TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - AHMED el-ALEVÎ ::.

cilt: 02; sayfa: 43
[AHMED el-ALEVÎ - Mustafa Kara]


hayret ve hayranlık dolu ifadelerle anlatmıştır. Tarikatın Ortadoğu’daki en meşhur tekkesi ise müridi Muhammed Hâşimî’nin Şam’da kurduğu tekkedir. Aleviyye, daha onun sağlığında Şam, Yafa, Gazze, Falûye, Aden, Addisababa, Marsilya, Paris, Lahey ve Cardiff’te teşkilâtını kurmuş, bu halkayı Yemenli müridler daha sonra Liverpool, Hull, South Shields ve Birmingham’a kadar genişletmişlerdir. Bugün Arabistan’dan İngiltere’ye, Ortadoğu’dan Amerika’ya kadar uzanan geniş bir alanda Aleviyye’ye mensup dervişlere rastlamak mümkündür.

Ahmed el-Alevî içinde yaşadığı toplumdan zaman zaman tepki görmüş, halkı ipnotize etmek, dinî hayatı bid‘at ve hurafeler içine gömmekle suçlanmıştır. Şâzeliyye’nin diğer kollarına mensup sûfîler arasında da onu tenkit edenler çıkmış, fakat bütün bunlar etrafındaki insanların her gün biraz daha çoğalmasına engel olamamıştır. İri taneli doksan dokuzluk tesbihleri boyunlarına asarak gezen Aleviyye mensuplarının Cezayir’de Fransızlar’a karşı verilen bağımsızlık mücadelesinde büyük hizmetleri geçmiştir.

Aleviyye’nin âdâb ve erkânında zikir ve halvet çok önemlidir. Toplu zikir cehrî (sesli) ve kıyâmî-kuûdî (ayakta ve oturarak) yapılır. Halvetteki mürid kırk gün boyunca ibadet ve zikirle meşgul olur, oruç tutar. Yetmiş beş bin defa kelime-i tevhid tekrar edildikten sonra ism-i celâl zikrine geçilir. Sondaki “...âh” hecesi nefes tükeninceye kadar uzatılır. Ahmed el-Alevî’nin tarikat silsilesi, Ebü’l-Yezâ Mehâcî, Kaddûr el-Vekîlî, Muhammed b. Hatîb el-Bûzîdî vasıtasıyla Derkaviyye tarikatının kurucusu Ahmed ed-Derkavî’ye ulaşır.

Ahmed el-Alevî hakkında kaleme alınan en güzel eser, ölümünden dört yıl sonra Fransa’da onun müridleriyle karşılaşan Martin Lings’in (Ebû Bekir Sirâceddin) yazdığı A Moslem Saint of the Twentieth Century (London 1961) adlı kitaptır. Eser müellifi tarafından Fransızca’ya (Un Saint musulman vingtième siècle, Le Cheikh Aĥmad al-ǾAlawı, Paris 1967), ayrıca Arapça’ya (eş-Şeyħ Ahmed el-ǾAlevî, trc. Muhammed İsmâil el-Mevâfî, Beyrut 1973) ve Türkçe’ye de (Yirminci Yüzyılda Bir Veli, trc. U. Uyan - B. Şahin, İstanbul 1982) tercüme edilmiştir.

Bazı Eserleri. 1. el-Mineĥu’l-Kuddûsiyye fî şerĥi’l-Mürşidi’l-muǾîn bi-ŧarîķi’ś-śûfiyye. İbn Âşir el-Fâsî’nin el-Mürşidü’l-muǾîn adlı eserine yaptığı şerhtir. 2. Devhatü’l-esrâr fî maǾna’s-salâti Ǿale’n-Nebiyyi’l-muħtâr. 1917 yılında kaleme alınmıştır. 3. ed-Dîvân. İlk defa 1921 yılında yayımlanan bu eserin, müellifin Lübâbü’l-Ǿilm fî sûreti’n-Necm, Minehu’l-Kuddûsiyye ve Unmûzecü’l-ferîd adlı eserleriyle birlikte yapılmış bir başka neşri de vardır (Dımaşk 1963). 4. el-Kavlü’l-maǾrûf fi’rreddi Ǿalâ men enkere’t-tasavvuf. İlk defa 1920 yılında yayımlanmıştır. 5. Allāh: el-Kavlü’l-muǾtemed fî meşrûŧiyyeti’ž-žikri bi’l-ismi’l-müfred. Müellifin bu eserini 1927 yılında telif ettiği bilinmektedir (diğer eserleri için bk. Yirminci Yüzyılda Bir Veli, s. 287 vd.).

BİBLİYOGRAFYA:

Ziriklî, el-AǾlâm, I, 243; Abdülkadir Îsâ, el-Ĥaķāǿiķ Ǿani’t-taśavvuf, Haleb 1956; M. Lings, Un Saint musulman du vingtième siècle, Le Cheikh Ahmad al-Alawı, Paris 1967; a.e. (trc. U. Uyan - B. Şahin: Yirminci Yüzyılda Bir Veli), İstanbul 1982; a.mlf., “Ibn Alıwa”, EI² (Fr.), III, 722-724; A. Merad, Le réformisme musulman en Algérie, Paris 1967; Semîh Âtıf ez-Zeyn, es-Sûfiyye Ǿinde nazari’l-İslâm, Kahire 1405/1985, s. 563-564; Macit Fahri, İslâm Felsefesi Tarihi (trc. Kasım Turhan), İstanbul 1987, s. 201; Adnan el-Cezâirî, “Şeyh el-ǾAlevî”, Cerîdetü Fete’l-ǾArab ed-Dımaşkı, 2 Receb 1353 Dımaşk; A. Berque, “Un Mystique Moderniste”, RAfr. (1936), s. 691-776; Mustafa Kara, “Şazeliye Tarikatı ve Üç Büyük Şeyhi”, Hareket, sy. 24, İstanbul 1981.

Mustafa Kara  


AHMED b. ALİ en-NECÂŞÎ

(bk. NECÂŞÎ, Ahmed b. Ali)  


AHMED b. ALİ er-RAMMÂL

(bk. İBN ZÜNBÜL).  


AHMED AMİŞ EFENDİ

(1807-1920)

Mutasavvıf, şeyh, Fâtih türbedarı.

Doğum yeri olan Tuna vilâyetine bağlı Tırnova’da medrese tahsili gördü. Aynı yerde sıbyan mektebi muallimliği yaptı. İsmail Fenni Ertuğrul ile hattat Hasan Rızâ Efendi, “Amiş’in mektebi” adıyla anılan bu mektebin talebelerindendi. Tabur imamı olarak 1853 Kırım Harbi’ne katıldı.

Yirmi yaşında iken, Şa‘bâniyye tarikatının Kuşadaviyye (İbrâhimiyye) kolunun kurucusu Kuşadalı İbrâhim Efendi’nin Tırnova’ya nâib olarak gönderdiği Ömer Halvetî’ye intisap eden Amiş Efendi, 1846’da irşada mezun oldu. Gördüğü bir rüya üzerine mürşidi Ömer Halvetî’nin de izniyle İstanbul’a gitti ve Kuşadalı İbrâhim Efendi’nin vefatından sonra onun irşad makamına geçen Zeyrek civarındaki Çinili Hamam’ın sahibi Bosnalı Şeyh Mehmed Tevfik Efendi ile görüştü. Tırnova’ya dönünce bir hamam kiralayarak onun gibi hamam işletti. Bosnalı Mehmed Tevfik Efendi’nin 1866’da vefatı üzerine ikinci defa İstanbul’a gitti. Şeyhin önde gelen müridlerinden Üsküdarlı Hoca Ali Efendi, Rıfat Efendi, Üsküdar’da Nalçacı Dergâhı Şeyhi Mustafa Enver Bey, Kâşgar hükümeti temsilcisi Fusûs, şârihi Yâkub Han ve Fâtih türbedarı Niğdeli Bekir Efendi ile tasavvufî sohbetlerde bulundu. Bir süre sonra tekrar memleketine döndü. 1877’de Tuna vilâyetinin elden çıkması üzerine Tırnova’yı terketti. İstanbul’a gittiği zaman Fâtih türbedarı Bekir Efendi türbedarlık görevini Ahmed Amiş Efendi’ye devretti. Amiş Efendi bundan sonra “Fâtih türbedarı” unvanıyla tanındı.

Tarikat silsilesi, Bosnalı Mehmed Tevfik, Kuşadalı İbrâhim, Beypazarlı Ali, Çerkeşiyye kolunun kurucusu Mustafa Çerkeşî, Nasûhiyye kolunun kurucusu Seyyid Mehmed Nasûhî, Karabaşiyye kolunun kurucusu Ali Karabaş-ı Velî vasıtasıyla tarikat pîri Şeyh Şa‘bân-ı Velî’ye ulaşır.

Tırnova’da bulunduğu yıllarda bir istekte bulunmaksızın, Nakşibendiyye-i Hâlidiyye’den