TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - BEYDİLİ ::.

cilt: 06; sayfa: 57
[BEYDİLİ - Yusuf Halaçoğlu]


Diğer Oğuz boylarında olduğu gibi kaynaklarda XIV. yüzyıla kadar Beydili’nin adına pek rastlanmamaktadır. Ancak bunlardan önemli bir kolun Selçuklu İmparatorluğu’nun kuruluşunda rol oynadıkları ve Anadolu’nun fethine katıldıkları muhakkaktır. Selçuklu fütühatına katılmayan kollar ise Horasan’da Sultan Sencer’i yenen Oğuzlar’a mensup teşekküller arasında yer almış ve Moğol istilâsı üzerine de Azerbaycan ve Doğu Anadolu’ya, daha sonra da Suriye’ye göç etmişlerdir. Suriye’deki Beydililer Bozok kolunun önemli boylarından biri olmuş, bu koldan bir boy İran’a giderek Safevî Devleti’nin kurulmasında rol oynarken diğerleri Yeni İl ile Halep Türkmenleri içinde ve İç İl yöresinde yurt tutmuşlardır.

Beydili’nin en büyük kolu ise Halep Türkmenleri içinde bulunuyordu. 1520’de Bekir Bey, At Güden Bey ve Yalvaçoğlu Abdi Bey olmak üzere üç cemaatten, 1525-1530 arasında kırk üç cemaatten, 1536’da otuz dokuz cemaatten, 1552’de altmış altı cemaatten, 1570’te ise altmış dokuz cemaatten teşekkül ettiği kaydedilen Beydili’nin bu tarihlerde yaklaşık 1000 hane dolayında bir nüfusa sahip olduğu görülüyor. Bu gruptan en önemlileri Karacalu, Kürtler, Bozkoyunlu, Kuzucuklu, Balabanlı, Taş-baş, Dimleklü, Ulaşlu, Tatalu gibi cemaatlerdi. Naîmâ tarafından Halep, Rakka ve Diyarbekir bölgelerinde yoğun bir nüfusa ve çok miktarda at, koyun ve deveye sahip bulundukları bildirilen Beydililer’in en güzel yaylak ve kışlağa mâlik oldukları da kaydedilmektedir. Nitekim Osmanlı Devleti onları, gerek eşkıyalık sayılan taşkın hareketleri gerekse savaşçı vasıfları dolayısıyla Suriye’deki Arap kabilelerine karşı bir set teşkili gayesiyle Rakka ve yöresine yerleştirmeye teşebbüs etmiştir. Bu iskâna Yeni İl Türkmenleri içinde bulunan 1069 hânelik Beydili kolu da dahil edilmiştir. 1690-1691’de Akçakale’den Rakka’ya kadar olan sahada Belih nehri kıyılarına iskân emri verilen cemaatlerden Yeni İl’e tâbi Bekmişlü 500 çadır, Kara Şeyhlü 600 çadır, Bozkoyunlu 600 çadır, diğer Bozkoyunlu 200 çadır, Dimleklü 500 çadırdı. Bu sırada boyun başında Bozkoyunlu’dan Fîruz Bey, oğlu Şâhin Bey, kardeşi Kenan Bey ve Kurt Bey bulunuyordu. Halep Türkmenleri arasındaki Beydili’den iskân emri verilenler ise Tatalu, Kazlı, Balaban, Araplı, Taşbaş, Sincanlu ve Güneş cemaatleri idi. Ancak aynı bölgelere Beydili oymaklarıyla birlikte iskân edilen diğer cemaatlerin birer yolunu bularak kaçmaları, Beydililer’in Arap aşiretlerine karşı yalnız kalmalarına sebep olmuştur. Nitekim 1702’den itibaren Yeni İl ve Halep Türkmenleri’nden bazı cemaatlerin de buraya sevkedildiği görülüyor (BA, MAD, nr. 8458, s. 205). Yeni İl ve Halep Türkmenleri içindeki bu Beydili cemaatlerinin 1683 Bağdat Seferi’nde zahire naklinde önemli hizmetlerde bulundukları da belirtilmelidir.

Belih nehri kıyılarına yerleştirilen bu Beydili obaları XIX. yüzyılda dağılmış ve Karaşıhlı, Araplı, Torun, Bekmişlü, Güneç (Güneş obası), Hacı Ali, Kazlı, Kadirli, Bayındırlı ve Ceritli oymakları Gaziantep, Urfa, Nizip, Karkamış, Oğuzeli ve Kilis yöresine yerleşmiştir. Bugün Beydili’den Araplı obasının Çörten höyüğü, Teleyli ve Ağdaş köyleriyle Bekmişlü, Kazlı, Güneç Bayraktar, Kadirli, Hacı-Mahlı, Haydarlı ve Çelebi obaları köyleri tamamen Suriye sınırları içinde kalmıştır. Bu Türk köyleri, gerek İstiklâl Savaşı’nda gerekse Hatay’ın anavatana katılmasında büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.

Beydili Türkmenleri’nin elli dört vergi hânesi olan diğer bir kolu ise Tarsus’ta Kosun nahiyesi Türkmen teşekkülleri arasında bulunuyordu. Ayrıca II. Bayezid devrinde İç İl’de Gülnar kazası dahiline yerleşmiş Beydililer bugün de adlarını hâlâ muhafaza ettikleri köyler kurmuşlardır. 27 Ramazan 966 (3 Temmuz 1559) tarihli bir kayda göre bu Beydili kolunun bölgeye bu tarihten evvel geldiği anlaşılmaktadır (A. Refik, s. 1). Bu bölgede olduğu gibi Anadolu’nun diğer yörelerinde de Beydililer’e ait köyler kurulmuş olup bugün aynı adı taşıyan birçok köy mevcuttur.

İran’a giden Beydililer ise Safevî Devleti’nin kuruluşunda önemli rol oynayan Şamlu boyu içinde yer almışlar ve zamanla bu boyun en önde gelen grubunu oluşturmuşlardı. Beydili boy beyleri de Şah Tahmasb devrinden itibaren Safevî Devleti idaresinde yüksek mevkiler elde etmişlerdi. Özellikle I. Abbas döneminde bu boyun başındaki Zeynel Bey hem eşik ağası* hem de Rey valisi olmuş, Şah Sâfî zamanında başkumandanlık mevkiine getirilmişti. Beydili beylerinin XVIII. yüzyıla kadar İran devlet idaresindeki nüfuzları sürdü. Bu yüzyıldan sonra ise giderek tesirleri kaybolmaya yüz tuttu. Yine aynı yüzyılda Beydili grupları Azerbaycan bölgesinde yerleşik hayata geçmeye başladılar. Bugün İran toponimisinde Beydili adını taşıyan iskân birimleri görülmemekle birlikte bu isim özellikle şahıs adı olarak yaşamaktadır. Sovyet Azerbayan Cumhuriyeti topraklarında ise Beydili ve Beydilli adlı iki yerleşme yerine rastlanır. Ayrıca Esterâbâd’da da Göklen Beğdili ismi görülür.

BİBLİYOGRAFYA:

BA, MAD, nr. 8458, s. 205; Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, I, 56; Naîmâ, Târih, III, 8; Ahmed Refik, Anadolu’da Türk Aşiretleri, İstanbul 1930, s. 1, 84, 100-101, 202-203; Ali Şahin, Güney Anadolu’da Beydili Türkmenleri ve Baraklar, Ankara 1962, s. 22 vd.; Cengiz Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğu’nda Aşiretleri İskân Teşebbüsü (1691-1696), İstanbul 1963, s. 55, 56-62; Faruk Sümer, Oğuzlar: Türkmenler, Ankara 1972, s. 210, 297-310; a.mlf., Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Ankara 1976, s. 171-173; Yusuf Halaçoğlu, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Ankara 1988, s. 38, 49, 116, 137; İlhan Şahin, “XVI. Asırda Halep Türkmenleri”, TED, sy. 12 (1982), s. 694-697; a.mlf., “1638 Bağdad Seferi’nde Zahire Nakline Memur Edilen Yeni-il ve Haleb Türkmenleri”, TD, sy. 33 (1982), s. 231-234; Gerhard Doerfer, “Bīgdelı”, EIr., IV, 251-252.

Yusuf Halaçoğlu  


BEYHAK

بيهق

İran’da tarihî bir şehir ve bölge.

İran’ın kuzeydoğusundaki Horasan bölgesinin başlıca şehirlerinden birini oluşturan Sebzevâr’ın eski adıdır ve yönetim merkezi olduğu idarî bölgeye de Sebzevâr adı verilmiştir. Tahran’dan doğuya Meşhed’e uzanan kara ve demiryolu bu bölgeden geçer. Yeşil bitki örtüsü, madenleri, değerli taşları ve mermer yatakları ile ünlüdür.

Beyhak’ın İslâm öncesi tarihi hakkında pek az bilgi bulunmaktadır. Med, Pers ve Partlar zamanında Horasan’ın önemli merkezlerinden biri olmuş, Sâsânî hükümdarları Ceyhun’dan gelen saldırıları önlemek için burayı tahkim etmişlerdir. İbnü’l-Esîr, Beyhak’a yakın Hüsrevcird hakkında verdiği bilgiler arasında, Keyhusrev’in (Kyros) Efrâsiyâb’ı öldürmeden önce bu kaleyi inşa ettirmiş olduğundan bahseder. Sâsânî-Akhun (Heyâtıla) mücadelesinde Beyhak diğer Horasan şehirleri gibi istilâya mâruz kaldı. Beyhak, Hz. Osman’ın Basra Valisi Abdullah b. Âmir’in kumandanlarından Edhem b. Külsûm tarafından fethedildi (30/650-51). Emevî ve Abbâsî hâkimiyeti sırasında



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir