TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - BAĞA ::.

cilt: 04; sayfa: 425
[BAĞA - Sargon Erdem]


Bağa, süslenecek sathın oyularak kakılacak maddenin o çukurluğa oturtturulması şeklinde yapılan kakmacılık sanatında (bk. KAKMACILIK) ve daha çok da zıt renklerdeki kıymetli maddelerin yan yana tatbik edilmesi suretiyle meydana getirilen mozaik işlerinde (marköteri), genellikle abanoz, sedef ve fildişi ile birlikte satranç-dama tahtası, çekmece ve kutu gibi eşyanın yapımında kullanılmıştır. Avrupa’ya İslâm dünyasından geçen bu sanatlardan Fransa’da özel bir bağa süsleme sanatı doğmuş ve kısa sürede Osmanlı saray erkânı dahil aristokratlar arasında bu tarzda süslenmiş mobilyanın kullanımı moda haline gelmiştir. Adına “bul işi” denilen bu süsleme sanatı, XIV. Louis’nin sarayında mobilya atölyesi şefi olan A. C. Boulle tarafından geliştirilmiştir. Bağanın en geniş plakalar halinde kullanılmasına imkân veren bul işinde motifler, bağa plakalarından ve onlarla aynı kalınlıkta (0.5-1 mm.) hazırlanmış pirinç plakalardan, her ikisi üst üste konulup kıl testereyle kesilerek çıkarılmakta ve bu motifler süslenecek satıh üzerine, birinin boşluğunu diğeri dolduracak şekilde tesbit edilmektedir. Bul işinde ve kakmacılıkta genellikle bağa plakalarının altına altın varak yapıştırmak suretiyle açık renk hârelerin sarı ve parlak görünmesi sağlanmıştır. Bağa Osmanlılar’da süsleme sanatlarının dışında özellikle kaşık, fincan zarfı ve tesbih yapımında kullanılmıştır. Sapları çoğunlukla ucuna küçük mercan dalları monte edilmiş fildişinden veya abanozdan yapılan kaşıklar, sıcaktan bozulmamaları için daima hoşaf kaşığı formunda imal edilmişlerdir. Bağa tesbihlerin mümkün olduğu kadar iri taneli ve net sarı-yeşil hâreli koyu kahverengi olanları makbuldür. Mızraplı çalgılar için de en makbul mızraplar bağadan yapılmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA:

B. Kerestedjian, Dictionnaire Étymologique de la Langue Turque, Londres 1912, s. 93; Türk Lugatı, I, 622-623; III, 861-862; Tarama Sözlüğü, Ankara 1963-77, I, 362-363; IV, 2746; Clauson, Dictionary, s. 311-312, 647; Webster’s Third, s. 770, 1040, 1173; Ziya Şükûn, FarsçaTürkçe Lûgat, İstanbul 1944-46 → İstanbul 1984, I, 348, III; 1945, Can Kerametli, “Osmanlı Devri Ağaç İşleri, Tahta Oyma, Sedef, Bağ ve Fildişi Kakmalar”, TEt.D, IV (1962), s. 5-13, levha I-XII; J. T. Butler, “Buhl”, EAm., IV, 724; SA, I, 151, 300; II, 976-977; III, 1282; IV, 1774-1776, 1940; S. Grandjean, “Boulle, André Charles”, EBr., IV, 15; E. L. Young, “Tortoise Shell”, EBr., XXII, 100.

Sargon Erdem  


BAĞÇE-i SAFÂ-ENDÛZ

باغچهء صفائندوز

Sahaflar Şeyhizâde Vak‘anüvis Mehmed Esad Efendi (ö. 1264/1848) tarafından kaleme alınan şuarâ tezkiresi.

Esad Efendi Tezkiresi diye de tanınan bu eserin adı, ebced hesabıyla yazılış tarihi olan 1251 (1835) yılını vermektedir. Eser 1100-1135 (1688-1722) tarihleri arasında yaşamış olan şairler hakkında bilgi veren Sâlim Tezkiresi’ne zeyil olarak yazılmıştır.

Esad Efendi Bağçe-i Safâ-endûz’un girişinde şiir sanatından söz ederek bir şuarâ tezkiresinde bulunması gereken özellikler hakkında bilgi verir. Tezkire yazarlarının en önemlilerini belirttikten sonra bazı şuarâ tezkiresi yazarlarının da başkalarının yazdıklarını kendilerine mal ettiklerini açıklar. Bu girişten sonra Sâlim’in bıraktığı yerden başlayarak 1135-1251 (1722-1835) yılları arasında yaşayan şairlerin kısa biyografilerini verir. Tezkirede şiir örnekleri yoktur.

Tezkirenin müellif hattıyla olan nüshasında şairler hakkında yazılanların birkaç defa karalanıp tekrar düzeltilmiş olması, hal tercümeleri altında örnek verilmek üzere bırakılan boşlukların doldurulmaması ve bazı sayfaların tamamen boş olması eserin müsvedde halinde kaldığını göstermektedir. Eserin bu nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Es‘ad Efendi, Yazma Bağışlar, nr. 185). İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde (TY, nr. 2095) bulunan nüsha ise Nail Bey tarafından Es‘ad Efendi nüshasından istinsah edilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA:

Osmanlı Müellifleri, II, 26; İbnülemin, Son Asır Türk Şairleri, I, 323; Ergun, Türk Şairleri, III, 1387; Levend, Türk Edebiyatı Tarihi, s. 331, 335; Halûk İpekten, Türk Edebiyatının Kaynaklarından Türkçe Şuarâ Tezkireleri, Erzurum 1988, s. 134; M. Münir Aktepe, “Es’ad Efendi”, İA, IV, 363-365; “Bahçe-i safâ-endûz”, TDEA, I, 293.

Mustafa İsen  


BAĞDÂDÎ, Abdülkadir b. Ömer

(bk. ABDÜLKADİR el-BAĞDÂDÎ).  


BAĞDÂDÎ, Abdülkahir b. Tâhir

(bk. ABDÜLKAHİR el-BAĞDÂDÎ).  


BAĞDÂDÎ, Abdüllatîf b. Yûsuf

(bk. ABDÜLLATÎF el-BAĞDÂDÎ).  


BAĞDÂDİYYE

(bk. ACÎBE el-BAĞDÂDİYYE).  


BAĞDÂDİYYÛN

البغداديّون

Mu‘tezile’nin Bağdat ekolüne mensup kelâmcılarına verilen genel ad.

(bk. MU‘TEZİLE).  


BAĞDAT

بغداد

İslâm dünyasının önemli tarih, ilim ve kültür merkezlerinden biri ve bugünkü Irak’ın başşehri.

I. GENEL BAKIŞ

II. OSMANLI DÖNEMİ

III. KÜLTÜR ve MEDENİYET

IV. SON DÖNEM

I. GENEL BAKIŞ

Dicle nehrinin her iki yakasında 33˚ 26 18 kuzey enlemi ile 44˚ 23 9 doğu boylamı üzerinde yer alan şehir, VIII. yüzyılda Abbâsî Halifesi Ebû Ca‘fer el-Mansûr tarafından kurulmuştur. Kuruluşundan Abbâsî Devleti’nin yıkılışına (1258)



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir