TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - AYYILDIZ ::.

cilt: 04; sayfa: 298
[AYYILDIZ - Semavi Eyice]


ayyıldızın bir devlet sembolü olarak resmen kabulü, bildiğimiz kadarıyla III. Mustafa (1757-1774) devrinde başlamış, I. Abdülhamid (1774-1789) ve bilhassa III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de iyice yerleşmiştir. Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî’nin Mecmûa-i Tevârîh adlı eserinde, “Frenk Beyzâde Kont’un (De Tott olmalı) döktürdüğü toplar tuğradan başka Devlet-i Osmâniyye’ye mahsus olan nişân-ı şerîf-i âlî-şânın dahi resmolunması 1187’den (1773-74) itibaren usulden olmuştur” (vr. 85ª) denildiğine göre, bu “nişân-ı şerîf-i âlî-şân”ın ayyıldız olması kuvvetle muhtemeldir. Napolyon’un Yafa’da ganimet olarak ele geçirdiği ve Akkâ önüne getirdiği, fakat burada başarısızlığa uğrayınca geri çekilirken 22 Mayıs 1799’da denize attırdığı Türk toplarının namluları üstünde de ayyıldız bulunmaktaydı. İstanbul’da Askerî Müze’de ve Rumelihisarı önünde de ayyıldızlı toplar vardır. Başbakanlık Arşivi’nde hatt-ı hümâyunlar arasında bulunan tarihsiz bir belge (nr. 14553), ayyıldızın III. Selim zamanında resmen devlet alâmeti olarak kullanıldığını göstermektedir. Tophane ve Top Arabacıları Nâzırı Reşid Mustafa Efendi’nin yazarak sadrazama takdim ettiği takririn kenarına padişahın yazdığı bir notta, topların üzerlerine tuğradan başka “... ağzına karîb mahalle hilâl şekli ile bir yıldız resmoluna...” denilmektedir. Bugün İstanbul’da Deniz Müzesi’nde bulunan, Tersâne-i Âmire Emini Osman Efendi tarafından takdim edilmiş 18 Zilkade 1207 (27 Haziran 1793) tarihli buyruldu*da, donanma kalyonlarına çekilecek sancakların al renkte olması ve üzerlerinde beyaz ay ve yıldız bulunması öngörülmüştür. III. Selim’in saltanat yıllarından itibaren ayyıldız hemen her yerde kullanılır olmuştur. 1957 yılında Sivas’ta Güdükminare denilen türbenin karşısındaki güzel ve eski bir evin saçağı altında boya ile işlenmiş ayyıldız ve 1211 (1796-97) tarihi görülüyordu.

Osmanlı Devleti’ni temsil etmek üzere XIX. yüzyılda, üzerinde çeşitli silâhlar, sancaklar ve alt kenarında nişanlar bulunan arma kullanılırken bayrakta da biçimleri şimdikine pek uymayan ayyıldız alâmeti kabul edilmişti. Bu durum böylece Cumhuriyet’in başlarına kadar sürüp gitmiştir. Çeşmelerde, mezar taşlarında, cami ve tekke kapılarında, Çanakkale tabaklarında, fincanlarda, işlemelerde, çeşitli deri ve madenî eşya üzerinde ayyıldız motifi ile karşılaşılır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında ayyıldız bayraklarda biraz gelişigüzel işlenirken 1933’te belirli ölçü ve nisbetlere göre yapılması tamim edilmiş, 1936 yılında da bu hususta bir kanun çıkarılarak 1937’de nizamnâmesi yayımlanmıştır (bk. BAYRAK). Müslüman ülkelerin birçoğu da ayyıldızı resmî devlet arması olarak kabul etmişler ve değişik renklerdeki bayraklarına koymuşlardır.

BİBLİYOGRAFYA:

Ayvansarâyî, Mecmûa-i Tevârîh, vr. 85ª; Jacoub Artin Pacha, Contribution á l’étude du blason en Orient, London 1902; Türk Bayrağı Kanunu, İstanbul 1936; Türk Bayrağı Kanunu ve Nizamnamesi, İstanbul 1938; Fevzi Kurtoğlu, Türk Bayrağı ve Ayyıldız, Ankara 1938; a.mlf., “Sancağımız”, Deniz Mecmuası, sy. 329, İstanbul 1933; W. Ridgway, “The Origin of the Crescent”, Royal Anthropological Society, 1908; Ali [Miralay], “Sancağımız ve AyYıldız Nakşı”, TTEM, VIII (1933), s. 193-208, 257-265, 376-390; Ahmed Refik, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Arması Nasıl Oluyor?”, İkdam, İstanbul 26 Teşrînisâni 1925; Halil Hâlid, “Türk Hilâlinin Aslı, I”, DİFM, I/2 (1926), s. 158-182; a.mlf., “Türk Hilâlinin Aslı, II”, a.e., I/3 (1926), s. 36-51; Tosyavîzâde Osman Rifat, “Bayrağımıza Dair Birkaç Söz”, İstanbul Belediye Mecmuası, VII/84 (1931), s. 446-458; Rıza Nour, “L’Histoire du Croissant”, Revue de Turcologie (Türk Bilik Rövüsü), I/3, İskenderiye 1933, s. 232 vd.; Armenag Sakisian, “Le Croissant comme emblème national et religieux en Turquie”, Syria, XXII, Paris 1941, s. 66-80; Emel Esin, “Kün-Ay (Ay-Yıldız Motifinin Proto-Türk devirden Hakanlılara kadar İkonografisi)”, TTK Bildiriler, I (1972), s. 313-359; Semavi Eyice, “Ay-Yıldız’ın Tarihi Hakkında”, TED, sy. 13 (1983), s. 31-66; G. de Genoullac, “Croissat”, Gr.E, XIII, 463; R. Ettinghausen, “Hilâl”, EI² (İng.), III, 381-385.

Semavi Eyice  


AZAB

(bk. AZEB).  


AZÂB

(bk. AZAP).  


ÂZAD

(bk. ÂZAT).  


ÂZÂD, Ebü’l-Kelâm

(bk. EBÜ’l-KELÂM ÂZÂD).  


ÂZÂD-ı BİLGRÂMÎ

آزاد بلكرامي

Mîr Gulâm Alî b. Nûh el-Hüseynî el-Vâsıtî el-Bilgrâmî (ö. 1200/1786)

Hindistanlı âlim ve şair.

Âzâd ve Hassânü’l-Hind lakaplarıyla meşhurdur. 18 Haziran 1704’te Leknev’e bağlı Bilgram kasabasında pek çok ilim adamı yetiştirmiş bir ailede doğdu. Soyu, Hz. Hüseyin’in torunu Zeyd b. Ali’ye



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir