TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - AHLATŞAHLAR ::.

cilt: 02; sayfa: 25
[AHLATŞAHLAR - Faruk Sümer]


başka diğer bazı şehirleri de idareleri altında bulundurdukları söylenebilir. Ebü’l-Fidâ’ya göre, Mervânoğulları’nın zulmünden bıkan Ahlat halkı, adalet ve dirayetini duydukları Sökmen’i 1100 yılında çağırıp şehri ona teslim etmişlerdir. Adı geçen müellif, Ahlatşahlar Devleti’nin bu tarihte kurulmuş olduğunu yazmaktadır. Ancak Azerbaycan Meliki Mevdûd henüz hayatta olduğuna göre, Sökmen’in şehri onun adına idare ettiğinde şüphe yoktur. Diğer taraftan İbnü’l-Ezrak’a göre ise Alparslan Malazgirt Savaşı’ndan sonra Ahlat ve Malazgirt’e valiler tayin ettiğinden buraları Mervânoğulları’nın elinden çıkmış ve Selçuklu sultanları, kendi zamanına kadar adı geçen şehirleri emîrlere dirlik şeklinde vermeye devam etmişlerdir. Sökmen, yukarıda kaydedildiği gibi Muhammed Tapar’a güzel hizmetlerde bulundu. Bu sebeple Tebriz, Ahlat, Meyyâfârikın (Silvan) ve diğer ikinci derecede bazı şehirler bu sadakatının mükâfatı olarak kendisine iktâ* edildi (1111). Ancak İbnü’l-Ezrak’ın bir kaydına dayanılarak, Musul Emîri Çökürmüş ile birlikte Urfa’nın güneyindeki Belih çayı kıyısında Haçlılar’a karşı parlak bir zafer kazanan (7 Mayıs 1104) Sökmen’in Sökmen el-Kutbî olduğu iddiası asla kabul edilemez. Çünkü yerli ve yabancı diğer bütün güvenilir kaynaklarda, zaferi kazananın Hısnıkeyfâ (Hasankeyf) hâkimi Artuklu Sökmen olduğu açıkça ifade edilmektedir. Esasen İbnü’l-Ezrak da eserinin başka bir yerinde Haçlılar’ı yenenin Artuklu Sökmen olduğunu bildirmektedir.

İbnü’l-Ezrak’ın Sökmen el-Kutbî’nin 1109 yılında Meyyâfârikın’i uzun bir muhasaradan sonra eline geçirdiğine dair sözleri diğer müelliflerce de teyit edilir. Sökmen Meyyâfârikın’in idaresini memlükü Gızoğlu’na bırakmıştı. 1111 yılında Haçlı tehdidine mâruz kalan şehirlerden Bağdat’a gelen müslümanların yardım istemeleri üzerine Muhammed Tapar, Altun Tigin oğlu Mevdûd kumandasında kalabalık bir orduyu Haçlılar üzerine gönderdi. Bu orduda Sökmen el-Kutbî, Merâga hâkimi Ahmedîl, Porsuk’un oğulları İlbegi ve Zengî gibi büyük emîrler de bulunuyordu. Fakat ordu Urfa bir yana, kırk beş gün kuşattığı Tel Bâşir Kalesi’ni (Gaziantep yöresinde) bile alamadı. Halep’e gelindiğinde Sökmen el-Kutbî hastalandı. Hastalığının ağırlaşması üzerine askerleriyle birlikte ordudan ayrıldı ve Fırat kıyısındaki Bâlis şehrinde öldü (Eylül 1111). Sökmen’in tabutu memleketine götürülürken Artukoğlu İlgazi’nin saldırısına uğradıysa da bu saldırı Sökmen’in askerlerince geri püskürtüldü. Sökmen’in naaşı önce Meyyâfârikın’e, sonra da Ahlat’a götürülüp orada defnedildi. Sökmen’in Tebriz, Ahlat, Erciş, Zâtülcevz (Adilcevaz), Meyyâfârikın, Malazgirt, Muş, Van, Bargiri ve Vestan şehirlerini idare ettiği bilinmekte, Ahlat ile Tebriz arasındaki diğer bazı şehirler ve kalelere de hâkim olması ihtimal dahilinde görülmektedir. Merâga hâkimi Ahmedîl, Muhammed Tapar’ın Sökmen’in sahip olduğu yerleri kendisine vereceği ümidine kapılarak ölümüne pek sevindiyse de bu ümidi tahakkuk etmediği gibi çok geçmeden Bâtınîler tarafından hançerlenerek öldürüldü. Hoy’un batısında ve ona bir konak mesafedeki Sökmenâbâd şehrinin bu Sökmen mi, yoksa torunu II. Sökmen tarafından mı kurulduğu bilinmemektedir. Sökmen’in İnanç Hatun unvanlı karısı da Ahlatşahlar tarihinde önemli bir rol oynamıştır.

Sökmen’in yerini oğullarından Zahîrüddin İbrâhim aldı ve 1126 veya 1127 yılında ölümüne kadar bu mevkide kaldı. Zayıf bir şahsiyeti olan İbrâhim zamanında ülkeyi ihtiraslı, fakat pek dirayetli görünmeyen annesi İnanç Hatun idare etti. Bunun neticesinde Tebriz ile Azerbaycan meliklerine ait diğer birçok yerler Muhammed Tapar tarafından karısı Gevher Hatun’a verildi. Bundan başka Tapar Meyyâfârikın’i de İbrâhim’in idaresinden alarak Karaca es-Sâkı’ye iktâ etti (1115).

Tarihçi Azîmî, Sökmen el-Kutbî’nin oğlu Dâvud’un 1124 yılında Togan Arslan’ı yendikten sonra Bitlis’i de kuşattığını bildirmektedir. Ancak Sökmen el-Kutbî’nin Dâvud adlı bir oğlu olduğu diğer kaynaklarca doğrulanmadığı gibi, Hısnıkeyfâ hâkimi Sökmen oğlu Dâvud’un da aynı yılda hayatta olduğu bilinmektedir. Bu sebeple Azîmî’nin Ahmed yerine yanlışlıkla Dâvud adını yazmış olması muhtemeldir. Aynı müellif, İbrâhim’in 1126 yılında vefat ettiğini ve yerine kardeşi Yâkub’un geçtiğini yazarken mahallî bir kaynağa dayanan Ebü’l-Fidâ, İbrâhim’in 1127 yılında öldüğünü ve kardeşi Ahmed’in ona halef olduğunu belirtir.

Ahmed on ay emirlik mevkiinde bulunduktan sonra öldü ve yerine altı yaşındaki yeğeni ve İbrâhim’in oğlu Sökmen geçti (1128-1185). Fakat bu sırada Ahlatşahlar ülkesini II. Sökmen’in babaannesi idare ediyordu. Ebü’l-Fidâ’nın kaynağına göre, İnanç Hatun memlekete tek başına hâkim olmak için çocuk yaştaki torununu da öldürtmek istemiş, fakat bunun farkına varan devlet büyükleri 528’de (1133-34) bu ihtiraslı kadını boğdurarak tehlikeyi önlemişlerdir. Aynı yılda Irak Selçukluları tahtına ikinci defa olarak Mesud çıkmıştı. Sultan Mesud 1135’te Halife Müsterşid’i yenip Merâga’ya geldikten sonra Ahlatşahlar’ın ülkesine yürüdü. Ahlatşah Sökmen değerli armağanlar ile Mesud’un huzuruna gidip onun gönlünü aldıysa da Sultan Mesud, Sökmen’in sadakatinden emin olmamış bulunmalı ki 1137’de Fars Valisi Mengü Bars ile yaptığı Gürşenbe Savaşı’ndan sonra yanına gelen kardeşi Selçuk’a, Sökmen ve Togan Arslan’ın ülkelerini iktâ etmiş ve Tebriz Valisi Gızoğlu es-Silâhî’yi de onun atabegliğine getirmiştir. İmâdüddin el-İsfahânî’ye göre Selçuk iktâ bölgesine gidip o ülkeleri tamamıyla eline geçirmiş, halkına zulüm ve işkence ederek müsaderelerde bulunmuş, pek çok kişiyi esir almıştır. Ancak dirayetsiz biri olan Melik Selçuk yaptığı bu kötü işlerden dolayı Doğu Anadolu’da tutunamadı; Doğu Anadolu beylikleri büyük bir dış tehlikeyi böylece atlatmış oldular. Bu arada Musul-Halep hâkimi Atabeg İmâdüddin Zengî Ahlat üzerine bir sefer düzenleyerek Sökmen’in kızı ile evlenmişti (1133). Zengî’nin Ahlatşah Sökmen’in kızı ile evlenmekten gayesi, çok defa yaptığı gibi, burayı hâkimiyeti altına almak için zemin hazırlamaktı. İnanç Hatun’un zayıf idaresi onun ihtirasını körüklemişti.

II. Sökmen’in uzun hükümdarlık zamanı Ahlatşahlar Devleti’nin şüphesiz en parlak devrini teşkil eder. Gürcüler ile yapılan birkaç savaş istisna edilirse Van gölü çevresi halkı, II. Sökmen’in yaklaşık elli yedi yıllık idaresi altında rahat bir hayat geçirdi. Bu hükümdar 533 (1138-39) yılında âsi ruhlu ve savaşçı Sasunlular (Senâsîne) tarafından her nasılsa esir alındıysa da Artuklu Hükümdarı Hüsâmeddin Temürtaş’ın teşebbüsü ile serbest bırakıldı. Fakat Sökmen çok sonraları Sasunlular’ın kalelerini üç yıl kuşatarak ele geçirdi (11 Ağustos 1174) ve bu topluluğu ağır bir şekilde cezalandırdı. Hatta Ahlatlı Ammâr oğlu Es‘ad hâtıratında, Sökmen’in onları bir daha kendilerini toparlayıp zarar veremeyecek duruma getirdiğini nakletmiştir. Zengî’nin ölümü üzerine



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir