafından Sîstan’a vali tayin edildiğinde İslâm hâkimiyetinden çıkmış olan Büst’ü 41’de (661-62) yeniden zaptetti. Bundan sonra şehir, doğu sınırındaki müslüman olmayan ve kendilerine Zunbil denilen prenslere karşı verilen mücadelede bir ileri karakol durumuna geldi. Buraya Emevîler devrinde ve Abbâsîler’in ilk zamanlarında Hâricîler’in çıkardıkları isyanları bastırmak üzere valiler gönderildi.

İran’ın ilk millî devletlerinden ikincisi olan Saffârî hânedanının kurucusu Ya‘kūb b. Leys’in (868-878) Kâbil’i aldıktan (871) sonra Büst’ü de ele geçirerek bir yıl kadar burada kaldığı söylenir. Bağdat halifesinin şehri egemenliği altına alma teşebbüsleri gibi Sâmânoğulları’nın teşebbüsleri de sonuçsuz kaldı. Şehir, 976’da Gazneli Devleti’ni kuran Sebük Tegin tarafından zaptedildi. Büst’ün en parlak dönemini yaşadığı zaman Gazneliler devrine rastlar. Selçuklular 1045’te şehri yağmaladılar, fakat ele geçiremediler. Gazneliler 1048’de Behram Niyâl kumandasındaki bir Selçuklu ordusunu Büst yakınlarında mağlûp ettiler. Gurlu Hükümdarı Alâeddin Cihansûz Gazne’den sonra Zemindâver vilâyetinin merkezi ve Gazneliler’in ikinci başşehri olan Büst’ü de tahrip etti (1149). Daha sonra Hârizmşahlar idaresine giren şehir bu dönemden itibaren giderek önemini kaybetti. Büst, kalesi stratejik mevkii dolayısıyla Nâdir Şah tarafından 1738’de tamamen yıkılıncaya kadar pek çok saldırıya uğramıştır.

D. Schlumberger’in keşfi ve Afganistan’daki Fransız arkeoloji heyetinin yaptığı kazılar neticesinde bölgede 7 km. uzunluğunda ve 2 km. eninde bir sahayı kaplayan harabeler ve eski saray duvarlarını ihtiva eden tarihî kalıntılar ortaya çıkarılarak muhafaza altına alındı. Bu kazılarda bulunan kalıntılar Ortaçağ İranı’ndaki eserlerin Bağdat ve Sâmerrâ’daki Abbâsîler’e ait eserlerin seviyesinde olduğunu ortaya koymaktadır. Büst harabelerine yakın bir yerde 1946 yılında Leşkergâh adıyla yeni bir yerleşim merkezi kurulmuştur. Adını, yakınında bulunan Leşkergâh-ı Bâzâr köyünden alan şehrin nüfusu 1979 yılında 21.600 idi.

Büst’te birçok âlim yetişmiş olup büyük muhaddislerden İbn Hibbân (ö. 354/ 965) ve Hattâbî (ö. 388/998) ile şair Ebü’l-Feth Ali b. Muhammed el-Büstî (ö. 400/ 1010) bunların başında gelmektedir.

Nîşâbûr yakınlarında Büst (Büşt, Puşt) adıyla bilinen bir yerleşim merkezi de mevcut olup Ebü’l-Hasan el-Büstî ve Ebû Hâmid el-Büştî gibi âlimler buraya nisbetle anılmaktadırlar.

BİBLİYOGRAFYA:

Dihhudâ, Lugatnâme, “bst” md.; İstahrî, Mesâlik (de Goeje), s. 245; Ya‘kūbî, Kitâbü’l-Büldân, s. 281, 285; Yâkūt, MuǾcemü’l-büldân, I, 612; Muhammed b. Hüseyin el-Beyhakī, Târîħ (nşr. A. Ekber Feyyâz), Meşhed 1350 hş., s. 659-661, 663; Cûzcânî, Tabakāt-ı Nâsırî, I, 235, 243, 345, 348, 401; Sem‘ânî, el-Ensâb, II, 208-210; Muhammed Takī Han Hekîm, Genc-i Dâniş (nşr. Muhammed Ali Sûtî – Cemşîd Keyânfer), Tahran 1366 hş., s. 199-201; D. Schlumberger, “Le Palais Ghaznévide de Lashkari Bazar”, Syria, XXIX, Dımaşk 1952, s. 251-270; J. Sourdel-Thomine, “Stèles arabes de Bust”, Arabica, III, Leiden 1956, s. 285-306; a.mlf., “Bust”, EI² (Fr.), I, 1384-1385; R. Hartmann, “Büst”, İA, II, 842; DMF, I, 427 vd.; Klaus Fischer – Xavier de Planhol, “Bost”, EIr., IV, 383-386.

Tahsin Yazıcı  


BÜSTÂNÎ

(bk. BUSTÂNÎ).  


BÜSTÎ

بستى

Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed el-Büstî (ö. 470/1077’den sonra)

Horasanlı mutasavvıf.

IV. (X.) yüzyılın sonunda veya V. (XI.) yüzyılın başlarında Nîşâbur yakınlarındaki Büst’te (Büşt) doğdu. Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Sûfî tabakatı müellifleri Hücvîrî ile Kuşeyrî ve Nîşâburlu olmasına rağmen Attâr eserlerinde ona yer vermemişlerdir. Ancak Ahmed el-Gazzâlî Sevânihu’l-Ǿuşşâķ’ta, Aynülkudât el-Hemedânî Temhîdât’ı ile mektuplarından birinde onun bir rubâîsini nakletmişler, Necmeddîn-i Dâye de



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir