TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ABDÜRRAHİM DEDE, Şeydâ Hâfız ::.

cilt: 01; sayfa: 289
[ABDÜRRAHİM DEDE, Şeydâ Hâfız - Nuri Özcan]


Tezkirelerde belirtildiğine göre Abdürrahim Dede aynı zamanda edip ve şairdir. Şiirlerinde genellikle Şeydâ mahlasını kullanmakla birlikte, Şeydâ mahlaslı diğer şairlerden ayırt edilmek için Şeydâ Dede, Şeydâ Derviş ve Şeydâ Hâfız mahlaslarını da kullanmıştır. Bestelediği eserlerin güftelerini kendi şiirlerinden seçtiği bilinmektedir. Şiirleri divan halinde toplanmamıştır; ancak bunların bazı örneklerine mecmualarda rastlanmaktadır. Konya Mevlânâ Müzesi yazmaları arasında (nr. 2163) bulunan mecmua bunlardan biridir.

BİBLİYOGRAFYA:

Müstakimzâde, Mecmûa-i İlâhiyyât, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3397, vr. 147b; Esrâr Dede, Tezkire, Millet Ktp., Ali Emîrî, T, nr. 756, s. 204-205; Fatin, Tezkire, s. 228; Sicill-i Osmânî, III, 184; S. Ezgi, Türk Musikisi, I, 129-130; V, 360-361; Mevlevî Âyinleri (İstanbul Konservatuarı Neşriyatı), İstanbul 1934, VIII, 436-445; S. Nüzhet Ergun, Antoloji, İstanbul 1942, I, 167-169; 1943, II, 637, 638; Abdülbâki Gölpınarlı, Konya Mevlâna Müzesi Yazmaları Kataloğu, Ankara 1971, II, 238; Sadettin Heper, Mevlevî Âyinleri, Konya 1974, s. 141-149; T. Kip, TSM Sözlü Eserler Repertuvarı, s. 88, 186, 201; Öztuna, TMA, I, 10; M. Kemal Özergin, “Hâfız Şeydâ Dede’ye Dair Bir Tarih Manzumesi”, Mızrap, sy. 17, İstanbul 1984, s. 4-6.

Nuri Özcan  


ABDÜRRAHİM EFENDİ, Abaza Şeyhi

(bk. ABAZA ŞEYHİ)  


ABDÜRRAHİM EFENDİ, Hoca

(ö. 1066/1656)

Osmanlı şeyhülislâmı.

Adana’da doğdu. İlk tahsilini tamamladıktan sonra Hüseyin Halhalî ve Sadreddinzâde Mehmed Emin Efendi’den ders aldı. Daha sonra Hocazâde Abdülaziz Efendi’ye intisap etti ve ondan mülâzım oldu. 1620-1624 tarihleri arasında Siyavuş Paşa, Hâfız Paşa ve Mustafa Paşa medreselerinde, ardından Sahn-ı Seman, Ayasofya, Süleymaniye ve Sultan Ahmed medreselerinde müderrislik yaptı. Bir süre sonra kadılık mesleğine geçerek 1634’te Yenişehir kadısı oldu. 1638’de önce İstanbul pâyesini aldı, sonra fiilen İstanbul kadısı, 1641’de de Anadolu kazaskeri oldu. Kısa bir süre Adana kadılığı yaptıktan sonra 1645’te Rumeli kazaskerliğine, 25 Nisan 1647’de de şeyhülislâmlığa getirildi.

Abdürrahim Efendi’nin şeyhülislâmlığı döneminde en önemli icraatı, Sultan İbrâhim’in önce hal‘ine, daha sonra da katline fetva vermesidir. Bu konuda ocak ağalarını yanına almış, ayrıca ulemânın da desteğini sağlamıştı. 18 Temmuz 1649’da ocak ağalarının aşırı hareketleri sırasında Murad Paşa’nın gadrine uğrayarak azledildi ve Mekke’ye gönderildi. Hacdan sonra Kudüs kadılığına tayin edildi. Bir süre sonra yine ocak ağalarının aracılığı ile İstanbul’a döndü ve kendisine Üsküdar kadılığı verildi. Ağalar Vak‘ası (1651) sırasında İstanbul’dan çıkarılarak Belgrad’a gönderildi; 6 Şubat 1656’da orada vefat etti ve Belgrad’da İmâret Camii avlusuna defnedildi.

Müderrislik hayatı boyunca pek çok talebe yetiştirdiğinden “hoca” unvanıyla anılan Abdürrahim Efendi bilgili, dürüst ve doğruyu söylemekten çekinmeyen bir âlimdi. Sultan İbrâhim’in hal‘i ve öldürülmesi olaylarının bizzat içinde bulunmuş ve olayların akışında tesiri olmuştur. Kâtip Çelebi, çeşitli konularda onun desteğini görmüş, hatta ondan aldığı bilgileri yer yer Fezleke’de zikretmiştir (II, 293). Bazı kitapların kenarlarına yazdığı hâşiyeler dışında herhangi bir eseri bilinmemektedir (bk. Uşşâkızâde, s. 196).

BİBLİYOGRAFYA:

Kâtip Çelebi, Fezleke, İstanbul 1287, II, 292-293; Naîmâ, Târih, İstanbul 1281-83, IV, 298, 303; VI, 243-244; Uşşâkızâde, Zeyl-i Şakaik (nşr. H. J. Kissling), Wiesbaden 1965, s. 193-196; Şeyhî, Vekayiu’l-fuzalâ, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 2361, I, vr. 118a-b; Devhatü’l-meşâyih maa zeyl, s. 54; Sicill-i Osmânî, III, 330; İlmiyye Salnâmesi, s. 455-457; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III/2, s. 467; Tayyib Gökbilgin, “İbrâhim”, İA, V/2, s. 883-885.

Mehmet İpşirli  


ABDÜRRAHİM EFENDİ, Menteşzade

(ö. 1128/1716)

Osmanlı şeyhülislâmı.

Bursa mahkemesi kâtibi Kurt Mehmed Efendi’nin oğlu ve Menteşzâde Mehmed Efendi’nin damadıdır. Bursa’da doğdu, buradaki tahsilinden sonra İstanbul’a gitti. Minkarîzâde Yahyâ Efendi’ye intisap ederek ondan mülâzım oldu. Önce Tûtî Latif, Ümm-i Veled, Canbaziye, Süleyman Subaşı, Hatice Sultan, daha sonra Sahn-ı Seman, Zal Paşa, Mihrimah Sultan, Eyüp Sultan medreselerinde müderrislik yaptı. Ardından kadılık mesleğine geçerek Yenişehir ve Edirne kadısı oldu. Bir süre sonra azledilerek on yıl kadar kendisine görev verilmedi. Nihayet kısa bir müddet Üsküdar ve Mısır kadılığı yaptıktan sonra 1705’te İstanbul kadılığı pâyesini aldı; 1708’de de Anadolu kazaskerliğine getirildi. 1711, 1713 ve 1715’te üç



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir