TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - AMMAN ::.

cilt: 03; sayfa: 74
[AMMAN - Kudret Büyükcoşkun]


göç etmek isteyen Çerkesler Amman civarına yerleştirildiler; bunlar şehre yeni bir canlılık kazandırdılar. I. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı hâkimiyetinde kalan Amman, savaştan sonra San Remo Konferansı (1920) ile kurulan Trans Jordan (Mâverâ-i Ürdün, Şarkı Ürdün) mandası içinde İngilizler’e terkedildi. Şehir bu dönemde de bir ticaret ve yerleşim merkezi olma özelliğini korumakla birlikte esas önemini, Ürdün Emirliği’nin kurulması ve 1946 yılında bu emirliğin bağımsız bir krallığa dönüştürülmesinden sonra başşehir yapılmasıyla kazandı.

Karayollarıyla ülkenin diğer merkezlerine bağlı bulunan Amman, 1983’te yakınındaki Zizya bölgesinde kurulan Milletlerarası Kraliçe Aliye Havaalanı ile de Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’nın birçok önemli merkezine bağlanmıştır. Demiryolu ise eski Hicaz hattıyla şehri Şam’a, yeni ilâve edilen ticarî amaçlı bir hatla da Akabe Limanı’na bağlamaktadır. Ürdün’ün başlıca maden zenginliğini meydana getiren fosfat yatakları Amman’ın birkaç kilometre kuzeydoğusundaki Ruseyfe bölgesindedir. Şehrin dışında ayrıca mermer ve kireç taşı ocakları, yakınlarındaki Füheys’te ise senelik 2 milyon ton kapasiteli bir çimento fabrikası bulunmaktadır. Ülkenin belli başlı endüstri merkezi olan Amman’da tekstil, tütün ve un fabrikalarının yanı sıra küçük imalât ve gıda sanayii ile halıcılık tesisleri de kurulmuştur. Şehrin batısında Sir vadisi, doğusunda kraliyet sarayı ile parlamento, bakanlıklar, adliye binası ve hastahaneler yer alır; binaların pek çoğu yörede çıkarılan kireç taşından inşa edilmiştir. 1962 yılında kurulan Ürdün Üniversitesi ile Ortadoğu’da önemli bir yere sahip olan Kral Hüseyin Tıp Merkezi şehrin yeni gelişen kesimlerindedir. Ürdün Üniversitesi’nin arşiv ve dokümantasyon merkezinde Osmanlı dönemini de içine alan şer‘î mahkeme sicilleri ile çok sayıda yerli ve yabancı eser bulunmaktadır. Eski çarşıdaki Emevî Camii XIX. yüzyılın sonlarında harap olmuşsa da daha sonra aynı yerde Büyük Hüseyin Camii adıyla yeniden inşa edilmiştir. En önemli tarihî eserler, Romalılar’dan kalma 6000 kişilik açık hava tiyatrosu, bir mâbed ve bir çeşme ile tarihî kaledir. Şehirde bunlardan başka ayrıca sanat değeri yüksek bazı hanlar, Bizans ve ilk İslâm devirlerinden kalma hamam yıkıntıları, birkaç türbe ve müze de bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA:

Belâzürî, Fütûĥ (Rıdvân), s. 132; Yâkut, MuǾcemü’l-büldân, IV, 151; Richard F. Nyrop, Area Handbook for the Hashemite Kingdom of Jordan, Washington 1974; Jordan (nşr. Ministry of Information of Jordan), London 1979; Yûsuf Derviş Gavânime, ǾAmmân: hadâretühâ ve târîhuhâ, ǾAmman 1979; Hasan Abdülkadir Sâlih, Medînetü ǾAmmân: dirâse cogrâfiyye, Amman 1980; Muhammed Adnan el-Bahît v.dğr., Keşşâfü ihsâǿî zemenî li-sicillâti’l-mehâkimi’ş-şerǾiyye ve’l-evkafi’l-İslâmiyye fî bilâdi’ş-Şâm, Amman 1405/1984, I, 161-170; Crystal # M. Bennett, “Early Islamic Amman”, Journal of the British School of Archaeology in Jerusalem, XI, London 1979, s. 1-8; “Ammân: el-Medînetülbeyzâ”, Faysal, XXXIII, Riyad 1980, s. 35-47; DB², s. 829; G. Lankester Harding, “Amman”, EI² (İng.), I, 447-448.

Kudret Büyükcoşkun  


AMMÂR b. ALİ

عمّار بن علي

Ebü’l-Kasım Ammâr b. Ali el-Mevsılî (ö. 400/1010)

İslâm âleminin yetiştirdiği en büyük göz hekimlerinden biri.

Batı dünyasında Canamusalı diye tanınır. Musul’da doğdu. Doğum yerine nisbetle Mevsılî olarak da bilinir. Mısır’a göç ederek hayatının büyük bir bölümünü Kahire’de geçirdi; bu arada Horasan ve Filistin’e de seyahatler yaptı. Mısır’da öldü.

Nazarî bilgilerini çeşitli uygulama ve ameliyatlarda geliştiren Ammâr, göz hastalıkları sahasında hâzık bir hekim olarak tanınmaktadır. Kitâbü’l-Müntehab fî Ǿilmi’l-Ǿayn ve ilelihâ ve müdâvâtihâ bi’l-edviye ve’l-hadîd adlı ünlü eserini Fâtımî Sultanı Hakîm zamanında (996-1020) Mısır’da yazmıştır. Mevsılî bu eserinde, kısa bir önsözden sonra gözün anatomisi üzerinde durmakta ve göz kapakları, saydam tabaka, göz bebeği, göz akı gibi önemli bölgelerdeki hastalıkları tanıtarak tedavi usullerini açıklamaktadır. Bu tedavi usullerinin en değerli yönü, verilen bilgilerin bizzat kendisinin yaptığı tedavi ve ameliyatlardan edindiği tecrübelere dayanmasıdır. Bunlardan özellikle, katarakt ameliyatlarında uyguladığı ince bir metal boru ile katarakt tabakasını emme metodu bu sahada önemli bir buluş olarak kabul edilmektedir. Ammâr’ın bu eseri İslâm dünyasında, çağdaşı ünlü göz hekimi Ali b. Îsâ’nın Tezkire’si kadar şöhret kazanmamıştır. Bunun sebebi Ali b. Îsâ’nın eserinin daha mufassal olmasıdır. Gerçekte ise göz hastalıkları konusunda Ammâr’ın eseri daha orijinal bilgiler ihtiva etmektedir.

Ammâr’ın çalışmaları kendisinden sonra gelen hekimlere de önemli ölçüde kaynak olmuştur. XIII. yüzyılda Gafikı el-Mürşid adlı kitabında Ammâr’ın eserinden fazlasıyla faydalandığı gibi, yine bu yüzyılın sonlarında yaşayan Tabib Selâhaddin de Nûrü’l-Ǿuyûn adlı kitabının kataraktla ilgili bölümünü aynen Ammâr’ın eserinden almıştır.

Kitâbü’l-Müntehab’ı XIII. yüzyıl müelliflerinden Nathan ha-Meathi İbrânîce’ye tercüme etmiştir. J. Wirschberg, J. Lippert ve E. Mittwoch tarafından yapılan Almanca çevirisi ise 1905 yılında Leipzig’de basılmıştır (Die arabischen Augenärzte nach den Quellen bearbeitet’in



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir