TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ADIVAR, Halide Edip ::.

cilt: 01; sayfa: 377
[ADIVAR, Halide Edip - İnci Enginün]


Halide Edip’in roman ve hikâyeleri muhteva bakımından üç grupta toplanabilir: 1. Daha çok kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının cemiyetteki yerini arayan eserleri: Heyulâ (İstanbul 1324), Seviye Talip (Bursa 1326), Yeni Turan (İstanbul 1329), Handan (İstanbul 1331), Son Eseri (İstanbul 1331) Mev’ud Hüküm (İstanbul 1917), Raik’in Annesi (1342) ve hikâyelerini topladığı Harap Mâbetler (İstanbul 1326). 2. Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri: Dağa Çıkan Kurt (İstanbul 1338), İzmir’den Bursa’ya (Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve Mehmed Âsım ile birlikte, İstanbul 1338), Ateşten Gömlek (İstanbul 1339), Kalp Ağrısı (İstanbul 1340), Vurun Kahpeye (İstanbul 1926), Zeyno’nun Oğlu (İstanbul 1928). 3. Şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan cemiyet romanları: Sinekli Bakkal (İstanbul 1935), Yolpalas Cinayeti (İstanbul 1937), Tatarcık (İstanbul 1939), Sonsuz Panayır (İstanbul 1946), Döner Ayna (İstanbul 1954), Akile Hanım Sokağı (1958), Hayat Parçaları (İstanbul 1963), Sevda Sokağı Komedyası (1972), Çaresâz (1972), Kerim Usta’nın Oğlu (1974).

Kitaplarına girmemiş hikâye ve denemeleri Kubbede Kalan Hoş Sada (1974) adlı kitapta derlenen Halide Edip’in son romanları şöhreti ile bağdaşamayacak kadar zayıf olup bunlarda bir bıkkınlık ve acelecilik görülür. Yazarın Kenan Çobanları (İstanbul 1334) ve madde ile ruhun karşılaştırıldığı Maske ve Ruh (İstanbul 1937) adlı iki de tiyatro eseri vardır. Ayrıca Henri Masse’ın Islam adlı Fransızca eserini İngilizce’ye çevirmiş (1938), Shakespeare’den Hamlet (Vahit Turan ile İstanbul 1941), Nasıl Hoşunuza Giderse (1943), Corialanus (1945), Antonius ve Kleopatra (Mina Urgan’la, İstanbul 1949); George Orwell’den Hayvan Çiftliği (İstanbul 1954), Walpole’den Gizli Belde (İstanbul 1928) ve Gibb’den de Osmanlı Şiiri Tarihi I (1943) adlı tercümeleri yapmıştır.

Türkiye ile ilgilenen yabancıların başvurduğu birinci derecede eserler olan Memoirs’i (1926) Mor Salkımlı Ev (İstanbul 1963), The Turkish Ordeal’ı da (1928) Türkün Ateşle İmtihanı (İstanbul 1962) adıyla Türkçe olarak; Amerika’daki konferanslarını Turkey Faces West (1930), Hindistan’daki konferanslarını da Conflict of East and West in Turkey (1935) adıyla yayımladı. Büyük ölçüde yabancı ülkelerde verdiği konferanslarından faydalanarak Türkiye’de Şark, Garp ve Amerikan Tesirleri (1955) adlı eseri kaleme almış, Hindistan intibalarını ise Inside India (1938) adıyla yayımlamıştır. Halide Edip’in inceleme mahsulü diğer bir çalışması da üç ciltlik İngiliz Edebiyatı Tarihi’dir (İstanbul 1940, 1943, 1949).

BİBLİYOGRAFYA:

Baha Dürder, Halide Edip: Hayatı ve Sanatı, İstanbul 1940; H. Uğural Barlas, Halide Edip Adıvar, İstanbul 1963; Hilmi Yücebaş, Bütün Cepheleriyle Halide Edip, İstanbul 1964; Muzaffer Uyguner, Halide Edip, İstanbul 1968; Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman, Ankara 1969, II, 62-91; Aytekin Yakar, Türk Romanında Millî Mücadele, Ankara 1973; Nazan Güntürkün, Halide Edip ile Adım Adım, İstanbul 1974; A. Hamdi Tanpınar, Edebiyat Üzerine Makaleler, İstanbul 1977, s. 120; İnci Enginün, Halide Edip Adıvar’ın Eserlerinde Doğu-Batı Meselesi, İstanbul 1978; a.mlf., Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul 1983, s. 96-107; a.mlf., Halide Edip Adıvar, İstanbul 1986; a.mlf., “Adıvar, Halide Edip”, TDEA, I, 36-38; Fethi Naci, Türkiye’de Roman ve Toplumsal Değişme, İstanbul 1981, s. 96-99; Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış, İstanbul 1983, s. 129-150; Mehmet Kaplan, Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar, İstanbul 1987, II, 56.

İnci Enginün  


ADIYAMAN

Güneydoğu Anadolu bölgesinde şehir ve bu şehrin merkez olduğu il.

Güneydoğu Toroslar’ın Malatya dağları adı verilen kesiminin güney eteklerinde, deniz seviyesinden 725 m. yükseklikte kurulmuştur.

Anadolu’nun en eski yerleşim alanlarından biri olan Adıyaman’ın eski adı Hısnımansûr’dur. Kaynaklarda, VII. yüzyılda buraya gelen Emevî kumandanlarından Kays kabilesine mensup Mansûr b. Ca‘vene’ye izâfetle bu ismin verildiği zikredilmekte ise de başka bir rivayete göre bu isim Abbâsî Halifesi Ebû Ca‘fer el-Mansûr’un adından gelmektedir. Ayrıca, Hârûnürreşîd’in halife olmadan önce burayı yeniden imar ve inşa ettirdiği de bilinmektedir. Adıyaman ismi ise Cumhuriyet’ten sonra verilmiş olup menşei hakkında bir kayda rastlanamamıştır.

Bölgede Pirin, Zey, Haydaran, Palanlı ve Gümüşkaya’da yapılan kazılarda tarih öncesi medeniyetlere ait çeşitli kalıntılar bulunmuştur. Bunlardan, Adıyaman ve çevresinin sırasıyla Hitit, Hurri, Mitanni, Kummuh, Âsur, Pers, Kommagene krallıkları ile Roma ve Bizans hâkimiyetine girdiği anlaşılmaktadır. İlk İslâm akınlarına ise Hz. Ömer zamanında başlanarak asıl fetih hareketleri 670’e doğru Emevî Halifesi Muâviye devrinde gerçekleştirildi ve Adıyaman, Samsat, Besni ve çevresi ele geçirildi. 758’de Abbâsî hâkimiyetine giren Hısnımansûr, X. yüzyılda yeniden Bizanslılar’a geçti ve Türkler’ce ilk defa 1066’da Selçuklu kumandanı Gümüştekin tarafından alındı. Bundan sonra zaman zaman Artuklu, Eyyûbî ve Selçuklular’ın hâkimiyeti altına girdi; daha sonra Osmanlı idaresine kadar Moğol, Akkoyunlu, Dulkadır Beyliği ve Memlüklü idarelerinde kaldı. Osmanlı hâkimiyetine ilk girişi I. Bayezid devrinde olmakla birlikte (bk. Âşık Paşazâde, s. 67), Yavuz Sultan Selim tarafından 1515’te Diyarbekir’in fethi sırasında kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı idarî teşkilâtında Besni’nin bir nahiyesi iken 1519’dan itibaren Gerger, Kâhta ve Besni ile birlikte Maraş eyaletine bağlı sancaklar arasında yer aldı. 1531 yılında Elbistan sancağına bağlı bir kaza haline getirilen Hısnımansûr, 1563’te yeniden Maraş’a bağlandı ve muhtemelen



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir