TDV İslâm Ansiklopedisi
İslâm Ansiklopedisine başka bir sayfadan ulaştınız. Orijinal sayfaya ulaşmak için tıklayınız

Yeni elektronik ansiklopedi sitemizi denemek ister misiniz?


 .:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ABDURRAHMAN b. EBZÂ ::.

cilt: 01; sayfa: 160
[ABDURRAHMAN b. EBZÂ - Raşit Küçük]


Doğrudan Hz. Peygamber’den rivayet ettiği hadislerden başka (bk. Müsned, III, 406-407), Ebû Bekir, Ali, Ömer, Ammâr, Übey b. Kâ‘b (bk. Müsned, V, 122-125) gibi büyük sahâbîlerden naklettiği rivayetleri Kütüb-i Sitte’de yer almıştır. Kendisinden de oğulları Saîd ve Abdullah, ayrıca Şa‘bî, Ebû İshak es-Sebîî ve diğer bazı tâbiîler hadis rivayet etmişlerdir.

Hayatının ileri dönemlerinde Kûfe’ye yerleşen Abdurrahman’ın nerede vefat ettiği bilinmemektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

İbn Sa‘d, et-Tabakatü’l-kübrâ (nşr. İhsan Abbas), Beyrut 1388/1968, V, 462; Müsned, III, 406-407; V, 122-125; Buhârî, “Selem”, 7; a.mlf., et-Târîhu’l-kebîr (nşr. Abdurrahman b. Yahyâ el-Yemânî v.dğr.), Haydarâbâd 1360-80/1941-60 → Diyarbakır, ts. (el-Mektebetü’l-İslâmiyye), V, 245; Müslim, “Salâtü’l-müsâfirîn”, 269; İbn Ebû Hâtim, el-Cerh ve’t-ta‘dîl, Haydarâbâd 1371-73/1952-53 → Beyrut, ts. (Dârü’l-Kütübi’l-ilmiyye), V, 209; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-gabe (nşr. Muhammed İbrâhim el-Bennâ v.dğr.), Kahire 1390-93/1970-73, III, 422-423; Zehebî, AǾlâmü’n-nübelâǿ, III, 201-202; İbn Hacer, el-İsâbe, Kahire 1328, IV, 149; a.mlf., Tehzîbü’t-Tehzîb, VI, 132-133.

Raşit Küçük  


ABDURRAHMAN EFENDİ, Çinicizâde

(ö. 1137/1724)

Türk hattatı.

İstanbulludur. Sülüs-nesih yazılarını Ramazan Efendi’den öğrenerek icâzet aldı. Gubârî hattıyla yazmayı daha çok severdi. Yüz Mushaf-ı şerif yazdı. Eserlerinin çoğu Baruthaneli Abdullah tarafından tezhip edilmiştir. Hattat Hâfız Osman’ın ihtiyarlığında, kalemlerini onun arzusuna uygun bir şekilde açar, düzeltirdi. Aynı zamanda, devrinin meşhur mûsikişinası ve padişah mevlidhanlarından olan sanatkârın bu yönü üzerinde mûsiki kaynaklarında yeterli bilgi yoktur. Hayatının son yirmi yılı III. Ahmed zamanında geçmiştir. Hekimoğlu Ali Paşa Camii’nin karşısındaki Abdal Yâkub Tekkesi Şeyhi Üveys Dede Türbesi’nde gömülüdür.

BİBLİYOGRAFYA:

Müstakimzâde, Tuhfe-i Hattâtîn (nşr. İbnülemin Mahmud Kemâl), İstanbul 1928, s. 253; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, IV/2, s. 564; Şevket Rado, Türk Hattatları, İstanbul, ts. (Yayın Matbaacılık), s. 102, 112, 131, 145; R. Ekrem Koçu, “Abdürrahman Efendi”, İst. A, I, 158.

Muhittin Serin  


ABDURRAHMAN EFENDİ, Kocahüsamzâde

(ö. 1081/1670)

Osmanlı şeyhülislâmı.

İstanbul kadılarından Tulumcu Koca Hüsam Efendi’nin oğludur. 1003’te (1594-95) İstanbul’da doğdu; medrese tahsilini tamamlayarak Şeyhülislâm Hocazâde Mehmed Efendi’den mülâzım oldu. Daha sonra babasıyla birlikte Mısır, Kudüs ve Medine’ye giderek buralarda birçok âlimden ders okudu. Anadolu’ya döndükten sonra küçük medreselerden başlayarak sırasıyla Sahn-ı Seman, Ayasofya ve Süleymaniye gibi büyük medreselerde müderrislik yaptı. Abdurrahman Efendi daha sonra kadılık mesleğine geçti ve 1640-1645 tarihleri arasında Halep, Şam, İstanbul kadılıklarında bulundu. 1649’da Anadolu kazaskerliğine tayin edildi; ertesi yıl azledilerek kendisine Tırnova kazası arpalık olarak verildi. 1652’de Rumeli kazaskerliğine getirildi, ancak kısa bir süre sonra bu görevinden de azledildi.

İpşir Mustafa Paşa’nın âsilerin isteğiyle öldürülmesi sırasında, paşa tarafını tutan Şeyhülislâm Ebû Saîd Mehmed Efendi’nin azledilmesi üzerine, Abdurrahman Efendi 11 Mayıs 1655 tarihinde şeyhülislâm oldu. On aya yakın bir süre bu makamda kaldıktan sonra züyûf akçe ve ulûfe meselelerinden dolayı patlak veren ve Osmanlı tarihinde Çınar Vak‘ası veya Vak‘a-yı Vakvakıyye adıyla bilinen olaylarda görevden alınmasını istedi (5 Mart 1656). Olaylar sırasında âsiler padişahtan ayak divanı* talep ettiler. Abdurrahman Efendi’nin saray ağaları tarafını tutması ve padişahı ayak divanına gitmekten alıkoymak istemesi üzerine azledildi; yerine Memikzâde şeyhülislâmlığa getirildi. Azlinden sonra, isteği üzerine kendisine Kudüs kadılığı verildi; bir süre Şam’da kaldı. Ertesi yıl Ayıntab, daha sonra da Mısır’da Cize kadılığı arpalık olarak verildi. Eylül 1670’te Mısır’da vefat etti.

Abdurrahman Efendi’nin hat sanatında, özellikle ta‘likte üstat ve ayrıca mükemmel bir kemankeş olduğu kaynaklarda belirtilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

Muhibbî, Hulâsatü’l-eser, Kahire 1284 → Beyrut, ts. (Dâru Sâdır), II, 351-355; Şeyhî, Vekayiu’l-fuzalâ, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 2361, I, vr. 185b-186a; Devhatü’l-meşâyih maa zeyl, s. 62-63; Müstakimzâde, Tuhfe-i Hattâtîn (nşr. İbnülemin Mahmud Kemâl), İstanbul 1928, s. 673; İlmiyye Salnâmesi, s. 463; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III/1, s. 293; III/2, s. 472; Cl. Huart, “Abdurrahman”, İA, I, 50.

Mehmet İpşirli