TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - BOSTANCI ::.

cilt: 06; sayfa: 309
[BOSTANCI - Abdülkadir Özcan]


seçilerek sağlanır, özellikle Bosnalı Poturoğulları’nın çocukları tercih edilirdi. Topkapı Sarayı’nın dış hizmetlilerinden olan bostancıların başlıca görevleri saraya ait bağ ve bahçelerle padişaha mahsus kayıklarda çalışmaktı. Ancak bunlar saraya ait her işte kullanılabilirlerdi. Bostancıların saray içinde çalışanlarına “gılmânân-ı bağçe-i hâssa”, dışarıda olup da saraya mahsus bağ ve bahçelerde hizmet edenlerine ise “gılmânân-ı bostâniyân” denilirdi. İstanbul dışında Edirne’de de bir bostancı ocağı vardı. Bursa, Gelibolu, hatta Amasya gibi padişahlara mahsus bağ ve bostanların olduğu yerlerde de bostancılar bulunurdu.

Topkapı Sarayı bostancıları yirmi bölükten meydana geliyordu. Bu bölüklerin her birinde on dört ile kırk dokuz arasında nefer bulunurdu. XVI. yüzyıl sonlarında has bahçe neferlerinin mevcudu 645, öteki bostancıların sayısı ise 971 kişi kadardı. Bu rakamlar zamanla azalıp çoğalmıştır. Saray dışındaki bostancılar “usta” denilen reislerin nezaretinde yirmi, otuz, hatta 100’er kişilik cemaatler oluştururlardı. Bu ustalar aynı zamanda bulundukları yerin inzibat âmiri durumundaydılar.

Saray dışı bir hizmete çıkarılan bostancılar ya kapıkulu süvariliğine veya Tersane Ocağı’na verilirlerdi. Bu çıkışlarda kendilerine “silâh-bahâ” adıyla bir miktar para ile birer at ihsan edilirdi. Bostancılar gerektiğinde sefere de giderlerdi.

Bostancıların en büyük âmiri bostancıbaşıydı. Bostancıbaşı İstanbul’un başta Boğaziçi ve Adalar olmak üzere önemli bir kısmının asayişinden sorumluydu. Padişahın bindiği kayığın dümenini o tutar, görevli bostancılar kürek çekerdi. Önemli bir görevi de genellikle saray içinde olmak üzere idam cezasına mahkûm kimselerin infazını yapmaktı. Hükümdardan sonra sarayda sakal bırakma hakkına sahip tek kişi bostancıbaşıydı. Bostancıbaşılarda Boğaziçi ile Haliç’te mevcut yalıların tamamını ihtiva eden defterler bulunurdu. Onun izni olmadan hiçbir yerde yalı yapılamazdı. Hep saraydan yetişen ve tayin edilen bostancıbaşılar dış hizmete genellikle sancak beyi olarak çıkarlar, bazan da ya kapıcıbaşı veya beylerbeyi olurlardı. Vezîriâzamlığa kadar yükselen bostancıbaşılar bile vardı.

Bostancı hasekilerinin mevcudu 300 kişiydi. Bunların altmış kadarı padişaha muhafızlık ederdi. Bostancılar kethüdâsı bostancıbaşının yardımcısıydı. XVII. yüzyıl başına kadar bu zat genellikle bostancıbaşılığa aday kişiydi. Ancak daha sonra bu makama haseki ağa tayin edilir olmuştur. Bostancıbaşının hükümet nezdinde temsilcisi bostancılar odabaşısı olup devamlı sadrazamlık sarayında bulunurdu. Hamlacılık Bostancı Ocağı’nın küçük bir rütbesi olup hamlacılar hassa kayıklarında hizmet ederlerdi. Bunların âmirine hamlacıbaşı denirdi.

Bostancılara her yıl birer kaput verilir, bostancı neferleri başlarına “barata” denilen bir serpuş giyerlerdi. Öteki Kapıkulu ocakları mensupları gibi bunlar da maaşlarını üç ayda bir alırlardı.

İkinci derecedeki Edirne Bostancı Ocağı İstanbul’dakinden tamamen ayrı ve idarece müstakildi. Mevcudu az olan bu ocak on bölük kadardı. Edirne bostancıları da oradaki has bahçelere bakarlar ve şehirde asayişi temin ederlerdi.

Öteki Kapıkulu ocaklarına göre padişaha karşı daha sadık ve güvenilir olan bostancılar 1703’teki hariç isyan hareketlerine pek karışmamışlardır. Bu sadakatlerinden dolayı I. Mahmud devrinde açılan mühendishâneye ilk öğrenciler bu ocaktan alınmış, aynı şekilde III. Selim’in kurduğu Nizâm-ı Cedîd de bu ocağa bağlanmıştır. 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın ilgasından sonra İstanbul’un asayiş ve inzibatı yeni kurulan Asâkir-i Mansûre’ye havale edilince Bostancı Ocağı’nın varlığına gerek duyulmamış, aynı tarihte bu ocak da ilga edilmiştir. Ancak bu ilga keyfiyeti öteki ocaklarınki gibi değil, yapılan bazı ıslahatlar ve çıkartılan yeni bir kanunnâme ile ocağa yön verilmek şeklinde olmuştur. Bir kısım bostancılardan kurulan tâlimli hassa askerleri daha sonraki Hassa Ordusu’nun ve bugünkü Birinci Ordu’nun temelini teşkil etmiştir. Edirne’deki ocak ise tamamen lağvedilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA:

Emirnâme Mecmuası, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3360; Kitâb-ı Müstetâb (nşr. Yaşar Yücel), Ankara 1974, s. 7-8; Rycaut, s. 41; J. Thevenot, Travels into the Levant, London 1687, s. 25; d’Ohsson, Tableau général, III, 287-288; Eyyûbî Efendi Kānunnâmesi, İÜ Ktp., TY, nr. 734, vr. 3b; Subhi, Târih, s. 127; Esad Efendi, Teşrifât-ı Kadîme, İstanbul 1979, s. 60; Lutfî, Târih, I, 200; Mustafa Nuri Paşa, Netâyicü’l-vukūât, İstanbul 1327, I, 146; Mecelle-i Umûr-ı Belediyye, I, 916-920; Uzunçarşılı, Kapukulu Ocakları, I, 18; a.mlf., Saray Teşkilâtı, s. 466-467, 478-480; a.mlf., “Bostancı”, İA, II, 736-738; Muzaffer Erdoğan, “Osmanlı Devrinde İstanbul Bahçeleri”, VD, IV (1958), s. 152; Abdülkadir Özcan, “Fatih’in Teşkilât Kanunnâmesi ve Nizâm-ı Âlem İçin Kardeş Katli Meselesi”, TD, sy. 33 (1983), s. 43; a.mlf., “Hassa Ordusunun Temeli: Mu’allem Bostaniyân-ı Hâssa Ocağı, Kuruluşu ve Teşkilâtı”, a.e., sy. 34 (1984), s. 351.

Abdülkadir Özcan  


BOSTANCIBAŞI

(bk. BOSTANCI).  


BOSTANCIBAŞI KÖPRÜSÜ

İstanbul Bostancı’da XVI. yüzyıla ait köprü.

Bostancı deresi Osmanlı idaresi sırasında şehrin sınırını teşkil ediyor, Anadolu’ya uzanan en önemli sefer ve kervan yolu bu noktadan başlıyordu. Devletin başşehrinin giriş çıkışları bostancıbaşının kontrolünde olduğundan burada bir de bostancı derbendi (karakol) kurulmuştu. XIX. yüzyılın ortalarına kadar Anadolu’dan İstanbul’a gelenler incelemeden geçirilir ve şehre girecek olanlarda “mürur tezkiresi” aranırdı. Böyle kontrol merkezleri Küçükçekmece Köprüsü ile Göksu deresinin başında da vardı. Bostancıbaşı Köprüsü’nün yanına bir karakolhâneden başka bir çeşme ile bir de namazgâh yapılmış ve bunları gölgelemeleri için sonradan her biri birer ulu ağaç olan fidanlar dikilmişti. Çeşmenin kitâbesinde köprünün adı Cisr-i Derbend olarak geçmektedir. Eski Şam-Bağdat yolu üzerinde önemli bir menzil yeri olan Bostancıbaşı Köprüsü’nün çevresi de sefer sırasında ikmal malzemesinin toplandığı



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir